Melankoli içeren tüm hallerimiz Turuncu Hüzünler’de

Karakum Yayınlarından çıkan “Turuncu Hüzünler” kitabında İsmet Emre, insanın hüznüne odaklanmış ve melakoli içeren tüm hallerimizi iki kapak arasında toplamış.

Melankoli içeren tüm hallerimiz Turuncu Hüzünler’de

Akademik hayatı, yazarlığı kadar, yazarlığı akademik hayatı kadar iddialı bir isim Prof. Dr. İsmet Emre’ye ait bu eser “Hayat Karşısında İnsan” ve “Meseleler Karşısında Aydın” olarak ikiye bölünmüş, toplam 164 sayfa olarak karşımıza çıkıyor.

Turuncu Hüzünler’de günlük hayatta karşılaştığımız ve karşılaşacağımız birçok meseleyi farklı bir dille masaya yatıran yazar ilişkilerin doruk noktasında kriz yaşanılması doğaldır derken aslında yazdığı metinin çarpıcılığından bahsediyor. Evet eserde tam bir meseleyi çözüp rahata erecekken bambaşka bir meselenin ağırlığıyla yakalıyor yazar yakamızdan.

Aştan bahsediyor, yıldızdan, kederden, sevgiden, gurbetten, vuslattan, öfkeden, sükûnetten, ölümden, türküden, melankolik sancılardan…

İki yıldızın astronomik hayatı, birbirinde kaybolmuş iki aşığın haline benzetilir eserde. Zira bir yıldız diğer yıldıza baka baka varlığını unutur ve onun gökyüzü olur. Kendi yok olur, aşk doğar.

Ve sonra kederlenir insan ister istemez. Ruhunun ritmi bozulur. Ve yazar ekliyor, sevmek için bilmek gerekir. Maddeyi bilmek gerekir. Maddenin hallerini. Bir katı cisim, sıvı cismi sevebilir mi? Mahiyetini bilmediğini. Bilinmezliğe düşen ve kendi yokluğunda kaybolan insan sevgisizlikten şikayet eder yoksa hepimize yetecek kadar sevgi evrende vardır diye ekler yazılmayan kelimelerinde yazar.

Seraplara geçiyor okuyucu sayfalar ilerledikçe…  Suya özlem duyarken karşısına çıkan tuzlu deniz suları büyük hayal kırıklığı yaşatıyor. Tıpkı derisine gurbet nakşedilmiş çaresiz bir insanın özlemini duyduğu şeylere her kavuşmayı “vuslat” sayarak yaşadığı hayal kırıklığı gibi…

Yazar, melankoli içeren bütün hallerimizi bir valize sığdırır, en çok da bu hallerimizin gölgesinde dinlendirir bizi. Gölgeli bir varlıktır insan en nihayetinde yazara göre.

Siyaset pratiğinin sağına soluna dokunuyor yazar. Aslında üflüyor. Ama neden siyaset dendiğinde büyük bir enerjisizliğe ya da öfkeye dönen duygularımızdan bahsediyor.

Okuyucusunu harika türkülerle süzüyor yazar. Melankolik duyguları at bir kenara türkülerin tadına var nasihatini edercesine kelimelerine renk veriyor. Tek kelime ile sinestezi uzmanı yazar. Renklerin sesinden bahsediyor. Duyular arası kaçamaklara sevk ediyor.  Kaç insan kelimelerden koku alabilir bu eser ilerledikçe kelimeler turunculaşıyor, bazen soğuk bir apartman boşluğu bazen mis gibi çimen kokuyor. Ve turuncunun bütün tonları okuyucu ile buluşuyor.

Evlerimiz küçüldükçe ne kadar yalnızlaştığımızdan, yanımızdaki insandan dahi habersiz bir yorgan altına gömülerek teknoloji ile baş başa ölümü beklemeye meraklı yeni jenerasyondan dert yanıyor yazar. “Gidersen yaşayamam, ölürüm” dedirten aşk masallarına çoktan veda ettiğimizi, artık aşkın bizi terk ettiğinden hayıflanıyor. Her kelime tokat gibi vuruyor okuyucunun dimağına. Kuruyan ruhlarımıza turuncu renkler bırakmak istercesine, post modern ölümlerden diriltmek istercesine haykırıyor yazar.

Biz bu devirde bir doğmayı, bir ölmeyi başardık ama yaşayamadık diye ekleyen yazar bütün bu meseleler ve duygu kuraklığı karşısında bir aydının nasıl durduğunu, nasıl bir duruş sergilemek zorunda olduğunu sayfa 91’den itibaren ele alıyor.

Sorunları çözümleri ile birlikte ele alan yazar İsmet Emre’nin eserini Haydar Barış Aybakır ve Tayfun Haykır yayına hazırlarken, mizanpajını Alper Şenadam, kapak tasarımını Uygur Özdemir üstleniyor.

Kokulu ve sesli kelimeler arasında, günlük mülahazalarımızda kaynak olarak kullanabileceğimiz kimi zaman deneme tadında kimi zaman da tam bir NLP uzmanı gibi yanımızda arkadaşlık edecek bu kitabı çok yakında bütün kitapevlerinde ve online satış mağazalarında bulabilirsiniz.

Güncelleme Tarihi: 17 Ocak 2020, 15:26
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26