Modern dönem İran şiirine yetkin bir bakış

Neden modern Fars şiirine dair Türkçe yetkin bir eser yok diye düşünürken Hicabi Kırlangıç'ın 'Meşrutiyetten Cumhuriyete İran Şiiri' kitabı karşıma çıktı. Seval Günbal yazdı..

Modern dönem İran şiirine yetkin bir bakış

Hicabi Kırlangıç’ın Hece Yayınları’ndan çıkan Meşrutiyetten Cumhuriyete İran Şiiri (Genel Bir Bakış ve Güldeste) isimli kitabını okuyorum. İhtiyaçların sonsuz olduğu bilindiğine göre elimizin altında bu kadar derli toplu bir eserin olması okuyucular açısından rahatlatıcı. Üstelik yazarın alanındaki titiz çalışmalarıyla bilinmesi doğru kaynakta olduğumu gösteriyor.

Türkiye’de Farsça şiire olan ilgi nispeten azaldı

Dünya şiirine merak sarmış biri olarak neden modern Fars şiirine dair Türkçe yetkin bir eser yok diye düşünürken Hicabi Hocanın bu kitabıyla karşılaştım. Açıkçası bu yalnız benim değil, Fars şiirine ilgi duyan herkesin ortak merakıydı. Daha önce yazılan eserleri göz ardı ediyor değilim elbette ama daha derinlemesine bir çalışmayı ne zamandır bekliyorduk. Farsçaya bugün ve yakın geçmişte var olan popüler ilgiyi saymıyorum bile. Aslında akademisyen, çevirmen ve bazı yazarlar dışında konuya vakıf kimsecikler yoktu. Farsça şiir artık o eski şaşaalı günlerini kaybetmiş, Divan edebiyatı sadece araştırmacıların ilgisiyle sınırlı kalmış gibi görünürken, Anadolu’da kullanılan Farsça ifadeler filoloji bölümlerinin merakını sarmış durumdaydı. Fars edebiyatına dair Farsça ve İngilizce birçok kaynak varken bizim bu edebiyata uzak oluşumuz ilginçti. Hicabi Kırlangıç da kitabında bu konuya değiniyor: “Tanzimat'la birlikte Türkiye’de Farsça şiire olan ilgi nispeten azalmış ve Batı şiiri Türkçe yazan şairlerin yeni ilgi odağı olmuştur. Eski Farsça şiir nispeten tanınırlığını sürdürse de yeni Farsça şiirin tanınırlığı birkaç şairle sınırlı hale gelmiştir.”

Kırlangıç’ın da belirttiği gibi bugün Türkiye’de bilinen çok az sayıda İranlı şair var. Furuğ Ferruhzâd, Sohrab Sepehri gibi şairlerin şiirleri birçok kez dilimize çevrildi. Bugün bu duruma sebep olarak Batı köprüsünde rüştünü ispat etmiş olmak Türkçeye çevrilmek için bir ön şartmış gibi görünüyor. Ama bu açıdan bile bakınca modern Fars şiirine dair yapılan tercümelerimiz Batıda yapılan çevirilerin yanında devede kulak misali kalıyor.

Çeviriler, şiir sanki kendi dilimizde söylenmiş gibi bir tat bırakıyor

Çalışmanın içeriğine dair daha bilgilendirici olması için kitapta yer alan yetmiş kadar şairden birkaçının ismini zikretmek gerekir: Mirzâde Işkî, Nima Yusic, Pervin İ’tisami, Ahmed Şâmlu, Feridun Muşiri, Siyâvuş Kisrayi, Simin Behbehani, Huşeng İbtihac Saye, Mehdi Ehavan-ı Salis, Nadir Nadirpur, Rıza Berahani, Ferruh Temimi… Kırlangıç, Meşrutiyet'ten İslam Devrimi'ne kadar olan İran şiirine dair kısa bir girişten sonra şiir güldestesine geçiş yapıyor. Burada şairlerin biyografilerine dair bilgilendirmenin ardından nitelikli çeviri şiirlerle karşılaşıyoruz. Akademisyen kimliğinin yanısıra şiir diline de hâkim olan Kırlangıç’ın çevirilerinden bir örnek aktarmak yerinde olacaktır.

