banner17

Muhacir âlimlerimizden Sâbûnî hoca ve tefsiri

Muhammed Ali es-Sâbûnî Hocanın 'et-Tefsîru vâdıhı’l-müyesser' adlı eserinin, ilimde mübtedi seviyesinde olan ilim taliplilerine katacağı çok şeyler olduğunu düşünüyorum. Ünal Şahin yazdı.

Muhacir âlimlerimizden Sâbûnî hoca ve tefsiri

Muhammed Ali es-Sâbûnî Hoca, ülkemizde birçok kesim tarafından tanınmakta ve eserleri ilim ehli tarafından çokça rağbet görmektedir. Başvuru kaynağı olarak da kullanılan eserleri hemen hemen her kütüphanede bulunmaktadır. Üstadın İslamî ilimlerin hemen hepsinde eseri olmakla beraber özellikle tefsir alanında ön planda olduğunu söyleyebiliriz. Kendisinin İbn Kesir tefsirinin muhtasarı olmakla beraber ayrıca kendi kaleminden Safvetü’t-tefâsîr, Ravâi’u’l-Beyân Tefsîru âyâti’l-ahkâm, et-Tefsîru vâdıhı’l-müyesser, et-Tibyân fî ulûmi’l-Kur’ân gibi eserler üstadın akla ilk gelen eserlerindendir. Bizim kendisi hakkında bilgi vereceğimiz eseri ise et-Tefsîru vâdıhı’l-müyesser adlı eseri olacaktır.

Üstad, bu eserini kolay bir üslupla kaleme aldığını belirtmekte ve madde kıskacında kıvranan insanlığın en büyük ihtiyacının Kur’an’ı anlamak ve ona tutunmak olduğu ifade etmektedir. Ayrıca üstad, eserinde menkul (rivayet) ve makul olan anlayışı cem edecek tarzda bir yol benimsediğini de ifade etmiş, bu yönüyle gerek selef ulemanın çizgisini devam ettirmiş, gerekse gelişmeler karşısında ayetlerin ifade ettiği manayı yorumlamaya çalışmıştır.

Celâleyn tefsirinden de faydalandı

Üstadın bu eserindeki tefsir yöntemini şöyle sıralayabiliriz: Üstad eserine Besmele’nin tefsiriyle başlamış, sureleri nüzul sırasına göre değil de Kur’an’daki tertibe göre tefsir etmiştir. Ayetleri kimi zaman ayetle de tefsir etme müellifin benimsediği yöntemlerdendir. Ayetlerle alakalı hadisleri verirken; hadislerin geçtiği eserleri belirtmekle beraber (örneğin Buhârî, Tirmîzî) detaylı olarak kitap künyesi verme yoluna gitmemiştir. Nahiv tahlillerine çok az yerde değinen müellif, o kısımlarda da sadece istişhad mahallini belirtmekle geçmiş, nahiv âlimleri arasındaki tartışmalara girmemiştir.

Ayetler tefsir edilirken her kelime değil de ayetler toptan olarak tefsir edilmiştir. Kimi zaman da özel olarak belli kelimeler açıklanmış, açıklanan o kelimenin de selef tefsirlerden yararlanılarak izah edilme yoluna gidilmiştir. Üstad’ın bu noktada en çok yararlandığı tefsirin Celâleddîn es-Suyûtî ve Celâleddîn el-Mahallî’nin kaleme aldıkları Celâleyn tefsiri olmuştur denilebilir. Arap şiirinden de gerektiği kadar istifade eden müellif, çok sık olmasa da surelerin tefsirinde şiire yer vermiştir. Kullanılan Arap darbı meselleri de eserde göze çarpan önemli özelliklerdendir. Ayrıca İslam ümmetinin büyüklerinden de (Hasan Basrî, Fudayl b. İyâd vb. gibi) nakilleri tefsirde görmek mümkündür.

Eserde dikkatimizi celb eden bir özellik de şu ki, tefsir, klasik tarzda ele alınmakla birlikte hemen hemen israiliyyat kabilinden sayılacak hiçbir kıssa veya hikâyeye yer vermemiş olmasıdır. Eser bu açıdan uzun ve mevzu (uydurma) olabilecek kıssalardan arındırılarak okuyucuya farklı bir perspektif kazandırmıştır denilebilir.

Baştan sona bir tefsir okumak isteyenler için isabetli bir tercih

Üstad, Zilzâl suresinin tefsirinin sonunda 1999’da Yalova’da meydana gelen depremi zikretmiştir. Kendisinin de deprem anında orada bulunduğunu, yerin çok korkunç ve şiddetli sallandığını, insanların kıyametin koptuğunu zannettiğini belirtmektedir. Hatta kendisi “biz kesin olarak öleceğimizi anladık ancak Rabbim beni ve benim yanımdakileri Kur’an’a hizmetimizin bereketiyle kurtardı” diyerek o elim neticeler veren depreme işaret etmiştir.

Müellif, tefsirin 1420/1999’da Mekke’de tamamlandığını belirtmektedir. Üstad’ın ehl-i sünnet çizgisinden taviz vermeyen bir duruşu olduğu hatırda tutulursa, eseri özellikle medreselerde Avâmil’den sonra, ilahiyat öğrencileri için ise ikinci sınıftan itibaren başlanarak tümünün okunacağı tefsirler arasında yerini almalıdır. Eserin bizim gibi ilimde mübtedi seviyesinde olan ilim taliplilerine katacağı çok şeyler olduğunu düşünüyorum. Klasik tefsir tadında ayet, hadis, Arap şiiri ve darbı meselleri görme adına çok güzel bir kaynak. Ayrıca öğrencinin kelime dağarcığını genişletme anlamında da verimli bir eser olup, bunlarla beraber baştan sona bir tefsir okumak isteyen kardeşlerimiz için şüphesiz isabetli bir tercih olacağı bir eser.

Eser tek cilt olup vasat bir hacimde Mektebetü’l-asriyye’den çıkmış.

Rabbim müellife sağlık afiyet ve nice hizmetler ihsan etsin. Kaleme aldığı bu eserin faydasını da umumi eylesin.

Ünal Şahin yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2018, 11:49
YORUM EKLE
YORUMLAR
İbrahim Kaplan
İbrahim Kaplan - 3 yıl Önce

Kıymetli Hocam,bu yazıyı okuyacak arkadaşlarımız için söylemeliyim ki, gerçekten başlangıç açısından kesinlikle doğru bir tercih... Tanıtımınız için teşekkür ediyorum. devamını bekliyoruz üstad.

banner19

banner13

banner20