banner17

Mırıldanarak Çıkılan Bir Yolculuk: Görmeden Ölmek

''İbrahim Tenekeci şiirinin en önemli özelliklerinden biri dildeki yalınlık ve manadaki ağırlıktır. Çok kolay okuduğumuz şiirlerini zor hazmederiz.'' Mehmet Akif Öztürk, Tenekeci'nin 'Görmeden Ölmek' adlı kitabı üzerine yazdı.

Mırıldanarak Çıkılan Bir Yolculuk: Görmeden Ölmek

Şiir yazmanın veya şiir okumanın neye denk geldiği, ne gibi bir ‘şey’ olduğu şimdiye kadar birçok şair ve yazarca ifade edildi sanıyorum. Normal bir okumadan ve yazmadan farklı bir konumu var şiirin: ‘Derdi’ olmayan şiir yazamaz, şiir okuyamaz da. Her ‘derdi’ olan şiir yazacak diye bir kaide yok; ancak her şiir yazanın dünyayla bir alıp veremediği vardır. İsmet Özel’in ‘dünyaya alışan şiir yazamaz’ deyişi bu durumu en iyi açıklayan cümledir. Dünya edebiyatında veya Türk edebiyatında olan şeyin bundan farkı yoktur. Son yıllarda ortaya çıkan değersiz dergilerde ucuz popülist amaçlarla alt alta yazılmış şeylere şiir demenin, şiirin kalbine sokulan bir bıçak olduğu bir gerçek olsa da şiir Türkiye’de bir şekilde varlığını sürdürmeye devam ediyor, edecektir. Çünkü bu topraklar şiirle yoğrulmuştur. Kıyamete kadar da böyle devam edecektir.

90’ların başlarından itibaren Türkiye’de şiir alanında kendine önemli bir yer edinen İbrahim Tenekeci’nin son kitabı ‘Görmeden Ölmek’, geçtiğimiz Kasım ayında yayımlandı ve aynı ay içinde ikinci baskısını yaptı bile. Bir şiir kitabına gösterilen bu ilgi elbette ki memnuniyet verici. ‘Görmeden Ölmek’ daha çok baskı yapacaktır da. İbrahim Tenekeci’nin bütün kitapları Profil Yayınları’ndan çıkıyor. Bu kitap da doğal olarak bu yayınevinden yayımlandı.

Şiirden bereketli ne olabilir şu hayatta?

Kitap, ön ve arka kapağıyla çok başarılı bir görsellik sunuyor okuyucuya. Aslında ön ve arka kapağı aynı fotoğrafın ikiye bölünmüş hali. Bu tür kitapları seviyorum. Sanırım bana ‘içindeki şiirleri benimseyen bir kap’ mesajı veriyor. Kapak fotoğrafının, tasarımının, renk uyumunun Tenekeci’nin kitapları arasında en başarılısı olduğuna inanıyorum. Şöyle diyeyim: Bu kapak insana, kitaba sürekli dokunma hissi veren bir dokuda olmuş. Ayrıca fotoğrafın kime ait olduğuna baktığımda şaşırdığımı söyleyemem. Selçuk Sümer Özel ismini hemen tahmin etmiştim. İtibar dergisini takip edenler için bu fotoğrafın kime ait olduğunu bilmek zor olmayacaktır. Fotoğrafçının kendine has bir tarzı var çünkü. Kitabın üzerindeki buğday tarlası ise İsmet Özel’in Erbain’inin ilk baskısını anımsattı bana. Bereketin simgesi buğdayı şiir kitaplarının kapaklarında daha çok görmeyi istiyorum. Şiirden bereketli ne olabilir şu hayatta?

