banner17

Mezhepler kavga için mi var?

Müslümanların yaşadığı tecrübeleri bilmek ve bunlardan ders almak gerek. Çünkü geçmişteki ayrılıklar ve çatışmalar bilinmeden bugünü sahih bir şekilde 'kurmak' mümkün değil.

Mezhepler kavga için mi var?

Mezhepler tarihi kitaplarını okumak nedense hep yormuştur beni. Çünkü bir tarafgirlik havası olur bu tür kitaplarda. Gene de hangi mezhebin kabulleriyle yazılmışsa, konuların da ona göre bir perspektifle ele alındığı bu kitapların öğretici ve faydalı olmadığını söylemek haksızlık olur. Ama zaten insan kendi bakış açısının doğru olduğuna kani olmamışsa onu niye savunsun ki? Anlaşılabilir bir durum bu.Seyfullah Kara, Büyük Selçuklular ve Mezhep Kavgaları

İnsaflı bir kitap

Bu günlerde Seyfullah Kara’nın İz Yayınları’ndan çıkmış bir kitabı var elimde: Büyük Selçuklular ve Mezhep Kavgaları. Bir giriş ve iki bölümden oluşan kitap elbette Sünniliği merkeze almakta. Bu tür değerlendirmelerde tarafsız olmanın çok zor olduğunu biliyoruz. Lakin insaflı olabiliriz. Yazar da zengin bir kaynakçaya başvurarak hatasıyla sevabıyla bu dönemi bize aktarıyor.

Hasan Sabbah ve Fatimiler ve Sünniler

Anarşist yönlerimiz açığa çıktığında romantik bir tavırla sahiplendiğimiz Hasan Sabbah’ın ve dai/fedailerinin Selçuklu’yu nasıl zor durumda bıraktığını ayrıntılı bir şekilde okuyabiliriz “Selçuklu-Batıni İlişkileri” bölümünden. Ayrıca yazar kendinden evvelki mezhepler tarihi ayrımına uyarak Şia’yı da aşırı (gulat) ve mutedil Şiiler olmak üzere ikiye ayırıyor ve Fatimilerle, Büveyhilerle ve bunun dışındaki Şia’yla ilişkilerin seyri hakkında bizi bilgilendiriyor. Tahmin edilebileceği gibi fazlasıyla Sünni kaynaklardan faydalanıldığı için çok da olumlu şeylerden bahsedilmiyor. Fakat özellikle Şiiler’le ilişkilerde Selçuklu sultanlarının bölgelerindeki On iki İmam’ın kabirlerini saygıyla ziyaret edişleri ve buraların imarı için yardımda bulunmaları sevindirici.

AlamutNe kadar çok çatışma olmuş

Sadece Şiiler’le olan ilişkiler anlatılmıyor kitapta. O zamanda etkili olan bütün Sünni mezhepler ve bunların birbirleriyle ilişkileri ve çatışmaları detaylıca yer buluyor eserde. Hanefi-Şafii mücadelesinin tarihsel ve itikadî arka planını sunduktan sonra bu çatışmaların bilinen sebeplerini ve çatışmaların yaşandığı bölgeleri aktarıyor. Diğer mücadele başlıkları ise şöyle: Eşari-Mutezili, Hanbeli-Eşari, Hanbeli-Mutezili, Eşari-Kerrami, Eşari-Maturidi ve Tekke-Mederese mücadeleleri.

İttifak ve birlik yolunu tutanlar

Bu başlıkları bir arada görmek insana ‘vay be!’ dedirtecek kadar vahim görünüyor. Fakat bu mücadelelerin altında dostluklar da mevcut. Kitleler birbiriyle çatışırken veya mahallelerini birbirinden ayırırken bazı âlimler de mezhepler arası farklılıkları doğal sayarak çatışma yerine anlayış ve saygı yolunu tutmuştur.

Yani 400 sayfalık bu kitap sadece çatışmaları ve ayrılıkları anlatan bir kitap değil. Müslümanlar arasındaki ilişkiler de böyle değil zaten. Ama tarihi iyi bilmek ve bunlardan ders almak için bu tür kitapları okumak gerekmektedir. Aynı coğrafya üzerinde birlikte yaşadığımız, mezhepleri farklı kardeşlerimizle iyi ilişkiler kurmak ve geçmişte tekrarlanan hatalara düşmemek için de bu tür eserler önemli.

Zorluk değil rahmet olmalı mezhepler!

İtikadî ve fıkhî algılayış farklılıklarının getirdiği ayrımcı ve çatışmacı mücadele ortamının Müslümanlara çok zararlar verdiğini unutmayalım. Mezhebin mutlaklaştırılması ve devlet desteğiyle despotlaşıp diğer anlayışları düşman kabul etmesi, ‘mihne’leri de beraberinde getirir. Tarihî tecrübelerimiz içinde bu kötü örnekler farklı şekillerde ortaya çıkmıştır.Semerkant

Oysa mezhepler birer rahmete dönüşmeli. Müslümanlara reçeteler sunan ve yaşam bölgelerindeki ve çağlarındaki zorluklarla en iyi baş etme yolunu işaret eden bu farklı algılayışlar, tevhid ve nübüvvet esaslarından ayrılmadıkça olumludurlar.

Tarihi nasıl okumalıyız?

Bizler de günümüze ve geçmişe yalnızca kendimizi haklı çıkaracak fikrî, itikadî, fıkhî argümanlar bulma amacıyla bakarsak, özeleştiri ve insafı elden bırakırsak güçlü bir birliktelik sağlamamız gittikçe zorlaşır. Oysa Haçlılar’a ve Moğollar’a İslam beldelerini, Anadolu’yu tarümar etme fırsatını veren şeyin, tam da bu mezhebî-siyasî ayrılık ve parçalanmışlık ortamı olduğunu unutmamak gerek. Günümüzdeki zihinsel sınırlar ve kendimizi konumlandırma biçimlerinin de bizi ne kadar büyük bir zaafa uğrattığını yeniden hatırlama zamanı. O halde şimdi safları sıklaştırmak, omuz omuza vererek ve birbirimizi güzelce uyararak düşmana karşı kavi durma zamanıdır.

 

Mustafa Nezihi Pesen haber verdi

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 12:19
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20