Âmentüsü olmayan bir din Hinduizm

Ali İhsan Yitik, ‘Doğu Dinleri’ kitabında detaylı olarak Hinduzim, Budizm, Janizm ve Sihizm'i ele almış. Ayrıca bir başlık altında geleneksel Çin dinleri olan Konfüçyüsçülük ve Taoizm’i incelemiş. Metin Erol yazdı.

Âmentüsü olmayan bir din Hinduizm

Max Müller, “Doğu dinleri” ifadesini, Yahudilik ve Hıristiyanlık dışındaki diğer bütün dinsel gelenekler için kullanır, elli ciltlik Doğunun Kutsal Kitaplarıisimli eserinde. Bu sebeple, Yahudilik ve Hıristiyanlık hariç diğer dinlerin kutsal metinlerine yer vermemiştir Max Müller. Bu yanılgıyı Ali İhsan Yitik, “Doğu Dinleri” isimli eserinde düzeltmiş ve ‘aynı terimi’ sadece geleneksel Hint ve Çin inançları için kullanmıştır.

Doğu dinleri içinde İslam’a yer vermeyerek, çok ince bir noktaya temas etmiştir Ali İhsan Yitik. İslam Doğunun yahut batının dini değildir. İslam Kur’an-ı Kerim’in ifadesi ile Allah indindeki tek dindir. Âlemlere rahmet olarak gönderilen İslam’ın son Peygamberi Hazret-i Muhammed (s.a.v.), İslam’ın âlemlerin dini olduğunun da başka bir göstergesidir.

Ali İhsan Yitik’in İSAM Yayınları'ndan çıkan ‘Doğu Dinleri’ isimli çalışması, İslam’dan uzak düşmüş toplum ve medeniyetlerin inanç sistematikleri içindeki öğretilerin ve kültürel değerlerinin, İslam’ın genel kaideleriyle (öğretileri, tavsiyeleri, emirleri ve yasakları…) ne derece uyum içinde olup olmadığını görmemiz açısından önemlidir.

Ayrıca birçok Doğu inanışı, bilhassa da Çin dinleri günümüzde felsefi birer düşünce olarak değerlendirilmektedir. Bunun en önemli sebebi, son bir asırdır Çin’de egemen olan, dini sıradan bir kültür unsuru olarak gören ve onun özgürce yaşanmasına izin vermeyen siyasî düşüncedir. Lakin tüm bu baskılara rağmen Konfüçyüsçülük ve Taoizm’in tarihsel süreçte şekillenen öğretilerinin Çin’de böyle bir anlayışın oluşmasında katkısının büyük olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Bu açıdan dinlerin kültürel ve çevresel koşullardan etkilendiği tespiti kaçınılmaz bir sonuçtur. Dünya üzerinde hemen hemen her dinde rastlanan bu durum, İslâmiyet için de geçerlidir.

Ali İhsan Yitik, ‘Doğu Dinleri’ kitabında detaylı olarak Hinduzim, Budizm, Janizm ve Sihizm'i ele almış. Ayrıca bir başlık altında geleneksel Çin dinleri olan Konfüçyüsçülük ve Taoizm’i incelemiş.

Hinduizm’in bir âmentüsü yoktur

Hint kıtasının coğrafi konumu, Hint kültürünün orijinalliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamıştır. Tarihi olarak en eski gelenek bu kıtada Hinduizm’dir. Kendi mensuplarınca Hinduizm, sanatana dharma ( ezeli- ebedi şeriat ) olarak isimlendirilir. Dünyanın yaradılış aşamasında, insanın burada huzurlu bir hayat sürdürebilmesi için Tanrı tarafından önerilen ve tesis edilen bir yol olarak kabul edilir. Hinduzim’i diğer dinlerden ayıran en önemli özellik bir âmentüsünün olmayışıdır. Belli bir kurucusu yoktur. Bu sebeple Hinduizm, Ali İhsan Hoca’nın benzetmesiyle “büyük bir peygamber yahut mimar tarafından belirli bir zamanda özenle inşa edilmiş bir sisteme değil, bir şekilde toprağa düşen ve zamanla gelişerek devâsâ bir ağaca ve sonrasında uçsuz bucaksız bir ormana dönüşen bir tohum” gibidir. Hinduizm’in tarihi otuz beş asırdan daha uzun bir zaman dilimini kapsar.