Tenekeci, uzun şiir yazma konusunda da oldukça başarılı

Buğdayın bereketli olması gibi bu kitap da İbrahim Tenekeci’nin kitapları arasında sayfa sayısı olarak en hacimli olanı. Kitap 80 sayfadan oluşuyor. İbrahim Tenekeci’nin yedinci şiir kitabı olan Görmeden Ölmek, ‘Kafesteki Kuşların Gitmediği Yerler’, ‘Berhayat’ ve ‘İnsana İyilik Veren Tabiat’ isimleriyle üç ana bölüme ayrılmış. Toplam yirmi beş şiirden oluşurken bunların yirmi iki tanesi ilk bölüme ait. ‘Ağır Misafir’ kitabından sonra şairin bölümler halinde yayımladığı ikinci kitabı. Kitabın son üç şiiri, yani son iki bölümü Tenekeci’de çok nadir görülen uzun şiirlerden oluşuyor. Son üç şiiri kadar uzun olanını önceki kitaplarından sadece ‘Giderken Söylenmiştir’de görüyoruz. Oradaki ‘Işıklandırma Çalışmaları’ adlı şiir de bu bölümlerdeki ‘Berhayat’, ‘Açık Yara’ ve ‘Yolculuk’ şiirleri uzunluğundaydı.

Burada bir parantez açmak istiyorum. Uzun şiirlere karşı okuyucuda bir isteksizlik, bir önyargı olduğunu gördüm. ‘Of not Being a Jew’ şiiri için bile ‘çok uzatmış, ne gerek vardı’ diyeni duydum. Tenekeci de şimdiye kadar uzun şiir çok yazmadı; ancak bu kitaptaki son üç şiirine bakarsak uzun şiir yazma konusunda da oldukça başarılı olduğunu görürüz. Evet, şair sözü yormayı sevmiyor; evet kısa şiir, kısa dizelerle derdini şimdiye kadar çok iyi anlattı ama ara ara yazılacak uzun şiirlerin ‘gerçek’ okuyucu üzerinde etkisinin olumlu olacağı kanaatindeyim. Bu yüzden ‘Görmeden Ölmek’e uzun şiirlerini de iyi ki eklemiş diyorum.

İbrahim Tenekeci’nin arkadaşları

Şair, kitabın ilk ve en uzun bölümündeki bazı şiirleri Fatma Ataer, Mustafa Demir, Güray Süngü ve Aykut Ertuğrul’a ithaf etmiş. ‘Berhayat’ bölümündeki ‘Açık Yara’ isimli şiirini ise altı bölüme ayırmış ve her bölümün son iki dizesinde Ahmet Murat, Furkan Çalışkan, İbrahim Paşalı, Tarık Tufan, Osman Konuk ve Süleyman Çobanoğlu’nun isimlerine yer vermiş: “Camdan bakan çocuk, sen, kışın / Ahmet Murat konulu arkadaşımsın” gibi dizelerde bu durumu görüyoruz. Bu durum bana halk edebiyatı veya divan edebiyatında ozanların son bent veya dörtlükte mahlas ve isimlerini kullanmasını anımsattı. Fakat Tenekeci’yi şiir ve yazılarından tanıdığım kadarıyla söyleyecek olursam şair kendi ismini hiçbir zaman kullanmayacaktır. Dostlarının ismini kullanmaya devam edecektir.

İbrahim Tenekeci’yi ve şirini eleştirmek bu ülkede birkaç kişi dışında (Karakoç, Özel, Kutlu vb.) kimsenin haddine değildir. Fakat hiçbir insan mükemmel değildir olgusundan yola çıkarak eksik gördüğüm bir iki noktayı belirtmek ve genel bir değerlendirme yazmak istiyorum.

Dildeki yalınlık ve manadaki ağırlık

Öncelikle şunu söylemek istiyorum: İbrahim Tenekeci’nin kendine has bir şiir dili ve üslubu var. İyi şiir okuyucuları nerede bir Tenekeci şiiri görseler hemen tanıyacaktır. ‘Üç Köpük’ten son kitabı ‘Görmeden Ölmek’e kadar bunu görmek mümkün. Bütün şiir kitapları birbirinin devamı gibi. Şair sanki kalın bir şiir kitabı yazmış ve ara ara bu kitaptan 60’ar /70’er sayfalık bölümleri yayıma hazırlıyor. Fakat bunu olumsuz olarak söylemiyorum. Şairin bir çizgisi var. Bu çizgi de epey yukarıda ve bunu devam ettiriyor anlamında söylüyorum.

