Milli Mücadele Döneminde Fener Rum Patriğinin Faaliyetleri

Milli Mücadele döneminde tüm Ortodoksların lideri olan patriğin tavrı ne olmuştu, bu dönemde neler yaşanmıştı? Ramazan Erhan Güllü'nün 'Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum /Ortodoks Patrikhanesi' adlı kitabı bu konuda bizi aydınlatıyor. Sedat Palut yazdı.

Milli Mücadele Döneminde Fener Rum Patriğinin Faaliyetleri

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesiyle artık Ortodoksluğun bayrağı Osmanlı Devleti’nin kanatları altında dalgalanmaya başlamıştı. Fatih, dönemin patriği Gennadios’u Ortodokslar üzerinde hem dini hem de siyasi otorite haline getirmiş, ayrıca patriği makam olarak sadrazam seviyesine yükseltmişti. Fatih’in patrikhaneye dini ve idari alanlarda özerklik anlamına gelecek bazı imtiyazlar verdiği söylenir. Fatih böylelikle Hristiyan dünyasının diğer yarısını kontrol altında tutabilme imkanına sahipti.

Fatih ve ondan sonra gelen padişahların patrikhaneden beklentisi devlete sadakatti. Zira patrikhanenin elinde tüm Rum okulları mevcuttu ve devlet bu okulların müfredatına karışamıyordu. Bu okullarda yetişen Rum öğrencilerin farklı görüşlerde olması devletin aleyhine bir durumu ortaya çıkarabilirdi.

Fransız İhtilali’yle yayılan milliyetçilik dalgasından Rumlar da XIX. yüzyılın başında nasibini aldı. Tabi Rusların da desteğiyle… 1821’deki Mora İsyanı ile başlayan bağımsızlık çabası çok geçmeden Yunanistan lehine sonuçlandı. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı Rumlar da dahil olmak üzere diğer gayrimüslim unsurları daha da milliyetçi yaptı. Meşrutiyet döneminde Rumların, Patrikhane öncülüğünde orta yolu takip ettiği ve kısmen de olsa Osmanlıcılık ideolojisini benimsediğini söyleyebiliriz. 1. Dünya Savaşı’nda Patrik Yermanos kendince ılımlı bir siyaset izleyerek hükümet ve Rum Cemaati arasındaki ilişkileri düzeltebilmek için uğraşmıştı. Bu yüzden Rum milliyetçileri tarafından da sürekli, hükümetin adamı olmak ve İttihatçıların politikalarına geriden destek vermekle suçlanacaktı.” (S.59) 1911-1912, Balkan Savaşlarının ardından, Osmanlı Devleti ve Yunanistan iki toplum arasında mübadele düşünse de çıkan dünya savaşı bunun gerçekleşmesini engellemiştir.

Peki, dünya savaşının sonrasında gerçekleşen Milli Mücadele döneminde tüm Ortodoksların lideri olan patriğin tavrı ne olmuştu, bu dönemde neler yaşanmıştı? Yakın tarihte, bu konuda bizi aydınlatan bir kitap yayımlandı: Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum /Ortodoks Patrikhanesi (1921-1923). Kitap Ötüken Neşriyat tarafından basıldı. Kitabın yazarı Ramazan Erhan Güllü. Güllü, İstanbul Üniversitesi’nde Yrd. Doç. Dr. Kendisi daha çok Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki Ermenilerle ilgili çalışmalarıyla biliniyor.

Yunanistan ve Patrikhane’nin yakın siyasi ilişkisi

Yukarıda zikrettiğim genel girişten sonra kitapla ilgili bazı detaylar paylaşmak istiyorum. Yunanistan’da, Balkan Savaşları döneminde toplum, kralcılar ve Venizelosçular olarak ikiye ayrıldı. Venizelos yaklaşan dünya savaşı sürecinde İngiltere’yi desteklerken, yeni kral ise Almanya’yı destekliyordu. Bu dönemde Yunanistan’da yapılan seçimleri İtilaf devletlerinin seçimlere müdahalesi ile Venizelos kazandı.

1919’da Patrik Dorotheos, Anadolu’da işgallerin başlamasının verdiği cesaretle Rum okullarında Türkçe’nin kullanımını yasaklıyor. Rum halkının artık Osmanlı tebaası olmadığını, Osmanlı Devleti ile Patrikhane arasındaki tüm ilişkinin kesildiğini ilan ediyor. Bu dönemde Patrikhane’nin tamamen Venizelos kontrolünde olduğunu görüyoruz. Venizelos, İngilizlerin desteği ile hayallerini gerçekleştirmek ümidiyle Anadolu’ya Yunan askerlerini göndermektedir.

