banner17

Murat Belge, Ahmet Haşim'den ve Şiirden Anlar mı?

''Şairaneden Şiirsele Türkiye’de Modern Şiir'' kitabının önsözünden anlıyoruz ki Belge, roman ve öykü dersleri de vermiş. Şiire böyle eğik bakan bir gazeteci-akademisyen roman ve öyküyü de bu ideolojik ve eksik-yanlış bilgi ve Marksist yaklaşım ile işliyorsa yandı gülüm keten helva. Başka bir açıdan popüler kültür bakışı bu. Kâmil Yeşil yazdı.

Murat Belge, Ahmet Haşim'den ve Şiirden Anlar mı?

Modern şiirin Ahmet Haşim ile başladığı savını birçok şair, eleştirmen ve akademisyen paylaşıyor. Bu tespit o kişilerin kendilerine mi ait yoksa bir kanıya mı katılıyorlar, bunu belirlemek gerekir. Bunun kadar önemli olan diğer bir husus, modern şiiri Haşim ile başlatan ilk kişinin kim olduğudur. Bu ayrıntıları kesinleştirmek araştırmacıların işi.

Modern şiiri Yahya Kemal ile başlatanlar da var. O kişiler de rahatlıkla Haşim diyebilir.

Buradan çıkan sonuç şudur ki modern şiirin temelinde saf şiir (poesie püre) anlayışı var. Modern şiirin en bariz özelliği şiirdeki tematik ses ve musikinin yapı ile kaynaşmış olmasıdır. Bu özellikteki şiiri Haşim ile tanıyan veya en güzel, temsil gücü yüksek ilk örneğini Haşim’den okuyan için öncü şair odur. Yahya Kemal’den okuyan için de Kemal’dir.

Modern şiiri ister Haşim ister Yahya Kemal ile başlatsın, bu kişilerden beklediğimiz diğer bir husus, o şairin bütün şiirlerini okumuş ve anlamış olmasıdır. Yoksa bu tespit ona ait değildir, olsa olsa o kişi bir tespite katılmaktadır.

Haşim’in en güzel şiirim dediği ve poetikasını örneklediği şiiri

Ahmet Haşim ile modern şiir arasında bir öncülük ilişkisi kuran Murat Belge'den de böyle bir beklentim vardı. Ancak bu beklentim boşuna imiş. Çünkü Haşim’in en güzel şiirim dediği ve poetikasını örneklediği şiiri anlamamış. (mı diyeyim yoksa eksik anlamış mı diyeyim bilmiyorum.)

Hem de şiirin en can alıcı mısraını: “Güller ki kamıştan daha nâlân”

Tabiri caizse ‘Bir Günün Sonunda Arzu’ adlı şiirin en güzel mısraıbeytülgazel’i ‘Güller ki kamıştan daha nâlân’ mısraıdır. Belge, tahlil diyebileceğimiz derinlikli incelemesinde şiire nüfuz edemediğini ifşa ediyor.

Ölmüş şairler hakkında gazetecilik

Bilgi Üniversitesi’nin son sınıf öğrencileri için koyduğu Türk Edebiyatı derslerinde ele aldığı şairler ve şiirleri üzerine söylediklerinin bir hülasası olan kitabında, yaşayan iki büyük şairimiz Sezai Karakoç ve İsmet Özel yok. Yaşayanları almadım gazetecilik olur diye, bir açıklama getiriyorsa da biz bunu Müslümanları almadım şeklinde okuduk. Şimdi bu tavır bilimsel, üniversite özerkliği ve özgürlüğü, tarafsızlık filan mı oluyor acaba? Üniversite ve hocaya bak be!

Murat Belge’ye duyuralım, belki haberi yoktur. MEB İsmet Özel, Sezai Karakoç dâhil Nazım, İkinci Yeni, Oğuz Atay, Orhan Pamuk ve 80 sonrası Türk edebiyatını 15 yıldır müfredatla okutuyor. Öğrencilerinizi eksik ve yetersiz yetiştiriyorsunuz, haberiniz olsun.

