Mustafa Uçurum Şiiri ve Konuştukça Memleket

Sokağı da, ofisleri, de evleri de, uzak tepeleri de, bulutları da, barışı ve savaşı da konu eden, üstelik en az işlenen ve çoğunlukla unutulan ayrıntılarından yakalayıp mısraların içine iten şiirin sahibi O.

Mustafa Uçurum Şiiri ve Konuştukça Memleket

Hâlen, Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmakta olan, Dergâh, Hece, Karabatak, Yedi iklim, Türk Edebiyatı gibi ülkemizin köklü ve seçkin edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayımlanan şair-yazar Mustafa Uçurum, Tenhalayın Kalbimi, Dünya Telaşı, Konuştukça Memleket (Şiirler), Çocuklar Çocukluğunu Bilsin (Çocuk Şiirleri), Fedakâr Dost, Irmaklarla Büyüyen Çocuk (Anı), Esmerliğime Bakma,  Deneme Çekimi (Deneme) adlı kitapların sahibi. 

Nisan 2015' te basımı yapılan Konuştukça Memleket, Uçurum' un şiirdeki üçüncü kitap deneyimi. Sayfalar arasında yaptığımız uzun ve keyifli yolculuğun ardından hemen söylememiz gerekiyor ki, bu eser,  Anadolu' nun bir kasabasında,  bir ırmağın kıyısında, bir dağın eteğinde; bir metropolün en kalabalık meydanında; savaşta bir cephede; okulda, işyerinde; kısaca hayatın her yerinde dolaşan ve deneyimlerini not eden, bir zaman sonra onları modern şiirin diliyle kâğıda dökerek, dergilerden kitaplardan duyuran bir aktiviste ait. Hayatın tam içinde. Sokağı da, ofisleri, de evleri de, uzak tepeleri de, bulutları da, barışı ve savaşı da konu eden, üstelik en az işlenen ve çoğunlukla unutulan ayrıntılarından yakalayıp mısraların içine iten şiirin sahibi O. 

Çoğunlukla kesintisiz, kelime ekonomisi derdinde olmayan, mısraları yorulduğu yere, gittiği yere kadar götüren, gelişine söyleyen bir şairle karşı karşıyayız. Bu, şairin anlatmayı sevmesinden ve söyleyeceği çok şey olmasından belli.  Uzun uzun konuşan mısralarda şeklen görülmeyen ve fakat duyulan bir iç armoni saklı. Ölçü yok, vezin de yok. Mısra sonlarında redif, kafiye gibi izlere de rastlanmıyor.

Tema olarak analiz ettiğimizde: Dünyaya, yaradılışa, varlığa ait hikmetler, hayatın gelip geçici bir sahne olduğuna dair hatırlatmalar; dünyanın keşmekeşi, insanların yaratılış hikmetini unutarak gündelik telâşların peşinde kayboluşları; inanmanın ve ibâdetin önemi,  güzel ahlâkın vazgeçilmezliği, insanların giderek daha çok tek tipleşmesi; Orta Doğu' da Müslüman toplumların çektiği sıkıntılar, küresel güçlerin müdahaleleri, kent yaşamında, trafikte, bürokraside ayakta durmaya çabalayan memurlar ve ille de Anadolu,  millet ve Türkiye kavramlarında ısrarcılık.

Nerdeyse hayatın her yerine dokunan, okuyucunun kendinden mutlaka bir şeyler bulacağı anonim meselelerimiz üzerinde duran bir şiir bu: Konuştukça Memleket. Adı üzerinde, okudukça memleketi konuşuyoruz. Atasözleri, deyimler, folklorik unsurlar ve millî motiflerden olabildiğince yararlanmış olmasına rağmen, bu şiirleri halk şiiri sınıfına da dahil edemeyiz. Şairin, yerel motifleri, içinde bulunduğumuz yılların literatürüyle bağdaştırma konusunda özgün bir sentez  oluşturduğunu söylemeliyiz. İlk bakışta neo-epik bir çıkışı andırsa da, ondan ayrıldığı yanı, yerel motifleri ve lirizmi daha çok hissettirerek, daha mütevekkil adımlar atması: Kırgın ve öfkeli, ama kavgacı olmayan, sabırlı ve kendisiyle barışık bir uslûp.   

