Muhammed Kutub 'sistem'e dair ne söyledi?

İslami sistemin çağdaş sistemin gerisinde kaldığı kabulünü yıkacak kıyaslara gidiyor Muhammed Kutub 'İslam Budur' kitabında. Deniz Baran yazdı..

Muhammed Kutub 'sistem'e dair ne söyledi?

Vefatına kadar “vehen” ile mücadele eden bir âlimdi Muhammed Kutub. Ayrıca hemen her eserinde de Bu mücadelesini sürdürmüştü. Geçtiğimiz Nisan ayında kaybettiğimiz bu büyük âlimin hatırasını yad etmek ve fikirlerini anlamak amacıyla Beka Yayınları'ndan çıkan “İslam Budur” kitabını ele alacağız. Düşünce metoduna, analizlerine, yaklaşımına katılın ya da katılmayın, bu uğurdaki samimi mücadelesinin derin bir saygıya layık olduğunu düşünüyorum. Zihnini ve kalemini bu yola adayan, bu toprakların düştüğü durumdan çıkması için tüm gayretiyle Müslümanları uyarmayı kendine şiar edinmiş Kutub’un “İslam Budur” kitabında odaklandığı nokta ise zihinleri sarmalayan seküler sistemin İslami sistemi ve referansları hor görmesi. Şüphesiz ki buna dair şiddetli bir reddediş içinde Kutub ve bu “hor görme”ye reddiyesinin ötesinde de Müslümanlara lafı getiriyor. Hatta asıl hitap edişi onlara. Kendi deyimiyle “İslam’dan nefret etmeyen, tiksinmeyen; imanlı ancak çağdaş hayatın problemleri karşısında İslami pratiğin geçerliliği konusunda şüphe duyanlara” yazıyor bu kitabı.

İslami sistemin çağdaş sistemin gerisinde kaldığı kabulünü yıkacak kıyaslara gidiyor

Küresel sistem tarafından İslami referansların hor görülüşünü tarihin en büyük cahiliyesi sayan Kutub, yukarıda da bahsettiğim gibi –en azından- Müslümanların bu zihni yıkıma karşı dirayetli olmasını arzuluyor. Zihni gardını düşürmüşlere bir izahat yapıyor bu cahiliye akımının içinde kaybolmamaları için. Bu izahatı da iki perspektiften yapıyor. Öncelikle çağdaş hayata uyum sağlama mazereti ile İslami sabitelerden vazgeçmenin vahametinden bahsediyor. Zihinlere yerleşmiş bir önyargıyı kırmaya çalışıyor ve İslami sistem pratiği ile çağa ayak uydurulamayacağı kabulüne savaş açıyor. Şu ana kadar (Müslümanları dahi) bu düşünceye sevk eden olumsuz tüm olay ve olguların ümmete isnat edilebileceğini ancak İslami sistemin eksiği olmadığını vurguluyor. Aslında klasik bir “pratiğin hatası teorik doğruları değiştirmez” yaklaşımı ve izahatı söz konusu bu ilk perspektifte.

İkinci olarak ise tezinin doğruluğunu ortaya koymak üzere İslami sistemin çağdaş sistemin gerisinde kaldığı kabulünü yıkacak kıyaslara gidiyor Kutub. Hor görülmüş bazı hususların aslında kapsamlı bir felsefî sorgulama ile ele alınmadığını söylüyor. Kendi hayat görüşünü “ideal” değerler üzerine kurmuş seküler zihnin (ve taşıyıcılarının) belli ön yargılara saplanıp İslami meseleleri adalet, düzen, ahlak gibi temel idelerin bağlamından kopuk olarak değerlendirdiğini yani çifte standart yaparak İslami referansları küçümsemeye çalıştığını ortaya koymaya çalışıyor. Aslında basit bir şekilde değindiği tüm noktalar, yaptığı tüm kıyaslar derin bir felsefî çatışmanın yansımaları.

Özetle klasik bir sistem tartışmasına dair tüm anlatılanlar. Ancak Kutub’un argümanlarını İslam’da sosyal, siyasal, iktisadî adalet, kadın-erkek meselesi, hukuk sistemi gibi kategorilere yayarak sayması analitik bir eser ortaya çıkarıyor. Klişe olduğu kadar zihinlerimizi derinden meşgul eden “sistem” meselesine dair fikir veren, değerli bir kitap “İslam Budur”.

 

Deniz Baran rahmetle andı

Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2016, 16:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER