Mithat Cemal'in tabiriyle Akif, Kur'an şairidir

Mithat Cemal, “Akif, terennümün değil çığlığın virtüözüdür.” der. Çünkü Akif'in sükutu, şiirlerinde çığlığa dönüşür. İstiklal Marşı, Çanakkale Şehitleri manzumesi bu haykırışın en etkileyici örneklerindendir. Saliha Şişman yazdı.

Mithat Cemal'in tabiriyle Akif, Kur'an şairidir

"Mehmed Akif Bey kimdir?" sorusuna bugüne dek pek çok yanıt verilmiştir. Şüphesiz, Mithat Cemal Kuntay'ın Mehmed Akif: Hayatı, Seciyesi, Sanatı Eseri, bu yanıtların en güzel örneklerinden biridir.  

Enis Batur'un Cüz kitabında yer alan çok güzel bir sözü vardır: "En doğru sorular, yanıta ulaşma süresini uzatmaktan büyük hazlar devşirdiklerimiz." Mithat Cemal Bey'in kitabını okumaya başlar başlamaz "Mehmed Akif Bey kimdir?" sorusu, hayatımı sarmalayan en doğru soruya dönüştü. Çünkü kitabın kapağını açtığım anda serüven başlamıştı, kaparken geniş bir satha yayılmış devşirilecek lezzetler beni bekliyordu: Evvela Mehmed Akif biyografilerini sıraya dizdim. Süleyman Nazif'in ve Sezai Karakoç'un Mehmed Akif'i, Beşir Ayvazoğlu'nun üzerinde Abdülhak Hamid, Akif ve Mithat Cemal'in yer aldığı meşhur fotoğraf karesini hikâyeleştirdiği 1924 isimli eseri, İslamcı Bir Şairin Romanı. Merakımı zevke dönüştürerek yoluma devam ederken Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı Bir Destan Adam: Mehmed Akif isimli prestij kitaptan -iki tane de armağanı var: Akif şiirleri ve belgeseli- Akif ve ailesinin fotoğraf albümünü inceledim. Sonra, yıllar önce dinlediğim Bestelenmiş Akif Şiirleri isimli bir albümü aradım. Eski bir kasetten şiirlerini dinledim. Kütüphaneden Akif'in pek sevdiği Daudet romanı Jack'i buldum, Akif'in meftun olduğu Babanzade Naîm Efendi ve Ferit Kam'ın eserleriyle beraber okuma listeme ekleyip rafıma yerleştirdim. 

İşte böyle ufuk açıcı, şahane bir biyografi, Mithat Cemal Kuntay'ın şaheseri! Müthiş bir üslupla anlattığı aziz şairin hayatı, çok samimi, pek etkileyici bir o kadar sıcak! Bir büyüğüm “Ne vakit Akif yâdıma düşse ağlayasım gelir.” demişti; anlam verememiştim. Çünkü Akif'i tanımıyordum ve elimdeki kitaba yeni başlamıştım. Üstelik başlangıç bölümleri tramvayda dahi kıs kıs güldürtecek kadar komikti. Ancak birinci bölümü gözyaşıyla tamamladıktan sonra bu sözle ne demek istendiğini anladım. Mithat Cemal, hüznü de neşeyi de ustaca aktarmıştı! Akif'inki de ne hayattı! 

Akif için önce bir Fatiha sonra:

  • Sadi'yi ve Lamartine şiirleri oku!
  • Şerif Muhiddin Targan ve Neyzen Tevfîk dinle!
  • Emrullah Efendi, Ömer Ferit Kam ve Babanzade Naîm Efendiyi tanı!
  • İsmail Ankaravî hazretlerinin türbesini ziyaret et!
  • “Ben melâmet hırkasını deldim geçirdim enine” nefesini ve “Ciğer ki odlara yandı kebâbı neyleyeyim” ilahisini öğren!
  • Güreş, yüz, yürü, taş at!

Seciye Pehlivanı 

Mehmed Akif, şairliğiyle muhataplarını büyülediği gibi seciyesiyle de meftun eder: Dürüst, vakur, mütevazı. Seciyesi dikkate alındıkta, mutekifliği ve sükûneti özellikle dikkat çeker.  

Babası Hoca Tahir Efendi ebced hesabıyla Akif'in doğum yılına denk gelecek şekilde ona Ragîf ismini verir. Fakat herkes Ragîf'i, Akif'in yanlış telaffuzu sanır ve mekteplerde Ragîf'i Akif diye çağırırlar. Akif, bir manasıyla mutekîf demektir; yani itikafa çekilen. Eskiler, isim dua yerine geçer derler. Hakikaten Akif için bu dua kabul olur. 

Akif kalabalıkları sevmez, şehirden kaçar, ana caddelerden bir nevi tenhalığa sapar. Özellikle yaşlandıkça yalnız bir adama dönüşür. Mektuplarında açıkça ifade ettiği gibi inzivayı pek sever. Hafız Akif, meal ile meşgul olduğu Mısır döneminde vuku bulan inzivasını “benim Halvan itikafı” diye adlandırır. İbadet için evine kaçıp kapanmıştır. Mısır'da üç kutsiyet içindedir Akif: beş vakit namaz, tercüme ettiği Kur'an, tercümeden yoruldukça okuduğu Mesnevi.  

