Mutluluk maddenin konusu değil, o bir farkındalık halidir

R. Berin Tuncel “Her An Yeniden”de duygular, ilişkiler, kadın olmak ve kendini bulmak üzerinden modern insanın yaralarına şefkatle dokunuyor. Benazir Orhan yazdı.

Mutluluk maddenin konusu değil, o bir farkındalık halidir

Her bir karakter için ayrı bir kitap daha yazılsa yeridir aslında çünkü her birinin varoluş tarzının dinamikleri yaşadığımız toplumdaki farklılıkların anlaşılmasına ışık tutar nitelikte çeşitli ve zengin.

*

Selen’in hem anne, hem eş, hem modern bir kadın olmaya çabalarken yorgun düşmesi ve yaşadığı içsel tatminsizlik merkezinden uzaklaşmasından ileri geliyor. Bu yüzden canhıraş bir şekilde yetişmeye alıştığı, kusursuz bir şekilde ifa etmeye baş koyduğu sorumlulukları tarafından işgal edilmiş durumda. Oysa bilmediği şey merkezinde konuşlanan insanın yumuşak enerjisi, içten dışa yansıyarak yaptığı her eylemi kolaylaştıracaktı. Merkezinden uzaklaştıkça insan dış dünyanın kuralları ve endeksleri tarafından kuşatılacaktı ve bu kuşatmanın gürültüsüyle canın kadife sesi duyulamayacaktı.

Çocuklarını yetiştirirken evlada göre değişen ve dönüşen anneliğin esnek doğasından uzakta didaktik ve ezbere bir tarz tutturuyor ve ruhunu yitirircesine bunlara harfiyen uymaya çabalıyordu. Selen bir dağ gibi üzerine gelen sorumluluklarına canının sihirli gözlükleriyle bakarsa onları hayli küçültüp sevimlileştireceğinden bi haber yaşamını zorlaştırıyordu. Oysa bir taraftan içine bakmaya hasretken diğer yandan içinin sızdırdıklarına dirençliydi. Uzun süredir gittiği terapi seansları yarasına pansuman yapıyor ve fakat henüz şifalı neşter girip içindeki uru alamıyordu ne yazık ki.

*

Adem incelik kabalıktadır mottosuyla sürdürüyor hayatını belki de. Derine dalmadan, kırmızı hatlara temas etmeden, kasmadan, kasılmadan devam etmeyi doğru buluyor. Yüzeysel fakat samimi ve tutarlı oluşu onun belki de en güçlü tarafı. Adem’in samimiyeti Selen’in gittiği terapi seanslarından dolaylı olarak faydalanmasına vesile oluyor. Selen’i Selen’den iyi görüyor ve fakat aynı keskin bakışı kendi içine atmaktan ürküyor. Belki de haklı ürkmekten çünkü kendini görebilirse eksikliklerinin kaynağı olan annesinin diğer yüzüne şahit olacak ve belli ki Adem iyi çocuk olmaktan ödün vermek istemiyor. Adem kendi rahatından ziyade ondan beslenen insanların düzenini bozmak istemiyor. Selen’e omuz ve ebeveyn, annesine dayanak ve anneliğini ona bu yaştan sonra sorgulatmayacak kadar uslu bir evlat olma misyonunu fedakarca göğüslüyor.

*

Berrak, ismiyle müsemma, berraklaştırmış içini böylece görebiliyor kendini ve tadını çıkarıyor kendisi olmanın. Canını ötekinde seyredecek şansı da olmuş üstelik. Çetin zaten halihazırda heyecan, devinim merak ve huzurla sürdürdüğü varoluşunu sevgisiyle taçlandırmış. Ama Çetin olmadan da yaşarmış bence Berrak berraklığını. İlişkilerini sağlam ve özel kılan da bağımlılıktan azad oluş bağlılık nihayetinde. Berrak yumuşak kalbiyle hakikati çağrıştıran her şeyden etkileniyor çokça, spritualizm ile maneviyatın aynı tadı vermediğinin bile farkında olacak kadar yakın belki de insanın hakikatine. Daireye henüz girmemiş ve fakat alıcıları çok müsait bir kıvılcıma bakıyor belki de.

