Modernite insana iyilik, güzellik öğretti mi?

Mustafa Aydın’ın ‘Moderniteye Dışarıdan Bakmak’ kitabı, modernitenin var olan güzel şeyleri nasıl götürdüğünü anlatıyor..

Modernite insana iyilik, güzellik öğretti mi?

Modernite hayatımızı değiştirmek için uğraşmakta. Mustafa Aydın’ın Açılım Kitap’tan çıkan Moderniteye Dışarıdan Bakmak kitabı da, modernitenin nerde, nasıl, ne yönde başladığına ve neleri değiştirmek istediğine ışık tutuyor.

Şimdiyle ilgilenen bir kavram modernite. Olup biten her şeyi şimdiye sığdırıyor. “Bu işin dünü yarını yok” diyor adeta. Kitapta bunun nedenini de öğreniyoruz. Modernite için dün bulanık, yarınsa hep karanlıktır. Bu durumda da insanlığı umutsuzluğa sürüklüyor. Etrafımıza baktığımızda da görüyoruz ki sürekli geçmişin ne olduğu bilinmez, yarından da hep yakınılarak bahsedilir.

İnsanı aslında yücelten değil hapseden kavramlar

Bir macerayla başlayan modernite, yüksek hayallerle insanları özgürleştirme sözü verdi. Peki, neye ve kime göre özgürleşecektik? Tabi ki dinden arınıp modernliğe atılarak özgürleşeceğimiz söylendi. İnsanlık da tabiri caizse önüne konan her yemeği yedi. Modernitenin belirlediği çağ içi ve çağ dışı ayrımını insanlara dayattı. Bizler de buna göre modernitenin çağ dışı dediklerini sorgusuz sualsiz saf dışı bıraktık. Modern olmayan insan tarafından kurtulmak için ne olursa olsun karşı tarafa atlamaya çalıştık. Bu karşıdan atlayış da omuzlarımıza tonlarca demir yükledi. Bir bakmışız artık kendimiz bile farkında olmadan hayatımız değişmeye başlamış.Mustafa Aydın, Moderniteye Dışardan Bakmak

Haliyle dünya Batılı kültür ve diğerleri olmak üzere ikiye ayrıldı. Diğer kültür tarafında olan kültürler Batılı olmak için dişlerini tırnaklarına taktılar. Sanki bu zorunlu bir göç gibi oldu. Bu bir hatanın aksine yenileşme olarak masum bir tavır takınıldı. Bu yenileşmede de bazı rutinler değişmek durumundaydı. Bunun en başında da ‘ din’ geliyor. Zaten dini çıkarıp insanı tek hâkim kılmayı hedefleyen bir projedir modernite... Bu bağlamda da önce insanın kibir duygusuna dokundurma yaparak, “ben insanım yahu, her şey benim için” dedirtti ve her şeyi onun için yaratanı unuttu. Bu insan için çok da zor olmaz.

Dinin çıkmasıyla oluşan boşluk da ‘ bilim’ ile doldurulacaktır. Çünkü insan bilime hâkimdir. Moderniteye Dışarıdan Bakmak kitabında da insanın geçtiği bu yollar ve nelerle çeliştiği anlatılıyor. Bunun yanında da modernitenin getirdiği evrim, ilerleme, yenileşme, bilim ve bireycilik kavramlarının ne amaçla geldiği ama bu amacın hayatımızdan neler götürdüğü anlatılıyor. Bu kavramların hepsinde merkezde insan var ama insanı aslında yücelten değil hapseden kavramlardır. Tabi ki bunun çelişkisini de modernitenin ikiyüzlü bir hareket olmasına verebiliriz. Bunların hepsinin bir göz boyama olduğunu söylüyor Mustafa Aydın.

Modernitenin tüm dinlere karşı olması söz konusudur

Modernitenin getirdiği kavramlar insanı hızlandırmıştır. Bu hız içinde insan, kendinden başkasını düşünmez oldu. İnceden inceye bencilleşti. Zamanla da bu bencilleşme hayat şartlarıyla yumuşatıldı ve normalleştirildi. Yani artık komşumuzun aç yatması bizim çözmemiz gereken, dertlenmemiz gereken bir problem olmaktan çıktı. Bu “ben çalıştım, ben yerim”e döndü. Hâlbuki bizim geçmişimizde bu böyle değildir. Ama biz İslam’ı yaşayışla bağlarımızı bir kuru modernite uğruna kopardığımız için umurumuzda olmaz. Seküler toplumlar oluşmaya başlamış ve büyük bir kesim bundan memnun hale gelmiştir.

Artık söz insanlardadır (moderniteye göre) ve insanlar artık evreni istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Bu da baktığımızda doğayı, toplumu, insanları çok derin sancılara sürüklemiştir. İnsanlık aslında kendi sonunu hazırlamıştır. Modernitenin tüm dinlere karşı olması söz konusudur. Ama şu anda onun için en büyük tehdit unsuru İslam’dır. “Çünkü İslam kendini tüm zamanlarda var kılabilecek değerlere sahiptir” diyor Mustafa Aydın.

Modernitenin kentlerdeki değişimine de yer veriliyor kitapta. Kültür değiştikçe kentler de değişiyor. Bu değişimle insan hayatı da farklılaşıyor. Modernliğe ulaştıkça mimari de değiştiriliyor. Kent yaşantısı göz önüne çıkartılıyor ve ağırlık buralara veriliyor ve göçler başlıyor. Bir medeniyetle kurulmuş kentler sıradanlaşmaya ve aynılaşmaya başlıyor. Binaların her geçen gün yüksekliği daha da artıyor. En yukarda oturan aşağıda oturanlardan daha farklıymış gibi davranmaya başlıyor. Bu noktada da medeniyetle kapitalizm yer değiştiriyor. Çok katlı, çok fazla şeylerin içinde insanı yüceleştirdik sanılırken aslında insanı derin bir yalnızlığa atmış oluyor. İnsanlar hâkim olduklarını düşünürken aslında toplu olarak insanlığı yönlendiren modernite olmuştur.

Hayatımızda her kelimenin önüne ’modern’ kelimesini yerleştiriyoruz. Modern olan şeyler saygınlık kazanmıştır ve ona ulaşanlar da saygın hale gelmiş oluyor. Bu saygınlığın bazı devletlere de sömürme hakkını verdiğini söylüyor Mustafa Aydın. Büyük devletlerin gövde gösterileri bizlere iyileri değil, güçlülerin kazandığını göstermiştir. “Modernite insanlığa ne kattı” dersek, bu kitabı okuduktan sonra, “var olan güzel şeyleri nasıl götürdü” sorusunun cevabına ulaşacağız. Bu kitapta modernitenin paradigmalarını, paradigmaların kendi içindeki çelişkilerini anlatan ve bunu akademik dille sosyal yaşamdaki karşılıklarını eşleştirip anlatıyor Mustafa Aydın. Kitabın önsöz yazısında kitabın ismini Moderniteye Müslümanca Bir Bakış koyacaklarını ama bunun büyük bir iddia olacağını söylemiş Mustafa Aydın. Kitabın içeriği aslında bu bakış açısıyla örtüşüyor.

Sevde Kaya yazdı

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2019, 18:06
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13