Mithat Cemal'in tabiriyle Akif, Kur'an şairidir ve Kur'an tercümesine başladıktan sonra muntazam namaz kılarak adeta Kur'an'ı vakıalaştırmak ister.  

Biteviye sükût 

Mithat Cemal Kuntay “Akif sessiz yaşadı” der. Çünkü o, mahfiyet insanıdır Akif. Muttasıl susar, sükût eder. Müteaddit Sükûtlar başlıklı yazdığı bölümde Mithat Cemal, Akif'in yedi türlü sükûtunu tasnif eder: 

  1. Bitmeyen sükût. (Kendisine takdim edilen adamdan hazzetmemişse.)
  2. Hakaret olan sükût. (İnandığı şeylere uymayan bir sözün karşısında.)
  3. Sevimli sükût. (Bir eserinizi okuduğunuz zaman.)
  4. İbadetli sükût. (Bir musiki parçasını dinlerken)
  5. Zeki sükût. (Bir şey anlattığınız vakit.)
  6. İstiskal eden sükût. ( Birini çekiştiriyorsanız)
  7. Utanan sükût. (Bilen bir tavırla bilmediğimiz şeyleri anlatıyorsak.) 

Ahir ömründe Akif'in sükûtu yerini sükunete bırakır. Mithat Cemal, “Akif, terennümün değil çığlığın virtüözüdür.” der. Çünkü Akif'in sükutu, şiirlerinde çığlığa dönüşür. İstiklal Marşı, Çanakkale Şehitleri manzumesi bu haykırışın en etkileyici örneklerindendir. 
Bekâyı hak tanıyan sa'yi bir vazife bilir

Çalış çalış ki, bekâ sa'y olursa hakkedilir. 

Akif, Şerif Muhiddin'den duyduğu “Sanatın yüzde doksan dokuzu terdir; yüzde biri ilham” sözünü çok beğenir. Çünkü Akif'e göre çalışırsanız istediğiniz adam olursunuz. Akif, her ferdin üzerine farz olanın, bütün kudretiyle çalışmak olduğunu; kulun elinde olmadığı için muvaffakiyetin kıymetinin ikinci derecede kalacağını düşünür. Bunun için bir mektubunda açıkladığı üzere tebrik ve takdire şayan olan, muvaffakiyetten ziyade kemâl-i ihlâsla çalışmaktır.  

Akif, ismiyle müsemmadır. Çünkü akifin ilk anlamı bir işte sebat, ısrar ve devamlılık gösteren kimse demektir. Dil öğreniminde sebat etmiştir. Türkçe, Arapça, Acemce ve Fransızcayı gayet iyi bilir. Azimlidir, okulunu birincilikle bitirip altı ayda hıfzını tamamlamıştır. Eser okuma tarzı bile devamlılığını gösterir: “Kitabı önce toptan sonra tenkit ederek okur, dördüncü okuyuşta intihapları (seçim) yapardı. Az eseri, çok okurdu.”  

Kitapta Akif'in edebî zevklerini ve ilmi salahiyetini öğrendiğimiz bölümler dikkat unsuru teşkil eder. Mesela Baytar Mektebinden çıktıktan sonra iki arkadaşına Arapça edebiyat gösterir; Kasîde-i Bürde şerhi yapar, İbnü'l Fârız okutturur. Sonraları Musa Kazım Efendi ile Şeyh Bedreddin'in Vâridât'ını okur. Mithat Cemal Beyle birlikte bir dönem Batıdan romanlar ve Şarktan şiirler okurlar. Gün kitaplarla, o kitaplar için hasbıhallerle geçer. Ehlikeyif için üçü bir arada: Kitap, muhatap ve semaverde kaynayan çay. 

Herkese bu kitabı tavsiye ediyorum. Bu biyografide emeği geçen herkese, bilhassa bana bu kitabı armağan eden Nalan ablaya ve bu karizmatik Akif fotoğrafını kullanarak bu kadar güzel bir kapak tasarımını zevkimize sunduğu için Ravza Kızıltuğ'a teşekkür ederim. 

Suleyha Şişman 

Yayın Tarihi: 30 Mart 2022 Çarşamba 09:00 Güncelleme Tarihi: 30 Mart 2022, 13:46
YORUM EKLE
YORUMLAR
Hüsnü Zan
Hüsnü Zan - 13 yıl Önce

lisede bir hocamın elinde görmüştüm bu kitabı ondan sonra okulun kütüphanesinden alıp okumuştum fakat mütevazı kütüphanem bu kitaptan yoksun kalmasın diye akabinde hemen kitabı tedarik etmiştim.Biyografinin bir dostun elinden yazılması onu bambaşka kılmış.Ben özellikle Mehmet Akifin son günlerini anlattığı kısımdan çok etkilenmiştim.Kesinlikle okunmalı...

Salih Kılınç
Salih Kılınç - 13 yıl Önce

Ben de tam bu günlerde bu kitabı okuyordum. İş Bankası Yayınları 1986 basımı benimkisi.

Merve Altınok
Merve Altınok - 13 yıl Önce

Bu kitabın yanına bende Orhan Okay Hoca'nın 'Bir Karakter Heykeli'nin Anatomisi Mehmed Akif' kitabını ısrarla tavsiye ediyorum. Zevkle okunmuştur, zevkle okuyacağınızı düşünüyorum.

banner19

banner36