Merve ise görünürde dairenin içinde fakat Berrak kadar yumuşak değil kalbi ve alıcıları paslanmış dünyanın kirinden. Işığı göremiyor ve zaman zaman ümitsizliğin can yakan kıskacında, ümitsizliğin yalnızca kafirlere (hakikatini örtene kafir denir) yakıştıran inancının asıl mesajlarından birinden uzaklaşıp ve yine çareyi inancının şifalı kollarında bulmaya çalışıyor.

Berrak’ın hayran bırakan iyilik halini sınıfsal bir ayrıcalık, maddi imkanlarının getirdiği bir sonuç olarak algılıyor başta fakat neden sonra anlıyor ki mutluluk maddenin konusu değil o bir farkındalık halidir. Sıkışıp kaldığı bir gün ilahi ilham imdanına yetişiyor ve farkındalık son parasıyla aldığı bir bardak deli çayın kısık sesinden duyulan kelimelerden sonra geliyor. Farkındalık içsel değişimi, içsel değişim eylemlerindeki dönüşümü, eylemlerde dönüşüm ise hayatın akışında akıbetin değişmesini sağlıyor nitekim. Merve öğrenegeldiklerini aklından kalbine sindirmenin zamanı geldiğini anlıyor belki de.

*

Ebru toplumda sayısı azımsanmayacak kadar çok olan kalabalığı temsil ediyor kanımca. Dışında hayli kalabalık içinde hayli çorak ve tenha olan sayısız insandan biri. Ebru içinin tiz sesini başkalarının gürültüsüyle bastıranlardan. Kendine yabancı, kendinden bi haber ve baş gözüyle görünenlerden ibaret. Hayat çeşitli dersler sunmuş aslında herkese sunduğu gibi ve elbette tadı acı olan şifalı ilaçlarmış bunlar oysa derdini sevmemiş, sahiplenmemiş, içeri buyur etmemiş, derdiyle kavgalı olan her insan gibi derdi kendisini irşad edememiş nitekim eşinin kaybı bile yeni bir mana kapısı aralamamış. Adem gibi uyum sağlayarak hayatta kalmaya çalışan ve yaralarını içeride kendi imkanlarıyla yatıştırmaya alışmış uslu bir evlat ayna tutamamış Ebru Hanıma fakat kızı Gül adeta anneliğinin çiğ taraflarının midesini nasıl bozduğunu kusmuş her defasında yine de üstüne alınmamış o. Kalbinin kulakları sağırlaşmış adeta. Mürebbisinin kendisine mana aleminde gösterdiği rüyalarda uzattığı şifaya davet eden elini de tutmayıp en iyi bildiği yolun çıkmazına girmeyi tercih ediyor; diğerleri, etiketler ve maddi dünya.

*

Her An Yeniden, kainatı okumayı aklına getiren ve merkezine yaklaşmaya çalışan insanların tüy gibi hafifliği ve çevrelerinde olan herkese yaydığı şifanın yanında, kendi hakikatine uzak insanların dünyevi konuları ne olursa olsun diye fakir ve cılız bir varoluş sergilediklerini anlatıyor. İç huzurunun sınıfsal farkların avantajlarından sağlanılan bir kavram olmadığını daha iyi kavramamızı sağlıyor. Nitekim Merve’den öğrenegeldikleriyle içinin huzur dolmasını ve hayatını dengeli bir akışta sürdürmeyi başarması beklenirken o huzuruna ve dinginliğine özendiği beyaz tülbentli babaannesinin haline Berrak’ın daha çok yaklaşmış olduğunu keşfediyor.

Herkes hakikatin terazisinde eşitleniyor. Herkese ümitli bir mesaj veriliyor; saadet herkese kendisi kadar yakın. Geri kalan her şey rasyonel aklın oluşturduğu dünyevi kavramlar.

Bunu keşfeden insanlara; huzur, mutluluk, saadet ve bilgelik her an yeniden kendini başka formlarda sunuyor.

Benazir Orhan

Güncelleme Tarihi: 20 Temmuz 2020, 14:27
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Sedef
Sedef - 3 ay Önce

Berin hanim'in kitabini bende okudum.Gercekten farkindalik kazandiracak bir kitap.Sizde çok güzel yorumlamissiniz.

Feyza Anıl
Feyza Anıl - 3 ay Önce

Harika bir kitap.. harika bir yorum

banner19

banner13

banner26