Modern dünya devasa bir yalnızlar köyü

"Küreselleşme olgusu insanları, toplumları birbirine yaklaştırıyor gibi görünmesine rağmen aslında insanın komşularıyla ilişkilerinin zayıflamasına sebep oluyor." Sedat Palut yazdı.

Modern dünya devasa bir yalnızlar köyü

Modern dünyanın insanı sürüklediği farklı yollar ve sokaklar var. İçinde yaşadığımız 20. yüzyılda bu sokakların insanlara sunduğu alternatiflerin çok olmasının hem siyasal hem de sosyo-kültürel olarak bu yüzyıl insanlarına mutluluk getirdiğini söyleyemeyiz. Peki, bunun sebebi nedir?

Oysa alternatiflerin fazla olması, insanlara gönül rahatlığıyla tercihte bulunma fırsatı sağlamaz mı? Yoksa alternatiflerin yaygınlaşması tüketimi artırıyor bu da mutsuzluğa mı sebep oluyor? Bunun için çözüm yolu nedir? Hem siyasal hem de sosyo-kültürel olarak… Ayrıca küresel ısınmanın neticesinde dünyamız gün geçtikçe bizden uzaklaşıyor ve yaşadığımız alanlar -insan eliyle yapılanları kastetmiyorum- iyiden iyiye azalıyor. Bu mutsuz durumları düzeltmek, farklı düşünen insanları bir araya getirmek nasıl mümkün olabilir?

Yakın zamanda bu durumu bütün olarak inceleyen bir kitap yayımlandı. Kitap, Everest Yayınları arasından çıktı: Bu Enkazı Kaldırmak. Yazarı, George Monbıot. Kitabın alt başlığı ise “Kriz Çağında Yeni Bir Siyaset Önerisi.” Monbıot,  Oxford Üniversitesi’nde zooloji okumuş ve Guardian gazetesinde dünyanın doğal dokusunu korumaya yönelik yazılar yazıyor.

Yeni bir hikâyenin peşinde

 Monbıot’un kitabı çok farklı bilim alanlarını kapsıyor. Sıfırdan bir düzen inşa etme iddiasını taşıyor. Bu vesile ile söylemeliyim ki, oldukça farklı bir kitap. Okura geniş bir perspektif vermekle birlikte, birlikte yaşamanın mümkünlüğü üzerine düşündürtüyor.

Monbıot bir hikâyenin peşinde. Tüm insanlığı ilgilendiren bir hikâye bu ama günümüzdekilerden oldukça farklı ve yeniden yazılması gerektiğini düşünüyor. O, sosyal demokrat ve neoliberal ideolojilerin 20. yüzyılda başarısız olduğunun farkında. Bu sebeple dünyanın yeni bir hikâyeye muhtaç olduğunu iddia ediyor: “Çevresinde toplanıp seferber olabileceğimiz iyileştirici bir siyasi hikâye geliştirme arayışında, önce savunmak istediğimiz prensipleri ve değerleri tespit etmeliyiz. Çünkü anlattığımız hikâyeler, üstünde yükseldikleri inançları neşredeceklerdir.”

Yazar, yeni bir siyasi dilin toplumun geneli tarafından benimsenmesi için ortak inançlar ve değerlerin ortaya dökülmesi ve bunun kabul görmesi gerektiğini okurla paylaşıyor. Çünkü değerlerimiz ve inançlarımız belli kutupların etrafında kümelenirler.

Ortak prensipler belirlenmeli

Ortak değerlerin belirlenmesi ile birlikte, daha iyi bir dünya ortaya koymak ve yaşamak istiyorsak empati, anlayış, diğer insanlarla bağlantı içinde olmak, kendini benimseme ve özgür düşünce içinde özgür davranış sergilenmesi gerektiğini vurguluyor. Siyasetin değişmesini, o siyasetin hangi topraklarda yeşerdiğine bağlıyor. Çünkü koşullar değiştiğinde siyaset değişmeli ki, hikâye uzun soluklu olsun. Yalnız prensipler değil, günlük siyaset de değişmeli.

Monbıot, başarılı olacağını düşündüğü hikâyesini belirli ilkeler etrafında toplamış. İlk erdem olarak belirlediği hikâyenin başlangıcında insanların toplumsal bir varlık olduğuna ve birlikte yaşamak zorunda olduklarına dikkat çekiyor. Birlikte yaşamak, aynı zamanda farklı düşünen insanların ortak değerlerini paylaşması zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Bir arada yaşayan insanlar samimi bir dille bunu paylaştıklarında neden birlikte yaşamayı beceremesin?

İkinci bölümü kargaşaya ayırmış yazar. Kargaşa derken aslında kinaye yapmış. Zira yalnızlık salgını dünyanın tümünü sarmış durumda. Yalnız yaşayan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu da insanları birbirinden uzaklaştırmakta ve hem yalnızlığın getirdiği psikolojik rahatsızlıkları tetiklemekte hem de yalnızlığın sonucu olarak tüketimi artırmaktadır. İşin hem psikolojik hem de sosyo-ekonomik sonuçları var. Sebepler kısmında ise yazar şuna dikkat çekiyor: “Çalışma, gezme ve eğlenme bizi bir zamanlar bir araya getiriyordu. Şimdi bu faaliyetler bizi yabancılaştırıyor.”

Küreselleşme insani ilişkileri zayıflattı

Küreselleşme olgusu insanları, toplumları birbirine yaklaştırıyor gibi görünmesine rağmen aslında insanın komşularıyla ilişkilerinin zayıflamasına sebep olmuştur. Ötekileştirmenin çok yoğun olduğu bir dönemde insanları karşısındakinden korktuğunu ve örülen duvarların ardında neler olduğunun bilinmemesi insanları ve toplumları birbirine yabancılaştırmaktadır.

Yazarın ifade ettiği gibi toplumların ortak hedef kaybı, bir değişim gücü olarak insanların da inancını yitirmesine sebep olmuştur. Yazar bunun onarımını, insanların ortak hareket etmesi olarak gösteriyor. Onarmak insanların elinde, siyasetçilerin değil: “Kimi siyasetçi, iktisatçı ve yorumcu tarafından kışkırtılarak, bizi birbirimize düşüren, aramızda korku ve güvensizlik yaratmaya teşvik eden ve hayatımızı değerli kılan sosyal bağların zayıflamasına neden olan şu aşırı rekabet ve bireycilik adı altındaki kötücül ideolojiyi kabullenmeye kışkırtıldık.”

Yazar George Monbıot, insanları ve toplumu siyasetçilerin dilinden kurtarmaya çalışıyor. İnşa etmeye çalıştığı toplumda, bireyler birbiriyle ortak değerlerini paylaşmalı, sınırlarını açıkça ifade ederek bir yapıcı dil ortaya koymalıdır. Onun çabası takdire değer ve kitabı sadece siyasi birliktelik olarak değil de ekoloji, ekonomi, kültür çatısı altında toplayıp değerlendirmek mümkün.

Sedat Palut

Bu Enkazı Kaldırmak. Yazarı, George Monbıot

                                                                                                         

Yayın Tarihi: 27 Ağustos 2022 Cumartesi 09:00 Güncelleme Tarihi: 27 Ağustos 2022, 18:50
YORUM EKLE

banner19

banner36