 

"Üstümden yedi kat dünya geçti

Kırılmış bir gençlik kadar yeniydim oysa

Sen bunları sayma, yarası yeni bir kuş say" (Açılış Tören)

...

"Öyle uzaktan olmaz, koşar adım yorulmalı insan

Kararlı bir cümle ile söylüyorum uzatıp ellerimi

Ansızın bir harita çıksa önümüze

Her yere gideriz değil mi?"

....

"Halime bakıp da albümlerden çıktığımı sanma

Çokça zeytin dalı var çantamda zor günler için

Pencereden bakıp Afrika görünmez sıcak

Ekranlardan bakıp Asya duyulmaz soğuk

Ben nasıl arkadaşlar biriktirdiysem eski şarkılar gibi

Bu oyun ancak kalabalıklarda oynanır

Yeter ki sevsin insan herkesi, kendinden başlayıp" (Ansızın Bir Melek)

Bir şiir değil, bir sohbete çağırıyor gibi. İç çekerek; ama ümitli. Üzgün; ama inançlı. İnsanları doğru olana ikna etmeye, sevk etmeye dönük:

 "Çokça yolculuk biriktiriyorum kendim için

Ah o ağaç gölgeleri, ah o pınarlar

Muhacir densin bana geçtiğim her yerde

Ve kardeşlerim olsun, omzuma omuz veren" (Bana Yeni Bir Harita)

Bir taraftan rahat, konuşur gibi mısralar; diğer taraftan henüz hiç karşılaşılmamış imgeler:

"Kapılar nilüfer kokusu, sokaklar düğün bayram

Eğilip alnından öpüyorum bir ırmağı

İyi olmak çok iyi geliyor kalbime

İçimi boyayan her şey sanki bir rüya şimdi

Usul usul kayıyor bir yıldız

El değmemiş bir dilek diliyorum kendime" (Bayramdan Bir Gün Önce)

.....

Coşkulu, kıpır kıpır ve koşmaya hazır bir kişilik. Kitabın başından sonuna kadar egemen olan ruh da bu zaten:

"Sevmek diyeceğim, ne güzelsin sen bir ırmak gibisin beni alıp götüren

Şimdi bir kuş geçse üstümden ben göçmen bir sevdalı olacağım

Gözlerim bir serinliğe kaptıracak kendini,

Rüyasında yıkanacağım bir ırmağın yemyeşil" (Bir Irmak Deniz Olur İçimde)

Ve şair,  poetikasının bir yanını daha beyân eder şu mısralarında:

"Çokça siyah, çokça resmî bir duruşum var

Caddenin iki yanında yetim kalmış bir selamı çoğaltıyorum

Kurtarılacaklar, yüzünü saklayanlar var şansı yok hiç birinin

 Resmî hizmete mahsus gülümsemeler arasında kalışım

Araya kimseyi almayışım var uç usa bir tören mangasında

Konuşacağım yine de patronlara inat

Aklıma geleni söyleyeceğim kalbimi susturana dek

Ben ayrı bir düzen tutturup sonsuz emaneti salacağım göğe

Yaşamak güzel dedikçe güzel olacak memleket de" (Konuştukça Memleket)

Konuştukça Memleket, son dönem şiirimizin kendine has çizgisi olan ve bir bütünlük arz eden dikkat çekici örneklerinden biri. Bu şiir, şairini, tema çeşitliliği, rahat uslûbu, denenmemiş metaforları ve berrak Türkçesi ile ilerleyen dönemlerde daha da konuşulur kılacaktır. 

Mustafa Uçurum, Konuştukça Memleket, Okur Kitaplığı.

 Şadi Kocabaş yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Aralık 2018, 14:52
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
recep şükrü
recep şükrü - 3 yıl Önce

elinize sağlık. güzel bir yazı olmuş. uçurum kardeşim her zaman çok gayretli bir şairdir.

banner19

banner13