Modern zamanlarda edebi bir manifesto: İnatçı Leke

Handan Acar Yıldız; kendine has üslubuyla, dili kullanış biçimiyle ve eserlerinde oluşturduğu enteresan havayla günümüz öykücüleri arasında farkını ortaya koyan bir yazardır. ‘’İnatçı Leke’’ 2015 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür. Eserde birbirinden hoş yirmi öykü almaktadır. Burhan Alsan yazdı.

Modern zamanlarda edebi bir manifesto: İnatçı Leke

Handan Acar Yıldız; kendine has üslubuyla, dili kullanış biçimiyle ve eserlerinde oluşturduğu enteresan havayla günümüz öykücüleri arasında farkını ortaya koyan bir yazardır. ‘’İnatçı Leke’’ 2015 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Hikâye Ödülü’ne layık görülmüştür. Eserde birbirinden hoş yirmi öykü almaktadır.

Handan Hanım öykülerinde; çağrışımlardan, imgelerden ve zıtlıklardan fazlasıyla istifade etmiştir. Sözünü ettiğim kitapta da bol miktarda yoğun ve sembolik anlatıma şahit oluyoruz. Yazarın diline alışmak, onu ilk kez okuyanlar için zor olabilir. Bazı okuyucular, öykülerin içinde kaybolup cümlelerin zihinde uyandırdığı manalar karşısında apışıp kalabilirler. Nitekim yazarın öyle vurucu ve can alıcı cümleleri var ki okuduktan sonra iki üç satır geriden gelip tekrar okuma ihtiyacı hissedebiliyorsunuz. “Düşündüren, sorgulatan, acaba dedirten” türden ifadeler bunlar. Bir yandan öykü akıp giderken diğer yandan kelimelerin, cümlelerin, çağrışımların, dil oyunlarının girift dansıyla karşılaşırsınız. Kendinizi bazen hayatın herhangi bir yerindeki sıradan anların tuhaf misafiriymiş gibi hissedebilirsiniz. Handan Acar Yıldız’ı okurken yo(ğ)rulursunuz ki bu, onun maharetinin göstergesidir. Yazarın üslubundan ötürü haklı itirazlara, yerinde tenkitlere ve doğrudan dikkat çekmelere maruz kalabilirsiniz.

Korkuyu Beslerken, Yıldız’ın insanın korkularıyla yüzleşmesini bir civciv üzerinden tasvir ettiği şahane bir öyküdür. Korkularıyla yaşamak zorunda olan birey bilinçaltının ‘’korku’’ deposundan öyle veya böyle kurtulamaz. ‘’Öldürülmeye çalışılan bütün korkular, ölmedikleri takdirde daha güçlü dönerlerdi.’’(s.9) Bu cümle, esasında öykünün en net ifadesidir ve üzerinde düşünülmesi gereken manalar barındırmaktadır. Korkuları öldürmek mi, korkularla yüzleşmek mi?

Ateş İnsanlar adlı öykü, ‘’Sobadaki odun çıtırtılarını ninni gibi dinleyerek geçti çocukluğum.’’ cümlesiyle başlıyor. Sobanın deliklerinden tavana yansıyan alevlerin dansını insan figürüne benzetir yazar. Çocukluğundaki soba, alev, çıtırtı ve ateş insanlar… Yetişkinliğine kalan ise küldür. Sobadaki çıtırtıdan, alevden küle evrilen süreci çocukluk ve yetişkinlik bağlamında ele almaktadır. Artık sobalı evler yoktur ve küle hasrettir öykü kahramanı. Bu öyküde bir bilinçaltının zihnin yüzeyine sızmasını okuruz.

Zabıta, kahramanın su satan bir çocuğa bakıp isteklerini ve içsel monologlarını haykırdığı eleştirel tutumla yazılmış bir öyküdür. Çocuğun zabıtaları gördükten sonra korkmasına, kaçmasına ve elindeki su şişelerinin etrafa dağılmasıyla oluşan trajik bir ana tanık oluyoruz. Bu esnada kahraman, çocuğun tarafında yer alıyor. Bunu, yazarın çocuğa karşı bir merhamet beslemesinden ve ona yardım etmek istemesinden anlayabiliyoruz. Zabıta’da zihin, mantık, kalp ve duygu birbiriyle kaynaşmış, ortaya acı tatlı bir hikâye çıkmıştır.

Eşik Kertmesi isimli öykü, günümüz toplum yapısının kimi algılarla oluşturduğu farazi durumlara karşı tenkit niteliğinde. Bazıları şahit olmadığı ve tam olarak bilmediği olaylara arızalı bir bakış açısıyla yaklaştığında karşıdaki insanda derin yaralar açar. Yazarın verdiği mesaj gayet açıktır: Bilmeden, anlamadan yorum yapıp da karşınızdakini incitmeyiniz.

Kanser, bir anneyle kanser hastası olan oğlunun trajik öyküsüdür. Annenin hüznü, acısı ve yüreğindeki sancısı yazarın son derece çarpıcı betimlemeleriyle daha da etkili hâle geliyor. Öykünün sonlarına doğru hastanın bir kitap yazdığını anlıyoruz. Ziyarete gelenler ellerindeki kitabı sahibine gösterince hasta canlanıyor adeta. Kitaptan bir öykü okunuyor hastane odasının soğuk duvarları arasında. ‘’Öykü, en az bir çocuğun annesinden önce ölmesi kadar sıra dışı.’’(s.131)

Handan Acar Yıldız, öykülerinde hayatın içindeki şanssız kişilere, sıkıntı çekenlere, görünmeyenlere, örselenen ruhlara yer vererek onların yaşamla mücadelesindeki başkaldırıyı anlatmıştır. Onların gözünden bir eleştiri düzlemi geliştirmiştir. Kimi öykülerde, bu kişilerin uğradıkları ya da maruz kaldıkları haksızlıkları ve adaletsizleri çeşitli tiplemelerle görmekteyiz. Yıldız’ın dili kullanmadaki ustalığı; zıtlıklarla, eksiltmelerle, ironiyle ve monologlarla bütünleşerek ortaya çıkar. Etrafındaki basit nesnelere -jeton, mandal, ip, pencere, duvar- ilginç anlamlar yükleyerek kimi zaman onları soyutlaştırır kimi zaman da felsefi göndermeler yapar. Handan Acar Yıldız, modern dönemin okunası kalemlerinden biridir.

YILDIZ, Handan Acar, İnatçı Leke, Hece Yayınları, İstanbul, 2015.

Burhan ALSAN

Yayın Tarihi: 27 Ekim 2020 Salı 12:10 Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2020, 12:08
banner25
YORUM EKLE

banner26