Murat Belge, Şairaneden Şiirsele Türkiye’de Modern Şiir kitabında Yahya Kemal, Haşim ve Necip Fazıl dışındaki şairlerin Marksist, sosyalist olduklarını özellikle belirtiyor ve bu temayı öne çıkarıyor. “Kim kiminle evlendi, kim kimden boşandı, şairlerin uğrak yerleri meyhaneler hangileri, Belge şairlerle nasıl tanıştı, sol örgüt dayanışması nasıl bir şey” gibi işin paparazzisi ile donatılan kitap Nazım’a övgü, Ece Ayhan’la hesaplaşmak ve Ece’yi dövmek üzerine kurulu. Gazeteciliğe girer diyor ama ölmüş şairler hakkında da alenen ve taammüden gazetecilik yapıyor Murat Belge.

O mısrada görülmeyenler

Belge’ye öğrencilerinizi eksik yetiştiriyorsunuz dedim. Örnek Haşim. Ve “güller ki kamıştan daha nâlân” dizesi.

Şu ifadeler Belge’den : “ …bu güller ‘fecr’in benzetileni olarak geçiyor. Böylece ‘fecr’den çok gül imgesiyle karşılaşıyoruz. Gurup gibi bir fecr de ortalığı kırmızı renge boyadığı için bu güllerin de kırmızı olduğunu tahmin ediyoruz. Beşinci dizede ‘fakat’ın yerini ‘yazık’ın almış olması ilginç ve tipik. Çünkü güneş yükselecek, ortalığı aydınlatacak ve belirsizliğin şiirini silecek. Dolayısıyla nötr ‘fakat’ın yerine bir duygusal tepkiyi dile getiren ‘yazık’ daha uygun. Bu son dizede güllerin fecri betimleyen soyut güller olmayıp çizilen manzaranın bir parçası olarak orada bulunduklarını anlıyoruz. Dördüncü dizede ses beklenmedik bir şekilde araya karışıyor. (nâlân). Kamışların rüzgârda sallanarak, sürtünerek hafif bir hışırtı çıkardığını biliriz. Haşim güllerin daha bile nâlân olduğunu söylüyor.” (Şairaneden Şiirsele Türkiye’de Modern Şiir, s.53)

İnsan bekliyor ki hem göze hem kulağa hitap eden şairin poetikası, dikkati ve derinliği akademyada ders veren hocalar tarafından da görülsün. Heyhat!

Bu mısrada görülmeyenlere gelince.

Dedik ki Haşim, saf şiir anlayışına uygun olarak bu şiirde görüntü ile sesi karşılaştırmakta ve görsel olan objeyi öne çıkarır gibi yapmakta ve fakat görselin içinde meknuz olan sesi tercih etmekte ve öne çıkarmaktadır. Haşim söz konusu olduğunda bu şiirde aslında ses değil görüntü, renk öne çıkıyor dememiz lazım fakat diyemiyoruz. Çünkü şair şiirini sese yaslamaktadır. Ses ve ahenk yani ki musiki onun poetikasında en önemli ögedir.

Denilebilir ki Haşim’in anahtar kelimeleri kamış ve nâlân’dır. Kamış, Belge’nin dediği gibi o manzaradaki sazlıktan ibaret değil. Bu şiirdeki inleyen kamış, Mevlânâ’nın, Mesnevi’nin girişinde anlattığı, kamışlıktanöz vatanından koparıldığı için inleyen kamıştır. Haşim bu göndermesiyle Mevlânâ’ya kendi zamanının ve kendi kişisel gerçekliğinin içinden bir cevap vermektedir. Artık kamış kültür olarak geride kalmıştır. Objeyi öncelikle ses/ musiki üzerinden anlayan/anlamlandıran ve fark eden eskiye karşı, objenin kendisini, rengini ve varlığını gören bir yeni döneme girilmiştir artık. Haşim bu yeni dönemin adıdır. Gülün feryadı daha yakıcıdır. Çünkü gülün çıkardığı ses, kızıl, kızarmış bir sestir ve ateş, rengine bitişiktir.

