Misafir adeta 'mistik bir dokunulmazlık' taşır

Eski Diyarbekir'de Gündelik Hayat, M. Şefik Korkusuz tarafından kaleme alınmış eski Diyarbekir günlerini anlatan güzel bir kitap. Diyarbekir ağzı ile anlatılan bazı hatıralar ise gerçekten çok hoş..

Misafir adeta 'mistik bir dokunulmazlık' taşır

Geçmişi on bin yıl evveline dayanan, etrafı bütünüyle surlarla çevrili ve bu surları bozulmadan günümüze kadar gelmiş ender şehirlerdendir Diyarbekir. Surların üzerinde birçok kapı vardır. Zor durumlarda idarecilerin gizlice buradan kaçması için yapılmış bir kapı daha vardır ki bu kapı günümüzde kapalıdır. Bu kapılar eskiden yatsı namazından sonra kapatılır, sabah namazında açılırdı. Yatsı namazından sonra gelenler kapıların açılması için beklemek zorunda kalırlardı.

Genelde, cami, mescid, kilise, çeşme, hamam etrafında kümeleşen evlerde yaşayan halk, müslim-gayrimüslim olsun düğünlerini, ölümlerini birlikte yaşarlardı. Ev halkı sabah erkenden namaza kalkar, namazdan sonra kahvaltı sofraları kurulurdu. Evin beyini gönderen hanımın işi asıl o zaman başlardı. Hanımlar önce avluyu ve kapının önünü komşu evin duvar hizasına kadar süpürür, çöpü de dış kapının önüne bırakırdı. 1960'ların ortalarına kadar mahremiyetin korunması için sokak çöpçüleri kadınlardan oluşurdu. Bu çöpçüler çöpleri eşeklerin üstündeki büyükçe kutulara doldururlardı. Çöpçüler belli aralıklarda “Çöööp” diye bağırarak ev sakinlerinin çöpleri dışarı çıkarmalarını beklerdi.

Zengin bir yemek kültürü vardı

Temizlik işini bitiren hanımlar yemek yapmaya koyulurlardı. Şehirde yaşayan halkın değişik din ve mezheplere sahip olması kültürel bir mozaik oluştururdu. Bu itibarla Diyarbekir mutfağı zengin bir yemek kültürüne sahiptir. Her kesim, kendi yemeğini yaptığı ve konu komşu paylaşıldığı için pek çok yemek şehrin ortak yemek kültürünü oluştururdu. Bu yemeklerin ortak bir özelliği ise bol baharatlı oluşudur. Az nüfuslu ailelerde ortaya Lengeri denen iki büyük tabak yerleştirilir, birine sulu yemek diğerine pilav konurdu. Daha büyük ailelerde ise tabak sayısı artardı.

Diyarbekir'de misafir “mistik bir dokunulmazlık” taşırdı. Aileler maddi durumları nasıl olursa olsun misafirliğe ayrı bir önem verirlerdi. Yatıya ya da yemeğe gelen misafire hiçbir fedakârlıktan kaçınılmadan hizmet edilirdi. Yemekler misafire ikram edildiği sırada ve yemek yendikten sonra ev sahibi bir elinde havlu diğer elinde ibrik bekler, su altı leğenleri çekilir misafirlerin ellerini yıkaması ve kurulaması sağlanırdı.

Sosyal eğitimin temelinde iyi komşular da vardı

Küçük büyük herkes arasında saygı ve sevgi ilişkisi, komşunun çocuğuna müdahale edecek boyuttaydı. Çocuğun ailesi bu müdahaleye karışmadığı gibi, “Eyi ettın, elleren sağlığ” diyerek komşuya destek verirdi. Bu durum sosyal eğitimin temelini oluştururdu. İnsanları iyiye, güzele iten otokontrol sistemiydi adeta komşuluk. Kendi ailesi dışında komşuların hatta tanıdıkların bile müdahale edeceğini bilen çocuklar bir hareket yapmadan önce bir kez daha düşünürlerdi. Sonuç itibariyle terbiyeli bir gençlik yetişirdi.

Kış aylarında yoğun kar yağar, temizlenen damlardan atılan karlar sokaklarda birikirdi. Bu durum en çok çocukları sevindirir, iki katlı evlerin damlarına çıkan çocuklar buradan karların üzerine atlarlardı. Bazen de karlar üzerinde kuyular kazılır, üzeri ince bir tabaka karla kapatılarak gençlerin bu kuyulara düşürülmesi ile eğlenilirdi. Kızak kaymak, kar topu savaşı yapmak çocukların en sevdiği kış oyunlarındandı.

Hamamlar camileri ısıtmak için de kullanılmış

Diyarbekir'in diğer bir özelliği de hamamların çok oluşuydu. Hamamlar Diyarbekir'de temizlenmek dışında camilerin ısıtılması için de kullanılmıştır. Şimdiki tabandan ısıtmaya benzer bir mantıkla hamamlardaki sıcak su yakınlardaki camilere verilerek ısıtılması sağlanmıştır. Bu durum 1970 yılında Ulu Cami'nin tamiratı sırasında tabanların sökülmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca hamamlar garibanların sığınma yeridir o zamanlarda...

Eski Diyarbekir'de Gündelik Hayat, Beyan Yayınları tarafından yayımlanmış, M. Şefik Korkusuz tarafından kaleme alınmış eski Diyarbekir günlerini anlatan güzel bir kitap. Yazar geçmişte yaşanan günlük olayları sade bir dille sunmuş okuyucularına. Diyarbekir ağzı ile anlatılan bazı hatıralar gerçekten çok hoş.

Ayrıca bu güzel kitapta şehrin yemeklerinden renkli simalarına, futbolcu lakaplarından sokak şairlerine, deyimlerinden araba türlerine ve düğünlerine kadar bir çok konuda ilginç satırlar bulacaksınız.

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 13:24
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13