banner17

Mukadder Gemici'den öykü kitabı

Yani ben bunları yaşadım ya da bir yerden duydum, dinledim dedirten, asla yabancınız olmayan bir kitap Asla Pes Etme!

Mukadder Gemici'den öykü kitabı

Okuduğum güzel bir kitaptı. Herhalde evvela söylemem gereken şey bu olmalı… Güzeldi, çünkü anlatılanları hep bir yerlerden hatırlıyor gibiydim; kiminin hayatın eskittiği bir kalbi var, kiminin artık tükenen umutları, kimisi hala geçmişte, o kül yığınının içinde yaşıyor, bazıları yenilmiş, bazıları bilenmiş/bilinçlenmiş. Yani ya ben yaşadım bütün bunları yahut her geçen gün birileri kulağıma fısıldayarak geçiyor yanımdan kendi hikâyelerini. İşe giderken vapura yetişmek zorunda kalmıyorum belki ama ben de her gün saatlerce beklediğim otobüsün aslında gelmesi gereken durağa gelmeyip, bir üst yoldan gittiği gerçeğini öğrendiğimde kendime bir hikâye kahramanı rolü yakıştırabiliyorum. Yahut Üsküdar sahil duraklarından geçerken, her seferinde, dünyayı durdurmaya gider gibi yürüyen insanların adımlarına ağıt yakan o çocuğun, flütünün hikâyesini merak ediyorum. Evet, merak ettiğim başka bir sürü şey daha var. Hepsinden birer hikâye çıkar mı, bilemem ancak okuduğum hikâyeden merak ettiğim bir ‘gerçek’ çıkarsa eğer o zaman bir sigara daha yakıyorum. Hak ettim. Okuduğum güzel bir kitabın mükâfatı olarak…

Güzel hikâyeler

Mukadder Gemici, Asla Pes Etme“Güzel hikâyelerde biz, belli zaman, belli mekânlarda yaşayan, kendine has bir dünyası olan ‘gerçek insan’ ile karşılaşırız.” (Mehmet Kaplan, Hikâye Tahlilleri, Dergâh Yayınları) Kendimizle, ahbabımızla, hasmımız, akranımızla… Duvarda asılı bir tablodur hayatımız. Çerçevesi vardır, sınırları çizilmiştir. Renk verilmiş, perspektif uygulanmış, her birimize özel fırça darbeleri kondurulmuştur. Güzel bir hikâye ile bu resmin dışına çıkar, ona uzaktan bakar, nerede durduğumuzu, o durduğumuz yere yakışıp yakışmadığımızı görür, biz yaşarken olup bitenlerle karşılaşırız. Mukadder Gemici ilk hikâye kitabı Asla Pes Etme’de anlattıkları ile bize bir kurguyu hikâye etmenin ötesinde sahici, aşina olduğumuz, garipsemediğimiz ‘olan biten’leri samimiyetle anlatıyor. Bu bağlamda akıcı bir üslupla kaleme aldığı hikâyeler bize ‘gerçek insan’dan haberler getiriyor. Gemici’yi okurken benim en zevk aldığım şeylerden birisi de hikâyelerini mutlaka etkileyici bir sonla bitiriyor oluşu… Dilini fazlalıklardan arındırmaya çalıştığı anlaşılabilen Mukadder Gemici, hikâyelerine bu sadelik ve inandırıcılık yanında etkileyici sonlar ile güç katıyor.

