banner17

M.Kemal'den, Erbakan'a hepsi kitabında var!

Batıl itikatların içinden çıkmış fıtratını asıl yurduna iade etmek için yola sürülmüş ilginç bir serüven: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum…

M.Kemal'den, Erbakan'a  hepsi kitabında var!

 

Cesur fıtrat: Roger Garaudy. Bir insanın “onlara” rağmen neler yapabileceğinin fevkalade hikâyesi. Batıl itikatların içinden çıkmış fıtratını asıl yurduna iade etmek için yola sürülmüş ilginç bir serüven: Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum.

1913-2012 yılları arasında ömür sürdüğü 99 yılda, hayatıyla birbirine zıt mecralardan geçmiştir Garaudy, ama sonunda hakikati bulmuştur. Denilebilir ki, yaşadığı her bir yılda Allah’ın bir ismi azam-ı tecelli etmiştir. Cesaretiyle, dürüstlüğüyle, açık yürekliliğiyle her bir ismin hakkını verip saadete erenlerden olmuştur Garaudy.

Hakikat arayışında hiçbir kulunu yalnız bırakmaz RahmanRoger Garaudy, Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum

Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum kitabında tek bir mesaj verilmiştir: Hakikat arayışında hiçbir kulunu yalnız bırakmaz Rahman. Cesur ve azimli bir hakikat arayışçısı olan Garaudy, uzun hayatı boyunca insanın her veçhesinden geçmesine karşın, hak boyasıyla boyanmasını bilmiştir. Hıristiyan olarak Fransa Komünist Partisi’ne girmiştir. Sonra bir elinde İncil, bir elinde Kapital, Müslüman olmuştur. Aynı hakikatin gölgesinde hem de: Yönünü değiştirmeden ama cemaatini değiştirerek.

Aslında şunu demeye getiriyor Garaudy: Hep İslam fıtratı üzerindeydim, yanlış yerlerde ömür sürmüş olsam da bir süreliğine. Yanlış yerler, böyle bir hayat hikâyesinde nasıl bir anlam ifade eder? Ya da böylesine cesur ve dürüst bir fıtrat neden nasıl ‘yanlış yerlerde’ durmuştur? Bu soruların cevabını almak için Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum kitabına bakmak gerekir. Nereden nereye gelmiştir Garaudy? Görülecektir, apaçık, aşikâr, sansürsüz.

İlk konferans başlığının, “İslam Peygamberi Hz. İsa” olduğuna şaşırmamak gerekir

Yüzyılımızda Yalnız Yolculuğum dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Çıraklık Yılları’nda nasıl bir çevrede yetiştiğini anlatır Garaudy. İkinci bölümde, komünizmle geçen yıllarını, komünizm için yaptıklarını anlatır. Hep sıra dışıdır, hep bir adım dışarıdadır, hep sorguluyordur Garaudy. Üçüncü bölümde, yeni bir proje ile ortaya çıkar Garaudy. Hayatı değiştirmek, seçerek, yaşayanlara uyarı niteliğinde… Aslında Garaudy, Fransız sömürgesi Cezayir’de üstlerine itaat etmeyen Müslüman askerler sayesinde son anda kurşuna dizilmekten kurtulmayı hiç unutmamıştır. Ve görülür ki bütün bir Garaudy ve hayatı hep bu hadisesinin etrafında dönmüştür, bu hadiseyle şekillenmiştir. Dahası, ‘Batılı’ bütün cesur ve dürüst fıtratlar gibi.

Hayatının bütün gereklerini yerine getirmekte tereddüt etmez Garaudy. Japonya ve Çin’e gider, bilgisayarinsan’a savaş açar, siyasi Siyonistler tarafından ablukaya alınır, kitaplarının yayımlanmasına müsaade edilmez. O ise ne istediğini biliyordur, hakikat arayışının gölgesinde, hırçın ve ısrarlı. Dördüncü bölümde,  hep nasıl İslam fıtratı üzerinde olduğunu, aslında bütün bir hayat hikâyesinin fıtratının üzerindeki batıl araçları kaldırmaktan ibaret olduğunu anlatır. Bu açıdan ilk konferans başlığının, “İslam Peygamberi Hz. İsa” olduğuna şaşırmamak gerekir. Hz. İsa’nın hakiki yerini ve gerçek Roger Garaudy ve Cemal Aydındeğerini görmüştür Kur’an’da, Garaudy. Bu yüzden Müslüman olmuştur, İslamiyet’e dönmüştür bütün batıl araçlardan sıyrılarak. Selamete erenlerden olmuştur. 99 yıllık hayatının her bir senesinin her bir ismi azma karşılık geldiğini gösterircesine.

Ümmet coğrafyasından sahneler, figürler, çarpıcı tespitler

Sonra ümmet coğrafyasından sahneler, figürler, çarpıcı tespitler: Ürdün’de, Yermük Üniversitesi ve Kral Hasan; Lübnan’da, Sabra ve Şatilla kampları, Şeyh Subhi Salih ve televizyonda “İslam, Hürriyet Dini” konuşması; Irak’ta, Bağdat’ta, İslam’a Batı’nın tipik ihraç maddesi Arap milliyetçiliğin resmi partisi Baas’ın teorisyeni Mişel Eflak ve hempası Saddam Hüseyin; Türkiye’de Süleymaniye Cami, Ayasofya, Mustafa Kemal, Necmettin Erbakan ve Mevlana; Hindistan’da, Cochin, Madras, Kozhikode, Delhi, Bombay gezileri; Malezya’da, Kuala Lampur’da Enver İbrahim, Sarawak Üniversitesi’nde Mahmud Ebu Suud; Mısır’da, Kahire’de Ezher şeyhleri ve Hüsnü Mübarek; Libya’da, Trablusgarp’ta Muammer Kaddafi; Fas Akademisi’nde konuşmalar; Fildişi Sahili’nde, Abidjan’da Siyahî İslam ve Kara Afrika Hıristiyan İlahiyatçıları Konferansı; Cezayir’de, Mascara’da Raşid bin İsa, Abdülvehhab Hamuda ve Katar’a ökçeleri üzerinde gerisin geri dönen “köleci İslam anlayışının” savunucusu Şeyh Kardavi; İran’da, Tahran’da İslam Devrimi ve Humeyni; Suudi Arabistan’da, Mekke’de evvela Hac farizası, sonra İslam’ı Suudileştiren Suudi krallar; Batı’daki İslam’ın soylu ve kadim temsilcisi Kurtuba ve Kurtuba Cami

Garaudy’nin denizini duy…

Bütün bir hayatı “varlık felsefesinden eylem felsefesine geçmek” olan Roger Garaudy’nin denizini duymak demek; hayata, dünyaya, insana ve İslam’a yepyeni bir bakış açısıyla bakıp, cesur ve dürüst bir fıtratın neler yapabileceğini görmek demektir.

 

Faik Öcal yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mayıs 2016, 15:59
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20