Muhtaca yardım, erdemli duruşun gereğidir

Dünya coğrafyasını yüreğine sığdıranlar için mesafenin hiçbir öneminin olmadığını Metin Topkaraoğlu'nun 'Türkiye’den Doktor Geldi' kitabını okuyunca daha iyi anlıyoruz. Mustafa Uçurum yazdı.

Muhtaca yardım, erdemli duruşun gereğidir

Bazılarının sınırı yoktur. Bir işe girişirken “nerede,” ne zaman” deme gereği hissetmeden “hemen” derler. Önemli olan, yapılacak bir şeylerin olmasıdır. Sonra da “Haydi!” diyerek yola düşerler. Bu bir yürek işidir. Her şeyi göze almak, dünyayı avucunun içinde görüp nerede ihtiyaç varsa oraya sorgusuz sualsiz koşturmak, bazıları için dünya nimeti gibidir. Çünkü muhtaç olana sınır tanımadan yardım etmek, erdemli duruşun gereğidir.

Ne çok acı var dünyada

Dünyadaki acıları kendi acısı bilmek… Belki de şimdilerde en çok buna muhtacız. Kendi kabuğuna çekilen bir hayat tercih edilir oldu son zamanlarda. Birçokları kendi gemisini kurtarmanın telaşıyla bırakın dünyanın bir ucunu, burnunun ucunu bile göremez oldu. Kendi küçük dertleriyle hemhal olmanın peşinde koşturmaktan, başkasını görememe hastalığı yeniçağın müzmin ağrılarından oldu.

Hâl böyleyken bir grup doktor, kilometrelerce ötelere şifa dağıtmak için yollara düşmüş ve dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin kucaklaşmış kendilerini dört gözle bekleyenlerle. Organizasyonunu Metin Topkaraoğlu’nun yaptığı ve TİKA vasıtasıyla 16 ülkeye gerçekleştirilen bu çalışmalarla, birçok sağlık hizmeti bölge insanına ulaştırılmış.

Anadolu berekettir, Anadolu şifa kaynağı. Her yanımız bereket, her köşemiz cennet âlâ bir güzelliğe teslim. Metin Topkaraoğlu’nun yazdıklarını, izlenimlerini okuyunca görüyoruz ki; şikâyet edersek hayatımızdan, en hafif söylemiyle elimizdeki nimetlere karşı nankörlük etmiş oluruz. Bırakın bir doktorla karşılaşmayı, bir ilaca bile muhtaç insanların yaşadığı Somali, Senegal, Haiti, Sudan, Liberya, Nijer, Nijerya, Afganistan, Tanzanya, Güney Afrika, Kibera ve Orta Afrika gibi yaşamanın bir çile olduğu coğrafyalarda, şifa dağıtmak ne büyük bahtiyarlıktır.

Acı bu coğrafyaların alın yazısı olmuştur. Yokluk, iç çatışma, dış etkiler, sömürgecilerin sınır tanımaz hırsı kara bir bulut gibi bu ülkelerin üzerine çökmeye devam ediyor. İnsan hakları ya da yardım kuruluşları, her zaman işlerine geleni görmeyi yeğlediklerinden, ne yazık ki bu coğrafya hep yetim bırakılmaktadır.

Türkiye’den doktor geldi

Türkiye’den doktorlar şifa dağıtmak için yollara düşerken, içlerinde en küçük tereddüt olmadığını anlatıyor Metin Toprakoğlu. Hatta içlerinde huzur, mutluluk ve heyecan… Çünkü bir elden tutmak, bir yüreğe ferahlık sunmak, bir bebeğin gözlerini bakmak, bir annenin sırtını sıvazlamak ve gülmeyi unutmuş gözleri güldürmek için yollara düşüyorlar.

Yaşanan olaylardan kesitler sunuluyor kitapta. Özellikle çocukların sevinci, çocukların ilgisi dikkat çekiyor. Onların saf ve pırıl pırıl kalbi kucaklıyor Türkiye’den kendileri için gelen doktorları. Somalili Küçük Fatma, Senegalli Nesrin Bebek, Sudanlı Musa, Zeynep Bebek ve niceleri.

Olaylar, hem doktorların hem de bölge insanının gözüyle aktarılıyor. Doktorların yaşadığı birbirinden ilginç olay ve hayatlarında yaşadıkları sıra dışı olayların üzerlerinde yaptıkları etki çarpıcı örneklerle veriliyor.

Onları büyük bir coşkuyla karşılayan insanlar, uğurlarken de büyük bir hüznü yaşıyorlar. Az zamanda kurulan sıkı dostlukların devamı için dualarla uğurluyorlar Türkiye’den gelen doktorları.

İyiliğin sınırı yoktur. Önemli olan her şeyi göze alabilmektedir. Sınır tanımayan doktorlar, bunu dünyanın dört bir bucağına yayılarak göstermiş oldular. Hem de sadece bir sıcak tebessüm, şifaya kavuşmuş güzel bir göz görebilmek için.

Mustafa Uçurum yazdı.

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 10:09
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13