Gül de “beni gülistandan kopardılar, koparacaklar” diye feryat etmektedir ki bu ses kamışın sesinden daha yakıcıdır. Çünkü gül dalından/ gülistandan koparılmak bülbülden koparılmaktır.

Haşim bu ilişki ile Mevlânâ’nın şiir poetikasını, Mesnevi’yi de sese yaslamakta ve bu şekliyle kendi poetikasının derinliklerine işaret etmektedir ki Haşim’deki bu derinlik ve bağıntıyı Şeyh Galip ile birlikte düşünmek gerekir.

Yukarıda, Haşim’in anahtar kelimesi ‘kamış’tır dedik. Aslında ‘nâlân’ dememiz gerekir. Çünkü böyle. ‘Nâlân’ kelimesini çıkarın, şiirdeki sesin ve ahengin kaybolduğunu göreceksiniz. İnlemeye incelik, süreklilik ve derinlik kazandıran bir kelime bu. Gül bizatihi nâlân. Güldeki feryadı duymayan, kamıştaki inleyişi duyamaz. Haşim, kamışlık yerine ikame ettiği gül-istan ile neyi kastetmekte acaba?

Mevlânâ gibi mistik, metafizik âlem diyemeyiz. Ancak onu da hatırlatan, düşündüren bir ayrılık yok mu? Var.

Diyoruz ki: Haşim, görüntüdeki, renkteki sesin şairidir.

Veya şöyle: Sesi renginden, görüntüden, imgeden ayırmayan şairdir o.

Bu ses metafiziki de içeren bir sestir.

“Yollar” şiirinde olduğu gibi metafizik gönderme Haşim’de hep vardır. Bu şiirde olduğu gibi. Ancak Murat Belge, şiiri bu derinlikten yoksun olarak ele almaktadır ki bu bir ‘bilmeyiş’ mi yoksa özel olarak gizlemek mi, tanımlayamıyoruz.

Popüler kültür bakışı

Kitabın önsözünden anlıyoruz ki Belge, roman ve öykü dersleri de vermiş. Şiire böyle eğik bakan bir gazeteci-akademisyen roman ve öyküyü de bu ideolojik ve eksik-yanlış bilgi ve Marksist yaklaşım ile işliyorsa yandı gülüm keten helva. Başka bir açıdan popüler kültür bakışı bu. Safiye Erol’u bu zamana kadar gözden nasıl kaçırmışım diye hayıflanan Belge’ye bu şiir tahlillerinden sonra diyeceğim şu:

Sayın Belge, Oğuz Atay ve Tanpınar üzerine yazmaktansa Sosyalizm’i yaz daha iyi.

Son söz:

Haşim’i böyle eksik ve de yanlış öğreten, Necip Fazıl’ı reddettiği “Kadın Bacakları” ve azıcık “Kaldırımlar” şiiri ve tikleri bağlamında ele alan bir akademisyen-gazeteci, Diriliş’in dış kapağındaki yazıdan hareketle Sezai Karakoç’a karşı önyargılı olduğunu açıkça belirtiyor. Bu tavır Belge’nin profesör tavrını göstermeye yetiyor. Bu önyargı tabii olarak Karakoç’un şiirini yanlış ve eksik okumakla sonuçlanacaktı. İsmet Özel yıllar önce “Murat Belge’nin Şahitliği Caiz Değil” diyerek Belge’nin söylediklerini ve söyleyeceklerini zaten reddetmişti. Bundan dolayı bu şairleri kitabında yanlış öğreteceğine hiç öğretmesin daha iyi, dedim kendi adıma.

İyi demiş miyim?

Murat Belge, Şairaneden Şiirsele, İletişim Yayınları

 

Kâmil Yeşil

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2018, 14:27
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20