Malumatlar…

Kitapta toplam on iki hikâye var. “Nereye Gidiyoruz?” diye soran 70 yaşında alzaymır hastası bir adam ve oğlunun iç içe geçmiş ‘dönüş’ hikâyelerine, kimsesiz olarak büyümüş Hayat’ın hiçbir durumda “Asla Pes Etme”me düsturu üzerine kurulu yaşamında onu pes etmeye zorlayan şeylere, eski bir “Belediye Başkanı”nın iç hesaplaşmalarına, bütün varlığını önemsediği insanlar için gösterdiği fedakârlık üzerine kuran birisinin, aynı kimselerce “Yapmasaydın” dendiği vakit yitirdiği anlamına ve yaşadığı burukluğa şahit oluyoruz kitap boyunca. “Dut Mevsimi”, “Ayrılık Kokusu” gibi hikâyelerinde inceden inceye politik göndermelerde de bulunuyor yazar. Derli toplu, bizi kendi dünyasına da taşıyabilen, başarılı bir ilk kitap “Asla Pes Etme”.

Bu kadarı kadı kızında da olur

Dikkat çekmek istediğim başka bir ayrıntı daha var. Kitapta birkaç yerde anlatım bozuklukları, imla hataları gözüme çarptı. Bunların bir kısmı önemsiz kabul edilebilecek, görmezden gelinebilecek türden… Ancak kitaba da ismini veren hikâyedeki anlatım bozukluğuna hassaten değinmek istedim ki belki bu husus yazarının da dikkatini çeker ve sonraki baskılarda bu hata düzeltilebilir.

Mukadder Gemici

İfade şöyle: ‘İncelediği şey aslında şu hep bahsedilen ev sıcaklığının nasıl bir şey olduğu idi, onu anlamaya çalışırdı; kanepelerden, halılardan, perdelerden, hava karardığında ışığı açan, koltuğun karşısında televizyon seyreden, üşüyünce koltukta büzülüp üstüne bir battaniye alan, camdan çocuğuna seslenen, misafir ağırlayan, ütü yapan, masada yemek yiyen, kavga eden, sevinen, hastalanan insanların “ev hali”nden’ (s. 14). Bu cümlenin öncesini de buraya alarak doğru anlatım nasıl olabilirdi onu yazalım; ‘Tuhaf bir haz alırdı açık pencerelerden görebildiği salonlarda, mutfaklarda, yatak odalarında masayı, sandalyeleri, avizeleri, koltuğun şeklini, duvarın rengini, küçük örtüleri, baharatlıkları, tezgâhın üzerindeki tepsileri, gardıropları, şifonyerleri neyin nereye nasıl yerleştirildiğini incelemekten; kanepelerden, halılardan, perdelerden, hava karardığında ışığı açan, koltuğun karşısında televizyon seyreden, üşüyünce koltukta büzülüp üstüne bir battaniye alan, camdan çocuğuna seslenen, misafir ağırlayan, ütü yapan, masada yemek yiyen, kavga eden, sevinen, hastalanan insanların “ev hali”nden. İncelediği şey aslında şu hep bahsedilen ev sıcaklığının nasıl bir şey olduğu idi, onu anlamaya çalışırdı’.

Bu küçük noktaya da dikkat çektikten sonra yazıyı bağlayalım; Mukadder Gemici 2011’e Dergâh Yayınları’ndan çıkan bu ilk hikâye kitabıyla güzel ve heyecan verici bir başlangıç yapmış oldu. Başlangıcının güçlenerek süreklilik kazanmasını diliyorum.

 

Muaz Yanılmaz haber verdi

Güncelleme Tarihi: 06 Mayıs 2016, 10:57
YORUM EKLE
YORUMLAR
irem ertuğrul
irem ertuğrul - 8 yıl Önce

öncelikle anlatım bozukluğu olarak gördüğünüz cümlede bir sorun yok. pekala öyle de yazılabilir, yazarın üslubudur. sizin yazdığınız şekilde de olabilirdi ama o sizin hikayeniz olurdu. başkasının hikayesine müdahale etme hakkını nerden buldunuz merak ediyorum? arz ederim.

hüseyin
hüseyin - 8 yıl Önce

muaz bey güzel yazmış. özellikle eleştirel yaklaşımını kutluyor, dünyabizim'in dostça eleştirilere de yer vermesini artık lütfen temenni ediyorum.

