Mevdudi'nin önemli eserlerinden biri: Hicab

Mevdudi, insanlık uygarlığının başlangıcından günümüze devam eden en büyük problemlerinden birini, hicab meselesini ele alıyor 'Hicab' adlı kitabında. Ayşegül Koca yazdı.

Mevdudi'nin önemli eserlerinden biri: Hicab

Mevdudi, insanlık uygarlığının başlangıcından günümüze devam eden en büyük problemlerinden birini ele alıyor.

Yazar, tarih sayfalarını karıştırarak kadının toplumdaki konumuna ve dönüşümüne dikkat çekiyor. Batı’nın sosyal hayatla ilgili medenileşme teorilerini ve bu teorilerin sonuçlarını gözler önüne sererek, İslam’ın sosyal nizamını, Kur’an ve hadis hükümleri çerçevesinde açıklıyor. Özgürlük adı altında yapılan taşkınlıkların, azgınlıkların toplumları yok etme sürecini sağlıklı tespitlerle ortaya koyuyor.

Hicab eskiden onur ve şerefin göstergesiydi

Mevdudi, bireysel özgürlük adına toplumların feda edilme sürecini incelemeye, kültür ve medeniyet açısından zengin uygar milletlerin başında gelen Eski Yunanlıların, Romalıların, Hıristiyan Avrupa’nın ahlaki yapısını ve kadına bakışını ele alarak başlıyor. O dönemde “hicab” denilen örtü, yalnız önemli ve varlıklı ailelerde yaygın olup, hür ve şerefli kadınlara özgü kılınıyor. Ahlak, şeref ve saygınlık yine bu ailelerde aranıyor. Toplumun diğer kesimlerinde ise; kadın her türlü acının, felaketin kaynağı olarak görülüyor; ahlaki olarak aşağılık bir varlık sayılıyor. Saygınlık ve değer kavramları sadece erkeğe atfediliyor; hayâ ve iffet duyguları erkekte aranmıyor. Hıristiyan Avrupa’da kadın olarak doğmak, en büyük günah ve suç kabul edilirken; meşru evlilik yoluyla da olsa, kadın-erkek ilişkisine sınırlama getiren ruhbanlığa dayalı düşünce, ağırlaştırılarak “evlenmeme” doğru ölçüt kabul ediliyor.

İlerleyen dönemlerde toplumun daha büyük çöküntüye maruz kaldığını belirten Mevdudi, ahlaki çöküşlerin, cinsel aşırılıkların, şehevi arzuların bu toplumları nasıl yok ettiğini vurguluyor. Modern Avrupa’nın; bireysel özgürlük, hakların korunması, ilerleme eşitlik gibi kavramlarla bu bozuk dönemin ortadan kalkması ve yeni bir düzenin kurulması bağlamında, kadın hakları ve eğitimi konularında yenilikler yapmasıyla, toplumun baskısı altından kurtulmaya çalışan kadını, bu kez de başka tehlikelerin beklediğini belirtiyor Mevdudi. Kadın-erkek arasında eşitlik, kadının ekonomik özgürlüğü, kadın-erkek arasındaki mutlak serbestlik adı altında kadın fıtratının görmezden gelindiğini, evlilik kurumunun yara alışını, anneliğin ve kadının evinde çalışmasının küçümsenişini güçlü bir dille anlatıyor.

Kadın cinsel bir metaya dönüşüyor

Toplumun fikir düzeyinin değiştirilmeye çalıştığını vurgulayan Mevdudi, sanat adı altında tiyatroların, romanların, güzel sanatların nasıl kullanıldığını belirtiyor. Doğum kontrolü uygulamalarının cinsel özgürlük, gayri meşru ilişkilerin yaygınlaşması düşüncesiyle ortaya çıkışını; ahlaksal uyuşmayı; iffet, namus gibi kavramların aşağılanması-gericilik olarak atfedilmesi sürecini açık bir biçimde ortaya koyuyor. Sanayi Devrimi’yle birlikte kent nüfusunun yoğunlaşması ve kadının evinden çıkıp rızık peşine düşmesiyle toplumun çehresinin tamamen değiştiğini belirten Mevdudi, kapitalizmle gözü servetten başka bir şey görmeyen çıkarcıların, toplum üzerinde nasıl oynadıklarını, alkolü ve alkollü içkileri, faizin ve kumarın her türlüsünü topluma yaydıklarını, moda adı altında kadınları açıp saçarak bu sektörle ceplerine para doldurmalarını, cinsellik anarşizminin ulusları nasıl yok olmaya mahkûm ettiğini belirtiyor. Demokratik siyasal sistemle çoğunluğun istediği kararların doğru-yanlış olduğuna bakılmaksızın uygulanmasını, çoğunluğun oluşturduğu ilahın topluma egemen olmasını eleştiriyor.

Batı’nın sosyal hayatla ilgili teorilerini ele aldıktan sonra, İslam’ın hayat düzenini ele alan Mevdudi, eşitlik, saygınlık, güçlü-sağlıklı bireyler-aileler, sağlıklı bir medeniyet için insanları İslam’a çağırıyor. Fıtrat (yaratılış) kanunlarını, kadın biyolojisini; kadının eğitim-öğretim hakkını, ekonomik haklarını, medeni haklarını, çalışma alanlarını; evlilik akdini, karı-koca ilişkilerini ve sorumluluklarını, örtünme hükümlerini ele alıyor. Bu konuları Kur’an-ı Kerim’den ayetlerle, Buhari’nin, Tirmizi’nin, Ebu Davud’un hadisleriyle; Razi’nin Tefsir-i Kebir’iyle ve bunlar gibi birçok değerli çalışmayla harmanlayarak okuyucuya sunuyor.

Müslüman Kadının Örtüsü” adı ile de basılmış olan eser, Hilal Yayınları’nca Türkçeye kazandırılıyor. Harun Ünal’ın çevirisiyle 2004 yılında Ağaç Yayınları tarafından tekrar okuyucuya sunulan eser, alanında önemli bir boşluğu dolduruyor.

Ayşegül Koca yazdı

Güncelleme Tarihi: 21 Aralık 2018, 15:35
YORUM EKLE
YORUMLAR
tahire
tahire - 5 yıl Önce

Böyle temel eserleri okumalı tavsiye etmeli. Teşekkürler.

banner19

banner13