Senin ayaklarında hangi kafilenin çanı var ki

Bu sabırsız

Tıpkı sevgilinin mevcudiyeti gibi

Kendi yorgun kemiklerine ağırlık yapıyor

Tekrarla

Tekrarla beni

De şiirim nefes borusunda tıkanmaktan kurtulsun.

1933’te Nişabur’da doğan Ferruh Temîmî’nin “Görüşme(Dîdar) adlı şiirindeki bu mısraların çevirisi, sözkonusu şiir sanki kendi dilimizde söylenmiş gibi bir tat bırakıyor. Çeviri aradan kayıp gidiyor. Siz şairle baş başa bir mülakatta gibi kalakalıyorsunuz.

Bu kez Furuğ’un şiirinin hakkının verildiğini düşünüyorum

Bu seçkide Feridun Mûşiri’nin şiirleriyle de karşılaşmak sevindirdi beni. Aslında gözlerim onun “Sokak(Kûçe) isimli şiirini aramadı değil. “Bulut ve Sokak” kitabındaki şiirleriyle gönlümüzü çalmış acem şâiridir kendisi. “Sensiz, ama ne halde o sokaktan geçtim” diye bitirdiği “Sokak” şiiri, onu Farsça aslından okuyan daha kaç kişinin yüreğinin sokaklarda atmasına sebep olacaktır. Bu çalışmada Mûşiri’ye ait dört şiire yer veriliyor. 2000 yılında yetmiş dört yaşındayken vefat eden Mûşiri, klâsik formda yazdığı şiirlerin yanısıra serbest üslupta yazdığı şiirlerle de tanınır.

Bilgeler derler, içinde her beşerin

Gizlidir bir kurt arlanmaz, hain ve hin

Kaçınılmaz bir savaş var kıyasıya

Gece gündüz insanla kurt arasında

Ve yine başka bir şair. Bu isim çok tanıdık: Furuğ Ferruhzâd. Eminim ki Türk okuyucusu bugüne kadar onlarca Ferruhzâd çevirisi okudu. Hangisi daha akılda kalıcı oldu bilmiyorum ya da hangisi Furuğ’nun şiirinin tadını verme açısından bir parça etkili olabildi. 1935’te Tahran’da dünyaya gelen, şiirlerinin yanısıra “Ev Karadır” isimli belgeseliyle de dünya sinemasındaki yerini alan Furuğ Ferruhzâd’ın “Bir Başka Doğuş(Tevelludî Dîger) şiirini farklı çevirilerle defalarca okudum, ama sanırım bu kez esas dile ve ruha yaklaştım. Bu kez Furuğ’un şiirinin hakkının verildiğini düşünüyorum. Birkaç seçmeyle de olsa.

Bir küpe takıyorum kulaklarıma

Aynı yaşta iki kırmızı kirazdan

Yıldız çiçeği yaprağı yapıştırıyorum tırnaklarıma

Bir sokak var ki orda

Bana âşık olan çocuklar hâlâ

Aynı karışık saçlarıyla, ince boyunlarıyla, çelimsiz ayaklarıyla

Bir gece rüzgârın beraberinde götürdüğü

Bir kızı düşünüyorlar masum gülüşleriyle.

Ve sonsöz yerine geçecek bir çift söz. Yazarın bu kitabı kaleme almaktaki amacı; Türkiye ile benzer kültür ve edebiyat tecrübelerini yaşamış olan İran’ın modern dönem şiirini daha yakından tanıtmaktır. Burjuva kültürünün hızla hazmedebileceği, popüler ülke edebiyatlarına bir giriş denemesi değil, unutulan bir edebiyatı hatırlatmak belki de.

Sevâl Günbal yazdı

Yayın Tarihi: 03 Ocak 2015 Cumartesi 11:49 Güncelleme Tarihi: 20 Ağustos 2020, 16:02
banner25
YORUM EKLE

banner26