Müslümanların Ufkundaki Işık Asr-ı Saadet

İslâm, cahiliye kavramıyla zıt anlamlıdır. Cahiliye Allah'ı gerçekten bilinmesi gereken şekilde bilmemek ve tanımamakken; İslâm, insanları ortaklardan uzak bir yaratıcıya imana, O'nu hakkı ile bilmeye ve indirdiklerini şartsız kabul manasına gelmektedir.

Müslümanların Ufkundaki Işık Asr-ı Saadet

Müslümanlar tarafından 'Saadet Asrı' olarak nitelendirilen Hz. Muhammed (sas) ve Hülefa-i Raşidin dönemini, Müslüman toplumunu oluşturan kurucu özellikleri ve o neslin özellikleri çerçevesinde ele alan Muhammed Kutub, Örnek İslam Toplumu isimli kıymetli eserinde Peygamberimizin şahsiyeti, İslam medeniyetinin insanlığa katkıları konusunda önemli bilgiler paylaşıyor bizimle.

Eser insanlık tarihi boyunca bir benzerinin bulunamayacağı bu örnek İslam neslinin doğuşu ve gelişimi hakkında bilgiler sunar. Arabistan yarımadasındaki İslam öncesi Arap toplumunu tüm özellikleriyle incelikli bir şekilde tasvir eder. Cahiliye toplumunu incelediğimizde -O’na inanmakla birlikte- Allah'ın ulûhiyet sıfatlarını reddettiklerini görmekteyiz. Yine putlara tapmak, yani Allah’a şirk koşmak, kız çocuklarını diri diri gömmek, kumar, yağma ve talan gibi pek çok ahlak dışı uygulama da bu toplumun karakterini belirleyen özellikler arasındaydı. Yazara göre bu uygulamaların hepsi onların Allah’ın ulûhiyet sıfatlarını tanımamaları ve O'nun hükümlerini hiçe saymalarıyla alakalıdır.

İslam toplumunun temelini oluşturan esasları kavrayabilmemiz ve İslam’ı gerçek anlamı ile anlayabilmemiz için cahiliye kavramını gerçek manası ile kavramak gerekir yazara göre. Bu hususta Hz. Ömer'in belirttiği şu hakikat gelir akıllara: '' Cahiliyeti tanımayan, İslam'ı bilmez.''

Cahiliye özellikleri İslam öncesiyle sınırlı değildir

Muhammed Kutub’a göre cahiliye, İslam öncesi Arap toplumu için kullanılsa da, aslında taşıdığı vasıflar açısından doğru yoldan uzaklaşmış tüm toplumlar için kullanılabilecek bir kavramadır. O halde cahiliyenin tarih içinde geçirdiği tüm aşamaları, gerçek mahiyetini ve özelliklerini bilmemiz gerekmektedir. İslam öncesi Arap toplumunu tanımak ayrıca günümüzdeki toplumları daha iyi analiz etme imkânı da verecektir bizlere.

Bu hususta muhakkak ki Kur'ân-ı Kerim'e yönelmemiz, cahiliyeyi dış özelliklerinin yanında gerçek yüzü ile tanımamız için şarttır. Kur'ân’da cahiliye kavramının iki farklı tanımı mevcut. Birinci manası; ulûhiyetten habersiz olmak, yani Allah Teâlâ'yı bilinmesi gereken gerçek sıfatlarından ayrı bir şekilde kabul etmektir. İkincisi ise Allah Teâlâ'nın indirdiği temellerden ayrı birtakım kural ve prensiplere bağlı kalmaktır. Yani O'nun indirdiği hüküm ve esasları reddetmektir. ''Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? İyi bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?'' (Maide, 50)

İslâm, cahiliye kavramıyla zıt anlamlıdır. Cahiliye Allah'ı gerçekten bilinmesi gereken şekilde bilmemek ve tanımamakken; İslâm, insanları ortaklardan uzak bir yaratıcıya imana, O'nu hakkı ile bilmeye ve indirdiklerini şartsız kabul manasına gelmektedir.

''Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler, bütün yeryüzü kıyamet günü O'nun avucundadır; gökler O'nun kudreti ile durulmuş olacaktır. O putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.'' (Zümer, 67)

Muhammed Kutub’a göre Asr-ı Saadet dönemi Müslümanlarının anlayarak hayatlarına uyguladıkları İslam'ın manası budur. Bu anlayış, biz Müslümanları cahil toplum düzeyinden İslam'ın eşsiz derecelerine yükseltecek anlayıştır. Müslüman nefsi ve ruhî bakımdan Cenab-ı Hak yolunda ilerlediği ve gayret gösterdiği takdirde O'nun tarafından insanlık tarihinin en şerefli ümmeti vasfına erecektir.

Deniz Demirdağ

Yayın Tarihi: 13 Ağustos 2018 Pazartesi 12:08 Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2020, 14:31
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26