Mevlana'nın Dünyaya, Tabiata ve İnsana Bakışı

Mevlânâ'nın Dîvân-ı Kebîr'inden seçme 303 gazeli, Naci Tokmak'ın itinalı çevirisi ile 'Bir Demet Gül' kitabında bizlere sunuluyor. Oktay Türkoğlu yazdı.

Mevlana'nın Dünyaya, Tabiata ve İnsana Bakışı

Mevlânâ'nın Dîvân-ı Kebîr'inden seçme 303 gazeli, alanının en yetkin isimlerinden biri olan Profesör Naci Tokmak'ın itinalı çevirisi ile Bir Demet Gül kitabında bizlere sunuluyor.

Dîvân, klasik dönem şairlerinin gazellerinin, kasidelerinin, rubailerinin vs. tertip edildiği şiir kitabı anlamına gelir. Mevlânâ'nın Dîvân'ı ise diğer başka dîvânlardan gerek daha büyük bir öneme, gerekse daha büyük bir hacime sahip olması hasebiyle Dîvân-ı Kebîr olarak tesmiye edilmiştir.

Dîvân-ı Kebîr'in bu seçkiden önce çeşitli çevirileri dilimizde mevcuttu. Bunların en başında Abdülbaki Gölpınarlı'nın tercümeleri geliyor. Gölpınarlı ilk olarak Dîvân'dan 282 gazeli çeşitli konu başlıklarına ayırarak, Gül-deste adıyla yayımlamıştır. Daha sonraki yıllarda, Konya Mevlânâ Müzesi’ndeki istinsahı tamamlanmış iki ciltlik nüshayı esas alarak tüm külliyâtı tercüme etmiştir.

Dîvân-ı Kebîr’deki rubâîler ise Türkiye’de ilk olarak Veled Çelebi tarafından “Rubâiyyât-ı Hazret-i Mevlâna” adıyla yayımlanmıştır. 1942 rubâî ihtiva eden bu eseri M. Nuri Gençosman, “Mevlâna’nın Rubaileri I-II” adıyla Türkçe’ye tercüme etmiştir. Hasan Âli Yücel 167 rubâînin tercümesini, Farsça’ları da Latin harfleriyle yazılmış olarak Seçme Rubailer adıyla yayımlamıştır. Âsaf Hâlet Çelebi’nin kendi el yazısıyla metin ve tercümesini ihtiva eden 276 rubâî “Mevlâna’nın Rubaileri” adıyla neşredilmiştir. Abdülbaki Gölpınarlı 210 rubâîyi Seçme Rubailer adıyla yayımlamış, daha sonra “Dîvân-ı Kebîr” tercümesine esas aldığı nüshanın sonunda bulunan 1765 rubâîyi Rubâîler adıyla tercüme etmiştir. Rubâîler son olarak Şefik Can tarafından tercüme edilmiştir.

Olumsuz söz, olumlu öz

Bir Demet Gül kitabının önsözünde Naci Tokmak'ın üzerinde durduğu önemli bir mesele vardır. Mevlânâ'nın gazellerinde sık sık geçen ''gitme, yapma, kırma, bakma...'' gibi olumsuz emirleri ile ''olmuyorsun, gelmiyorsun, sunmadı...'' gibi olumsuz çekimli fiiler ve ''yok, değil, ne bileyim'' gibi olumsuzluk bildiren kelimelerin kafiye veya redif olarak kullanılmasını, ''beyânı olumsuz olmakla beraber, merâmı olumluydu'' diye yorumlar Naci Tokmak. Bunu ''Olumsuz Söz, Olumlu Öz'' olarak adlandıran Naci Tokmak, kitabı hazırlamaya da bu çerçeve içerisinde giriştiğini belirtir.

Yine önsözde 500'den fazla gazel seçmiş olmasına rağmen seçkiyi 303'e indirmesinin sebebi olarak da her gazelin kâfiyesini ve redifini tutturmanın zor olduğu ve özellikle Farsça'da redif olarak kullanılan bazı kelimelerin Türkçe'de karşılığının olmaması durumunu dile getirir. ''Şiiri her okuyan onu yeniden yazar'' düstûrunca da çeviride kendi anlayışı çerçevesinde bir etkinin mutlaka olabileceğini ifade eden Naci Tokmak’ın, bununla birlikte kendisinin de ifade ettiği gibi, anlamı olabildiğince okuyucu yorumuna bırakmaya gayret ettiğini görebiliyoruz.

