Mekana adını veren efsanevi kadınları yazdı

Gülenay Pınarbaşı, 'Anadolu’ya Adını Veren Kadınlar' kitabında coğrafi unsurların isimlendirilmelerinde 'kadın' faktörünü incelemiş ve efsanevi bir kadın tipi sunmuş okurlarına. Yavuz Ertürk yazdı.

Mekana adını veren efsanevi kadınları yazdı

Kadın folkloru (folklor: halk bilimi, halk oyunları değil!) üzerine yaptığı çalışmalarıyla aşina olduğumuz Gülenay Pınarbaşı, Anadolu’nun Ermiş Kadınları’ndan sonra Anadolu’ya Adını Veren Kadınlaradlı kitabıyla, sözlü edebiyatımızın önemli bir parçasını oluşturan efsanelerde yer adlarının izlerini araştırmış. Anadolu’daki şehir, ilçe, köy gibi yerleşim yerlerinin yanısıra, dağ, tepe, ova, ırmak gibi coğrafi unsurların isimlendirilmelerinde “kadın” faktörünü incelemiş ve efsanevi bir kadın tipi sunmuş okurlarına.

Toplumun yaşanmış ancak yazılmamış kültür tarihi

Anadolu’nun birbirinden farklı kültürlerinde beliren efsanelerden yararlanan yazar, kadınların aile ve toplum içindeki ilişkileri, gelin, kayınvalide gibi rollerdeki kadınsal imgeleri, şifacılıkları, askerlikleri gibi unsurlar etrafında oluşturulmuş efsanelerden yararlanmış. Sözlü edebiyatımızın birer türü olan mit, destan, efsane, masal, menkıbe gibi türlerin genel olarak toplum hayatında etkili olan kavramlar üzerine kurulu olduğunu, bu edebi ürünlerin meydana getirildiği toplumun hayat görüşünü, ahlaki ve kutsi değerlerini, inanışlarını, insana bakışlarını, kadınları yorumlayışlarını, tabiatı algılayışlarını da ortaya koydukları belirtmiş.

Yerleşim bölgelerinin etrafında oluşturulmuş efsaneler

Onbirinci asırdan itibaren Suriye, Anadolu, Azerbaycan ve Balkanlar gibi bölgeleri fethedip yerleşen Türkler, yerleştikleri bölgelerin adlarını da ya Türk fonetiğine uydurmuşlar ya da ilk yerleştikleri yerlere Türkçe adlar vermişlerdir. Bu adlandırma geleneğinde de, fizikî özellikler, etnik adlar, şahıs ve renk adları ön plana çıkmıştır. Anadolu insanı Türkçe olmayan pek çok şehir ve yerleşim yerlerinin ismini ya Türkçe bir kökene bağlamış ya da yabancı kelimeyi kendi söyleyişine uydurmuştur. Bazı isimleri eski söylenişine yakın olan Türkçede kullanılan adlarla değiştirmiş ve bu yerlerin yeni adları etrafında de çeşitli efsaneler oluşturmuştur.

Anadolu’daki yer adlarının kaynağını; boy, oymak, aşiret ve şahıs adları, tabii olgularla ilgili adlar, maneviyatla ilgili adlar, folklorla ilgili adlar, ticari ilişkilerle ilgili adlar, hayvan adlarıyla ilgili adlar gibi konular oluşturur. Bunların yanında yüzde yirmilik bir bölümü de antik dönemlerle ilgili adlar olarak tespit edilmiştir.

Yer adlarının birer açıklayıcısı olan efsaneler

Kitaba konan efsanelerle ilgili değerlendirmelerde, kitaba dâhil edilmiş efsanelerin içerikleri ile alakalı da malumat verilir. Bu kısa açıklamalar, efsanenin oluşturulduğu konu ile ilgili açıklayıcı cümleler mahiyetindedir. Birleştirici ve kişileri ruhen yöreye bağlayıcı olmalarının yanısıra, kült haline gelmiş değerler ve objeler etrafında beliren efsaneler özel bir yer edinir toplum hayatında. Anlamı veya bir karşılığı olan isimlerle ilgili efsaneler üretildiği gibi anlam verilemeyen isimler etrafında da efsaneler üretilmiş ve efsaneler bir anlamda bu isimlerin açıklayıcısı konumunda olmuşlardır. İşte bu efsanelere bir örnek:

Efsaneye göre bir zamanlar güzelliği, zenginliği ve iyilikseverliğiyle halkın sevgisini kazanmış bir kadın yaşamaktadır. Raziye adlı bu kadın günün birinde sevgilisi Ali Reis’i Karadeniz’in hırçın dalgaları arasında kaybeder. O günden sonra yamaçtaki ormana yaptırdığı köşke çekilir ve tek başına yaşamaya başlar. Her gün Ali Reis’in döneceğini umarak yolunu gözlemektedir. Acısını gözyaşlarıyla türkülerle de dilendirmeye çalışmaktadır. Köy de onunla birlikte yastadır. Günün birinde Raziye pencerede görünmez, türküleri duyulmaz olur. Köylüler hemen köşke koşar, aratır ama “Bütün varımı yoka, yoksula dağıtın, gelip burada ev bark kursun, beni de aralarında yaşatsınlar.” diye bir nottan başka şey bulamazlar. Raziye yitip gitmiştir. Kısa sürede köşkün çevresine bir kent kurulur, adına da Raziye ya da Roza denir. Bu ad zamanla Rize’ye dönüşür.”

Efsaneler, bünyelerinde tarih bilgileri taşırken, toplumların yerleştikleri mekanı benimseyip ona önem verdiklerini de gösterir. Tarih ve coğrafyayla olan bağlantılarının yanında, kutsal, gerçek ve olağanüstü unsurlar da efsaneler içinde sık görülürler.

Anadolu’ya maddi ve manevi değerlerini de taşıyan Türkler, kendi içlerinde de “Diyar-ı Rum” diye adlandırdıkları bölgeyi Anadolu’ya dönüştürmüşler, bu dönüşümün süreğinde yerleştiği bölgeyle bütünleşik bir hayat sürdürme çabasında olmuşlardır.

Yavuz Ertürk yazdı

Yayın Tarihi: 14 Şubat 2015 Cumartesi 11:47 Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2021, 11:13
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Esma
Esma - 5 yıl Önce

Kitap çok orjinal. Yazıda orjinal. İlginç olmayan birşey var,bir mendilin saklanması gibi kadınların saklanması yani değersiz olması.teşekkür ederim Yavuz bey

banner26