Şair her ne kadar ilk iki kitabında (Üç Köpük, Peltek Vaiz) içsel deneyimlerini şiirine yansıtsa da özellikle ‘Güzellik Uykusu’ndan sonra başlayan süreçte toplumsal gerçekçiliğe yönelen bir yol izlemiştir. Bununla birlikte dilini ve üslubunu daha da yetkinleştiren şair bu dönemin ürünü ‘Görmeden Ölmek’te ustalığını göstermiştir.

Tenekeci şiirinin en önemli özelliklerinden biri dildeki yalınlık ve manadaki ağırlıktır. Çok kolay okuduğumuz şiirlerini zor hazmederiz. Bu durum, bu kitapta da kendini göstermiş ve bize ezberlenecek dizeler bırakmıştır. Yazının başında derdi olmayan şiir yazamaz demiştim. Şairin derdi olduğu ilk kitabındaki ilk şiirinden (Mırıldanmalar) zaten anlaşılıyordu. Bu kitapta, dertleri daha da büyümüş ve biraz daha toplumsal problemlere yönelim olmuş. Şiirlerinde insanlar arasındaki sevgisizlik, dünyanın faniliği, ölüm, kapitalist düzenin ezdiği halk ve bunun getirdiği olumsuz-çarpık düzen vb. temaları sık sık işlemiş, Allah’a dua eder gibi şiirini oluşturmuştur.

İroninin ve mizahi bir dilin Tenekeci şiirlerinde bol kullanıldığını sıkı takip edenler bilecektir. ‘Görmeden Ölmek’te de şair özellikle ironi açısından bu özelliğini devam ettirmiştir. Fakat bu ironileri abartmamış ve etkileyiciliğini kendi kendine kırmamıştır. Şiirlerinde söz sanatlarını da yerli yerince kullanmıştır. Teşbih, intak, tekrir, tezat ve hüsn-i talil kullandığı bazı söz sanatlarıdır. Tabiattan ve insandan yana olan tavrını yine göstermiş, kitabın bölüm isimlerinde de buna yer vermiştir. İmge kullanımında aşırıya kaçmamıştır ve dilinin yalınlığını gereksiz imgelerle boğmamıştır. Nazım birimi olarak bu kitapta belli bir sabitlik yoktur. Bazen dörtlük, bazen bentler halinde, bazen de düz bir şekilde şiirlerini yazmıştır şair. Önceki kitaplarında yoğun görülen lirik şiir bu kitapta yanına satirik bir hal de eklemiştir. Yer yer hece ölçüsünü kullanmış ama en çok serbest ölçüde şiirlerini oluşturmuştur. Kanaatime göre en başarılı şiirleri de serbest ölçü kullandığı şiirlerdir.

Türk şiirine sağlam bir soluk getirmiş

Tenekeci yıllardır şiirlerini benzer ses tonunda yazıyor. Benim bu konuda bir itirazım olacak: Şiir yüksek sesle okunabilmelidir, der İsmet Özel. Tenekeci’nin şiirlerinde bunu yapamıyoruz. Şairin karşı çıktığı şeyler çok önemli konular olsa da ses kısık kalıyor. Evet, itiraz ettiği şeyler, Tenekeci’nin yüksek bir değer kaygısı güttüğünü gösteriyor ama şiir aynı zamanda bir karşı duruştur. Biraz daha ısırıcı bir dil, üslup kullanması bence şairin şiirinin değerini de olduğundan daha yukarılara çıkaracaktır.

