banner17

Miraç hakkında dört esaslı sual, dört cevap

Bediüzzaman'ın Miraç Risalesi, Miraç hakkında akla gelen temel soruları, bu hadiseyi konu alan İsra ve Necm surelerinin tefsiriyle bizlere cevaplamaktadır. Melih Turan yazdı.

Miraç hakkında dört esaslı sual, dört cevap

Her sene olduğu gibi yeniden bir Miraç gecesini idrak edeceğiz. Dostlar akrabalar aranacak, küçüklerden büyüklere tebrikler beyan edilecek. Dualar edilecek, namazlar eda edilecek. Ümmet aynı anda mühim bir tarihi hadiseyi yâd edecek. Kimimiz tövbe edecek, kimimiz kendi miracı için Allah'tan yardım dileyecek. Senede böyle mübarek gecelerin biz Hz. Muhammed'in (asm) ümmetini bir araya getirmesi, büyükten küçüğe insanlara neşe vermesi ne hoş bir şeydir. Amma daha hoş bir şey vardır ki, o da Miraç gibi bu gecelerin gerçekte bize ne getirdiğidir.

Miraç, lügat manasıyla, uruc etmek, yükselmek gibi manalara gelmektedir. Efendimiz'in Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksaya ve oradan semavat yoluyla ta Kab-ı Kavseyne kadar olan seyahatini az çok hep duymuşuzdur. Fakat akla bu konuda bazı sorular da gelmiyor değil. Gerek insanın akılcılığından sadır olan gerekse lümme-i şeytaniden gelen vesveseler olsun Mirac'ın yaşandığı asıl gecenin gündüzündeki Mekke ahalisinin taaccüp ve şüpheci tavırları kadar olmasa da biz de bu hadiseyi sorgulamışızdır. Gariptir ki Efendimizin en yakın arkadaşı dahi bu hadisenin aslını sorgulamış ve bu hadiseden sonra 'Sıddık' unvanını almıştır. Elbette ki O (asm) dediyse doğrudur. Fakat bizde 'sıddık' unvanına yaklaşmak için bu sorgulamayı gerçekleştirmeli değil miyiz?

Mirac'ın hakikati nedir?

Bediüzzaman'ın Miraç Risalesi, Miraç hakkında akla gelen temel soruları, bu hadiseyi konu alan İsra ve Necm surelerinin tefsiriyle bizlere cevaplamaktadır. Öncelikle Mirac'ın ancak iman erkanlarından sonra ortaya çıkan bir netice olduğunu beyan ederek bu meselede asıl muhatabın mümin olduğu ve inanmayan insanın ikinci derecede dinleyici makamında kalacağını not düşer. Yaklaşık otuz sayfalık bu risalede ara ara dinleyici makamındaki mülhidin akla gelen sorularını da cevaplayan müellif, Miraç hakkında dört esaslı suale değinmektedir.

Birinci olarak Miraç hadisesinin sırr-ı lüzumunu kısa temsiller ile açıklar. Bu temsillerin birisine göre Mirac'ın vuku bulmasındaki bir sır nasıl ki bir padişahın iki türlü konuşması, halkını muhatap alması vardır. Birisi adi bir iş için hususi görüşmesi. Diğeri ise saltanatı itibariyle emirlerini tebliğ etmek için haşmetini gösteren unvan ile görüşmesidir. İşte bunun gibi Cenab-ı Hakk'ın bir cüzi ve bir de külli sohbeti olduğu ve Mirac'ın bütün âlemlerin Rabbi adına O has kuluna bir mükalemesi ve bir iltifatı olarak külli bir görüşme olduğu Mirac'ın çok sırlarından birini ifade eder.

İkinci esas olarak Mirac'ın hakikatine dair işaret eden Miraç Risalesi, bu hadisenin Efendimiz'in (asm) kemalat mertebelerindeki seyr-i sülukundan ibaret olduğunu yine kısa temsil dürbünleri ile akla yakınlaştırır. Bu yolculuğun velayetiyle O'nu risalete çevirmesindeki en büyük saik ise her sema tabakasında Allah'ın esmasının azami tecellisini görmesi ve her tabakada Allah'ın hangi ismi görünüyorsa o isme mazhar peygamberler ile görüşmüş olarak bütün isimlerin azami mertebesine mazhar olarak sidre-i müntehaya çıkmasıdır. Mesela hangi semada, Kadir ismine azami derecede mazhar olan Hazret-i İsa as ile görüşmüş ise o semada Cenab-ı Hakk Kadir unvanıyla bizzat tecelli etmektedir. İşte Mirac'ın bir hakikati de bütün esma-i ilahiyenin bizzat ders verilmesidir.

Mirac'ın beş umumi meyvesi

Mirac'ın hakikatini anlattıktan sonra ise üçüncü esasta hikmet-i Mirac'a geçerek kainatın yaratılış gayesinin Hz. Muhammed (asm) olduğunu ve kainata rehberlik edecek zatın bizzat o vazifeyi huzur-u ilahiden hakkalyakin derecesinde alması gerektiğini yine temsiller yoluyla beyan eder.

Son olarak ise dördüncü esasta Mirac'ın beş umumi meyvesinden bahsederek meseleyi hitama erdirir. Bunlardan en büyüğü, malumumuz, bedene sıhhat, kalbe rahat ve ruha ferah veren namazdır. Hatta namazda tahiyyat okunan teşehhüdün bizzat Miraç'taki Allah ile Resulü arasındaki konuşması Mirac'ın bize bir hediyesidir.

Her şeyden yakında olan bir Allah'a yetmiş bin perdeyi geçip binler sene mesafe gitmenin ne demek olduğu, neden sadece ruhuyla değil de cesediyle de gittiği ve cesedin bu kadar kısa sürede nasıl o kadar mesafe kat edebileceği gibi burada açıklamamız mümkün olmayan diğer sorulara da Miraç Risalesi'nde cevap bulmak mümkündür.

Bir damlasının dahi deniz gibi olduğu bu Miraç hakikatinin damlasının damlasını göstererek denize bir iştiyak uyandırma ümidinde olduğumuz bu yazıda kusurlar şahsımıza aittir. Yanımızda Allah'ın elçisi, Allah'ın yanında elçimiz olan Resul-i Ekrem'den (asm) bu gecenin hürmetine şefaat talep eder, Mirac'ı anlamayı ve dünya hayatında bizim de Miracımızı tamamlayabilmemizi Cenab-ı Hak'tan niyaz ederiz.

 

Melih Turan yazdı

Güncelleme Tarihi: 16 Nisan 2016, 15:33
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20