Günümüzde 600- 650 milyon mensubu bulunan Hinduizm, dünyada en fazla taraftarı olan üçüncü veya dördüncü dindir. Bu haseple Hinduizm dünyanın en eski dini geleneklerinden biridir. Hinduizm, farklı pek çok inanç ve uygulamaların genel adıdır. Bunca yıllık geçmişi olduğu ve bir âmentüsü bulunmadığı için konuları, üslupları birbirinden farklı olan onlarca kitaptan oluşan bir kutsal metin koleksiyonuna sahiptir. Hinduzim’de tanrısal varlıklar genellikle gerçek Tanrı’nın tezahürleri yani avataraları şeklinde görüldüğünden, çok sayıda ve farklı özellikte tanrılar söz konusudur Hinduizm’de. Ferdin dünyada yapıp etmelerine bağlı olarak ölümden sonra yine bu dünyada yeniden bedenleşmesi anlamına gelen Karma-tenâsüh inancı Hinduizm’in temel öğretisidir. İnsanı dünyevi sıkıntılar ve varoluşlardan kurtaran yol olarak ‘yoga’ Hindular için seçkin bir ibadet tarzıdır. Yoga ile Hindular, bireyin gizil güçlerinin ortaya çıktığına ve bireylerin birtakım insanüstü nitelikler kazandıklarına inanırlar. Hinduizm’de tek bir yoga çeşidi yoktur. Yoga’nın farklı farklı türleri vardır. Hinduzim’e ait farklı âlem, ontoloji ve kozmoloji anlayışları mevcuttur. Örneğin Upanişadlar’a göre, âlemin gelişim seyri madde ile başlar ve sırasıyla hayat, bilinçlilik, akıl ve yetkinlik basamakları şeklinde devam eder. İki uçlu bu tasavvurun bir ucunda hiç ruhsal yönü olmayan saf madde, diğer ucunda ise maddi yönü bulunmayan saf ruh bulunur. Bu iki uç arasında madde ve ruhtan oluşan varlıklar yer alır.

Hinduizm’e göre herkes Doğuştan farklı sosyal sınıflara (kastlara) mensup olarak dünyaya gelir ve yaşamı boyunca bu statüsünü değiştiremez. Bu kast içinde toplum, brahminler (din adamları), kşatriyalar (yöneticiler ve askerler), vaisyalar (tüccar, esnaf ve çiftçiler) ve surdalar (hizmetçiler) olarak sıralanırlar. Bu dört ana sınıfın dışında paryalar (dokunumazlar) sınıfı da mevcuttur.

Ferdin ömrü dört safhaya bölünür

Hinduizm’de bireyin dinî sorumlulukları yaşına ve mensubu olduğu sosyal sınıfa göre değişir. Bireyin ömrü dört safhaya bölünür. İlk safha da öğrencilik dönemidir (brahmacârin). Bu dönem on beş – yirmi beş yaşları arasındadır. Kişi evini terk ederek bir brahminden kutsal metinleri okuyarak dini öğrenir ve hayata hazırlanır. Kısaca ferdin tamamıyla kendini öğrenmeye adadığı bir dönemdir. Daha sonra bireyin aile hayatı (grhasthya) dönemi başlar. Ferdin, ilk dönemde öğrendiği bilgileri uygulamaya koymakla yükümlü olduğu ikinci evredir burası. Bu dönemde fert, içinde yaşadığı topluma ve ülkesine karşı sorumluluklarını da bu evrede yerine getirir. Uzun bir evredir. Üçüncü evrede inziva ve riyâzet hayatı (vânaprastha) başlar. Birey aileyi terk ederek beşeri hayatın problemlerinden uzakta tefekkür ve tezekkür ile meşgul olur. Son evre ise dini dilencilik dönemidir (sannyâsa). Birey, ailesi ile tüm bağlarını koparır ve kendisini tamamen din yoluna adar. Kişi bu dönemde yalnızca dilenerek topladığı yiyecek ve giyeceklerle hayatını devam ettirir.

Hayatın dört temel gayesi

Hindulara göre hayatın dört temel gayesi vardır. Bunlar; dharma, artha, kâma ve mokşa’dır. Hayatın dört temel gayesinden dharma, dini ve ahlaki kuralların benimsendiği bir hayat sürmeyi; artha, ferdin en azından kendine ve ailesine yetecek kadar mal mülk sahibi olmasını; kâma, şehvet arzularının meşru çerçevede tatmin edilmesi gerektiğini; mokşa ise, yukarıdaki üç gayeyi bir yana bırakarak samsara çarkından kurtulup mutlak kurtuluşa ulaşmayı hayatın yeğane gayesi edinmeyi ve buna ulaşmayı ifade eder.

Metin Erol yazdı

Yayın Tarihi: 24 Mart 2015 Salı 11:29 Güncelleme Tarihi: 17 Aralık 2018, 14:54
YORUM EKLE

banner19

banner36