Bir diğer itiraz edeceğim konu şiirlerinin yazılış tarihlerini bilmememiz. Bu, yayınevinin bir politikası olabilir; ancak yine de şairin, şiirlerinin altına yazıldığı seneyi yazması şiirlerin, okuyucu açısından çok daha berrak bir zihinle okunmasını sağlayacaktır. Şairin anlık şiirler yazmadığını bilsek de şiirin toplumsal olaylardan, ülke şartlarından, dünya siyasetinden bağımsız bir şey olduğunu söyleyemeyiz. Bu tarihlerin verilmesi okuyucunun dönemin şartlarını da gözden geçirmesine olanak oluşturacaktır. Erdem Bayazıt’ın toplu basım şiirlerinde, Sezai Karakoç’un şiirlerinde, İsmet Özel’in ‘Erbain’inde vd. tarihleri görebiliriz. Tenekeci’nin de bunu yapması şiirine artı bir değer katacaktır.

Ben, ilk olarak şairin ‘Peltek Vaiz’inde bir İsmet Özel benzerliği sezmiştim. Bu kitapta da, kitabın en uzun şiiri ‘Berhayat’ta bu duyguya tekrar kapıldım. Klasik Tenekeci tarzının dışına çıkmış şair ve kitabın havasını olumlu yönde birden değiştirmiş. Okuyucu olarak şairden uzun şiirler görmek istememizin sebebidir bu şiir.

Sonuç olarak ‘Görmeden Ölmek’, Türk şiirine sağlam bir soluk getirmiştir. Az olan eksiğiyle de olsa şiir tarihinin önemli kitapları arasında yer alacaktır. Bu yazıya da kitabın arka kapağındaki kısımla son vermek; arka kapak için başarılı bir seçim olduğunu belirtmek istiyorum.

‘Berhayat’tan:

İnsanı yerinden eden gözlerin

Suların serin, toprağın haklı

Kusursuz kuşlar, çayırlar ve tay

Anlatma, inanmazlar – hep öyledirler

Ölmekten dönerler her akşam eve

Ekmeği bilirler, bilmezler buğday 

Yukardan bakarlar, dünyadan sana

Sakın sırrını deme onlara

Düzlükte garipsin, dağlarda pırnal

Bulmuşsun fakat yeniden ara

İbrahim Tenekeci, Görmeden Ölmek, Profil Yayınları

Mehmet Akif Öztürk

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2018, 17:50
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Öztürk
Mehmet Öztürk - 2 yıl Önce

Haklı olabilirsiniz ama anlayamadım. Dediğim kişilerin Tenekeci şiiri üzerine çalışmalar yapmış olmasıyla eleştiri konusunu bağdaştıramadım. Bu isimler çalışma yaptığı için Tenekeci eleştirilemez mi diyorsunuz? Yoksa eleştirmeye haddi olanlar daha çok çalışmalar mı yapıyor diyorsunuz? İsmet Özel'in acımasızca eleştirildiği bir ülkede (üstelik meslektaşlarınca) herkes, her şair eleştirilebilir diye düşünüyorum. (olumlu veya olumsuz)

Akif
Akif - 2 yıl Önce

Yazının bir kısmında Tenekeci'nin şiirlerinde ismini kullanmayacağını ifade edilmiş. Sanırım şu mısralardan habersiz yazıyı yazan kardeşimiz;"Ah ibrahim! Ev mi yapılırmış bir köpüğün içine?Dağa yaslanmayan şehirler gibi."

Mehmet
Mehmet - 2 yıl Önce

Evet. Kendi ismini kullanmış. Fakat yazının tamamını okursanız ismini ne maksatla ve şiirin neresinde kullanıp kullanmayacağını söylediğimi anlayabilirsiniz diye düşünüyorum. Ayrıca bu kısım Allah'ın emri değil. 'Tanıdığım kadarıyla' kısmını atlamayın lütfen.

Yorumcu
Yorumcu - 2 yıl Önce

Arkadaş "İbrahim Tenekeci’yi ve şirini eleştirmek bu ülkede birkaç kişi dışında (Karakoç, Özel, Kutlu vb.) kimsenin haddine değildir." diyerek Tenekeci'yi övdüğünü sanıyor. Karakoç, Profesörlük, İsmet Özel Doçentlik, Mustafa Kutlu da Doktora tezi hazırladı Tenekeci'nin şiiri üzerine haberi yok! Lütfen biraz ciddiyet! Neyi ne ile tartıyorsunuz?

banner19

banner13

banner20