Cahit Ezerbolatoğlu
Cahit Ezerbolatoğlu - 8 yıl Önce

Yazar yazısını bir eleştirmen dikkatiyle tekrar tekrar okur. Her okumada metnin bir başka boyutuna dikkat kesilir. Bunlardan biri şu sorunun cevabını arar: Yazdığım yazmak istediğimi ifade ediyor mu? Birkaç soru:
1.“…camdan çocuğuna seslenen…” ibaresinde seslenilen bir ‘cam çocuk’ mu? Çocuğa pencereden mi sesleniliyor?
2.Hüseyin bey temennisinin ‘lütuf’ olduğunu mu söylüyor?
3.İrem hanım anlatım bozukluğu olduğu ‘iddia edilen’ cümlede bir sorun olmadığını ‘öncelikle’ belirtiyor, sanıyorum.

Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

"Anlatım bozukluğu" olduğu iddia edilen cümlelerde anlatım bozukluğu olduğuna katılmıyorum. Şahsi kanaatimce Türkçede yazılması mümkün bir cümledir. Edebiyatta dilbilgisi kurallarının sorgulanabilir ve tartışılabilir olduğuna da inanmıyorum. Hele 'kuralcı/prescriptive dilbilgisi'nin... Ama madem tartışmaya açılmış şunu söylemek isterim:Noktalı virgül'den önce gelen kısmı sona alıp, dolaylı tümlecin önüne koyunca mı düzeldi yani cümle? O ifadelerin orada kullanılmasında hiçbir engel görmüyor

Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

"Anlatım bozukluğu" olduğu iddia edilen cümlelerde anlatım bozukluğu olduğuna katılmıyorum. Şahsi kanaatimce Türkçede yazılması mümkün bir cümledir. Edebiyatta dilbilgisi kurallarının sorgulanabilir ve tartışılabilir olduğuna da inanmıyorum. Hele 'kuralcı/prescriptive dilbilgisi'nin... Ama madem tartışmaya açılmış şunu söylemek isterim:Noktalı virgül'den önce gelen kısmı sona alıp, dolaylı tümlecin önüne koyunca mı düzeldi yani cümle? O ifadelerin orada kullanılmasında hiçbir engel görmüyor

Görkem Evci
Görkem Evci - 8 yıl Önce

Şair ve yazarın dili kullanım şekline dilbilgisel yaklaşırsak Sessiz Gemi şiirinin "Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol." mısraını nereye koyacağız? "Sallanır o kalkışta ne mendil ne de bir kol" olmalı "doğrusu". Oluyor mu peki? Ya da O Belde şiirinde de ne... ne bağlacının ardından gelen meşhur "melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz" mısraında da ifade olumlu olmalı dilbilgisine göre. "melali anlamayan nesle aşinayız" şeklinde... Olur mu peki?

ali veli
ali veli - 8 yıl Önce

yahya kemal'de anlatım bozuklukları. bu bi tez konusu olurdu bizim edb fak'lar hamasilikten çıkarsa. ama kazım yetiş gibiler oldukça böylesi bilimsel yazılar zor.

Cantürk Coşkun
Cantürk Coşkun - 8 yıl Önce

Mukadder hanımın kimi hikâyelerini Dergâh dergisinde okumuştum. Kitabı da dergiyi çıkaran yayın grubunun basmış olması güzel. Dergâh Yayınevi ve dergisi Türk Edebiyatına hizmet ediyor, mümkün mertebe yayınlarını takibe çalışıyorum. Necati'yi Beklerken isimli hikâyenin yanılmıyorsam girişine biraz ilâve yapılmış ama bu hikâyeye artı katmış. Genel itibariyle hoş bir kitap çıkmış ortaya. Asla Pes Etme, Dut Mevsimi, Bir Mevsimlik Dost, Yapmasaydın isimli hikâyeler etkileyici.


banner8

banner19

banner20