Rubaileri daha coşkulu ve lirik bir yapıya sahip

Mevlânâ Celâleddin, Fîhi mâ fîh'te Horasan’da şiir söylemek ve yazmaktan daha ayıp bir iş olmadığını, şiir söylemeye kendisini sevenlerin isteği üzerine başladığını, ülkesinde kalsaydı ders vermek, kitap yazmak ve zâhidlikle vaktini geçireceğini söyler. İslam Ansiklopedisindeki Dîvân-ı Kebîr maddesinde Tahsin Yazıcı ise Mevlânâ'nın, ilk zamanlarda “tekellüf”le şiir söylemeye istek duyduğunu, şiirlerinin dinleyenlere tesir ettiğini, daha sonra bu isteğin azaldığını, ancak şiirlerinde yine de o tesirin bulunduğunu bildirir. Bu şiirlerin Mevlânâ'nın Şems ile tanışmazdan evvelki tecrübeleri dahilinde olduğunu tahmin eden Tahsin Yazıcı’ya göre, Mevlânâ, Şems ile buluştuktan sonra şiirlerinde genellikle Şems mahlasını kullandığından dolayı sonradan tertip edilen dîvânına Dîvân-ı Kebîr'in yanısıra, ''Dîvân-ı Şems'' veya ''Dîvân-ı Şems-i Tebrîzî'' adı da verilmiştir. Hatırlanacağı üzerine Mevlânâ eşsiz eseri Mesnevî'sini de onun kâtipliğini yapan “Hak ziyâsı, sâmînâme, ruh cilâsı, nazlı ve nâzenin varlık”  olarak nitelediği Hüsâmeddin Çelebi'ye ithaf etmişti.

Mevlânâ'nın tıpkı Mesnevî'deki gibi eline kalem almayıp irticâlen söylediği bu şiirlerin, Mevlevî'lerin daha sonra kurumsallaştıracağı, semâ' anlarının coşkusu ve cezbesi halinde söylendiği aktarılıyor. Dîvân-ı Kebîr'de yer alan şiirlerin, Mesnevî'de yer alan ve öğüt verici kıssalardan müteşekkil olan şiirlerden daha coşkulu ve lirik bir yapısının olması ise mukadderdir.

“Derd-é mâ râ der cihan derman mebâdâ bi şomâ/ Merg bâdâ bi şomaâ vo can mebâdâa bî şomâ” (Dünya'da derdimize derman olmasın sensiz,/ Sen yoksan ölüm gelsin, can olmasın sensiz.) ve 'Éşk ender fazl o 'ilm o defter o ovrâq nîst/ Her çé goft o gûy -i xalk an reh reh-i 'uşşâq nîst (Aşk, fazilet, bilgi, defter ve kağıtta değil/ Aşıkların yolu halkın ağzından çıkan söz değil) gibi çok coşkulu söyleyişlerin bulunmasını buna misâl olarak gösterebiliriz.

Mevlânâ’nın dünyaya, tabiata ve insana bakışı

Bir Demet Gül'de, çevrilen gazellerin ilk beyitlerinin aslî dilinden olması, bize şiirin orijinaline ulaşmak için bir kolaylık sunmasının yanında, gazelin tamamının içine girebilmemiz ve o coşkuyu Mevlânâ'nın dilinden sudûr ettiği gibi hissedebilmemiz için de bir olanak sağlıyor.

Dîvân'da yer alan şiirler, bu toprakların kurucu şahsiyetlerden biri olan Mevlânâ’nın dünyaya, tabiata ve insana bakışını göstermesi açısından oldukça büyük bir kıymeti hâizdir.

Aklı azlettik, heva ve hevesi kırbaçtan geçirdik,
Çünkü bu azamet akla da ahlaka da layık değil
.”

Dünya metaına sahip olma tutkusunun bir 'heves' olarak nitelendiği ve böyle bir 'azamet'in esasında ne akla ne de ahlâka uygun düştüğünün dile getirildiği bu beyitte, bizim kültürümüzdeki hakim kavrayışın yalnızca dünya sermayesi olmadığı da çok sarih bir şekilde ifade buluyor.

"Ben her zaman böyle deli değildim

Akıldan ve afiyetten uzak değildim

Bir zamanlar ben de senin gibi akıllıydım

Böylesine çılgın ve meftun değildim" diyen Mevlânâ’nın, esasında Şems'le tanışmazdan evvelki haliyle tanıştıktan ve 'hâl diliyle söyleştikten' sonraki iki farklı veçhesini görebilmek mümkün oluyor.

Ayrıntı Yayınları’nın şiir kitapları seçkisi dahilinde çıkan Bir Demet Gül kitabında Mevlânâ'nın hacimli eseri Dîvân-ı Kebîr'den 303 tane gazelin manzum formatta, ahenk ve şiirsellik gözeterek çevrilmiş olmasını kültür dünyamız için çok kazançlı ve sevindirici bir vâkıa olarak telâkki edebiliriz.

Naci Tokmak, Bir Demet Gül, Ayrıntı Yayınları

Oktay Türkoğlu

Güncelleme Tarihi: 03 Aralık 2018, 18:16
YORUM EKLE

banner19

banner13