Melankolik bir doktorun hikâyesi 'Dr. S'

Metin Önal Mengüşoğlu, “Dr. S” isimli öyküsünde, okuyucuyu şaşırtan bir tip ile karşımıza çıkıyor.

Melankolik bir doktorun hikâyesi 'Dr. S'

 

 

Metin Önal Mengüşoğlu, edebiyat dünyamızın 'düşünmek farzdır' diyen bilgesi. Vahiy eksenli fikrî çalışmalarının yanında, hikâyeleri ve şiirleri ile de tanınıyor. Mengüşoğlu'nun kitaplarının isimleri dikkat çekici. Dr. S de bunlardan biri.

1987'de ilk baskısı yayımlanan Dr. S adlı öykü kitabı, ikinci kez geçtiğimiz Mart ayında Okur Kitaplığı'ndan çıktı. Kitap iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde, akademik ünvana sahip, standartların dışında olan bir doktorun yaşantısındaki düzensizliklerin anlatıldığı “Dr. S” adlı öykü, ikincisinde ise dört adet mini öykü yer almakta. Zevk alarak okuduğum, Mengüşoğlu'nun kaleminden çıkan edebî cümleler doyumsuz bir haz yaşatıyor.

Kitabın ismi kadar kapak tasarımı da ilgimi çekti. Sırlı bir kitap olduğu daha ilk bakışta belliydi. Bu iskelet resmiyle kitabın ismini bağdaştırmış olacağım ki, kahramanı tıp doktoru sandım ilk olarak. Fakat daha ilk cümlede bu doktorun tıp değil 'Edebiyat Doktoru' olduğunu okuyorum. İnsanlardan kaçıp kendini toplumdan soyutlayan, melankolik bir adamın halet-i ruhiyesi anlatılıyor kitapta. Topluma uyum sağlayamamış, içe dönük bir hayat yaşayan sıradışı bir doktor bu. İsminin tamamının neden verilmediği ise biz okuyucular için bir muamma.Metin Önal Mengüşoğlu, Dr. S

Dünyanın ortasında acemi bir doktor

Dr. S'nin ilginç bir kişilik olduğunu söylemiştim. Onun için “doğuştan uyumsuz ve etrafından rahatsız” denilebilir. Kendi ifadesiyle 'bir köstebek hayatından ne kadar memnunsa o da ancak o kadar memnun'. Üniversitede ders veriyor olması, tek sosyal davranışı sayılabilir. Hiçbir hareketi normal insanın davranış kalıplarına uymuyor. Öyle ki, çantasından çıkan şeyler çok enteresandır. Defterler, kitaplar ve bir hoca çantasında rastlanılabilecek alışılagelmiş eşyalardan eser yok çantada. Dışarıdan bakan insanların değer yargılarına göre anlamsızlığın ve tuhaflığın tavan yaptığı bir çantası var. Çınar yaprağı, bilyeler, cevizler, ağaç dalları, koyunların aşık kemiği gibi açıklanması zor şeyler taşır çantasında. Sürdürdüğü hayat, içinde insan ilişkileri oldukça az olan cinsten.

İnsanlar yerine kitaplarla geçirmiş ömrünü. Dipsiz bir yalnızlık yaşıyor, yalnızlaştığı ölçüde çıkmaza giriyor, garipleşiyor hayatı. Bir dostu olsaydı, onu anlayan biri... İnsanı düzlüğe çıkaran bir amacı olsaydı, belki de hayatı daha çekilebilir olacaktı.

İlişkilerin çıkara dayandığı toplumu kıyasıya eleştiriyor itiraflarında. Bir zorunluluk olarak ortaya çıkan beraberliklerden, yapaylıktan köşe bucak kaçıyor. İnsanları aldatarak dünyevî bir makam peşinde koşmak ona göre değil. Sağlıksızlığı ikiyüzlü olmaya yeğliyor. İşte bütün bu ilişkilerden kendini soyutlayınca, diğer insanlara göre 'asosyal' biri olup çıkıyor. Sürekli şikayet ediyor, olumsuz tiplerden, kurmaca yüzlerden, maskelerden yakınıyor fakat inşacı değil Dr. S.

Doktor S'nin büyüklerle iletişimi sıfıra yakın iken, çocuklara olan ilgisi ise tam aksine şaşırtıcı derecede güçlü. Koca gövdesinin içinde bir çocuk vardır çünkü. Kendisini çocuk olarak görüyor, büyüklerin ciddi dünyasından mümkün olan en ivedi yöntemlerle sıyrılıp, kendi çocuksu hayatına dönmek istiyor. 'İnsanlık çocukluktur' ona göre. Ablasının oğlu ile kurduğu diyaloglar ve aralarındaki anlaşmalar çok hoş. Büyüklerle değil de çocukların haliyle hallenebilen bu adam, saflığını ve hayat karşısındaki acemiliğini onların yanında yenebiliyor sanki.

"Sağlıklı bir hasta"

İlerleyen sayfalarda, üniversite yönetiminden gelen mektupla doktorun işine son verildiğini öğreniyoruz. Çünkü, 'tarif edilemez bir tuhaflık vardır üzerinde' ve üniversitenin saygınlığına gölge düşürmesi nedeniyle okuldan uzaklaştırılır. Artık maaşı kesilmiştir. Doktoru, eskisine nazaran daha zor bir hayat beklemektedir.

Satır aralarında din, sanat, edebiyat, düşünce hakkındaki fikirlerini de okuyoruz Dr. S'nin.  Din adamlığı, düşünürlük, yazarlık meslek olmamalı ona göre. Çünkü din, düşünce ve sanatın fazilet değerini, yerini fayda değerine terk etmesi söz konusu olabilir bu durumda.

Şikayetçi; şikayetleri sürekli artan bir adam olmasının yanı sıra, topluma yönelik gözlemleri yabana atılır cinsten değil. Durup düşünmeye, kendilerini dinlemeye vakit ayırmayan, sürekli başkalarını inceleyen, eleştiren insanların dünyasına farklı bir yorum getiriyor Dr. S. Kulak vermeye değer.

 

Ayşegül Sena Kara okudu

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2016, 11:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13