1920’de, Yunanistan’da Kral Aleksandr’ın yerli bir maymun tarafından öldürülmesiyle ülkede seçime gidildi. Aynı yıl içinde yapılan seçimi Kral Konstantin kazandı. Venizelos’un seçimi kaybetmesiyle İtilaf devletleri Yunanlara Anadolu’daki desteklerini azaltmışlardır. 1921’de de bu durumu açıkça ilan etmişlerdir. Aynı yıl içinde İstanbul’da da patriklik seçimi yapılacaktır. Seçilecek patriğin hayatından bazı kesitleri paylaşmakta fayda var. Girit’te doğan Meletios Metaksakis, Kudüs’te Kutsal Kabir Kilisesi’nin Teoloji Okulu’nda eğitim görmüş, Kudüs Patriği’nin sekreterliğini yapmış. İngiltere’de bulunduğu yıllarda Oxford Üniversitesi tarafından kendisine fahri ilahiyat doktorası verilmiş. Bir dönem ABD’de yaşamış ve buradaki kiliseleri birleştirmeye çalışmış ve Protestanlar ile iyi ilişkiler kurmuş. 1909’da mason olmuştur.

İngilizlerin ve Venizelos’un desteğiyle 1921’de Fener Rum Patriği seçiliyor. Seçim sonucu Yunanistan’da kral ile Venizelosçular arasında önemli tartışmalara sebep oluyor. Hatta Atina Kilisesi ile İstanbul Patrikliğinin birbirinden ayrılması ve kiliseler arasındaki dini ilişkilerin dahi durdurulması gündeme gelmiş. Patrik, Atina’da gıyaben yargılanıp, din adamlığından uzaklaştırılıyor. Seçimin ardından söylediği şu cümleler oldukça manidar: “Bütün Kıbrıs emin olsun ki, Ada’nın Yunanistan’la birleşmek isteği olduğunu her zaman haykıracağım.” (S.81)

Milli Mücadele sürerken Yunanistan’da neler oluyor?

Metaksakis, patrik seçilmesinin hemen ardından kilise içinde reform yapıyor. Birçok yeniliği kilise bünyesine getiriyor. Bu, İstanbul’daki Rumların önemli bir kısmı tarafından kabul görüyor. Peki, bu gelişmeler karşısında İstanbul hükümetinin tavrı ne olmuştur? İstanbul hükümeti yeni patriği resmi olarak tanımıyor. Patrikhane ile herhangi bir iletişimde bulunmuyor. İngilizler de seçimlerinin ardından Patrikhane ile resmi ilişkide bulunmuyor. Metaksakis’in patriklik töreninde İngilizler dahil İtilaf devletlerine dair herhangi bir yetkili bulunmamıştır.

Seçimlerin ardından yeni patrik Metaksakis, Venizelos-Kral tartışmasının lüzumsuz olduğunu belirtiyor. Ona göre Anadolu’daki mücadeleye odaklanılmalıdır ki Anadolu’da Yunan askerlerinin kazanacağı zafer patrik kavgasını çoktan unutturacaktır. Metaksakis, Milli Mücadele döneminde gazetelere Anadolu’daki Yunan askerlerini destekleyen açıklamalar yapmış ve Ermenileri de Rumlara ve Yunan askerlerine destek vermeye davet etmiştir. Metaksakis’in bu belirgin tavrı Büyük Taarruz’a kadar devam ediyor. Yunan askerlerinin Anadolu’dan çekilmesiyle patrik, Türkler ile Rumlar arasındaki dostluktan bahsetmeye başlıyor. Ama Anadolu’daki Rumlara da bölgelerini terk etmemeleri gerektiğini de hatırlatıyor: “İngiliz raporlarında Meletios’un bundan sonraki tavırları şu şekilde özetlenir: Patrik kendi cemaatine sabır telkin ederken ve paniğe kapılmalarına engel olurken, Türklere de geçmişin unutulması ve kendisinin affedilmesi çağrısında bulundu.” (S. 189)

Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi kitabı Milli Mücadele’nin diğer yakasındaki gelişmelerin bilinmesi açısından oldukça önemli. Bu dönemi merak edenlere tavsiye edebileceğim bir eser.

Ramazan Erhan Güllü, Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum /Ortodoks Patrikhanesi (1921-1923), Ötüken Neşriyat

 

Sedat Palut

sedat.palut @ gmail.com

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2018, 13:25
YORUM EKLE

banner19