Mehmet Akif'in hayatından bilinmeyenler

“Babam Mehmet Akif” kitabı, Akif hakkındaki diğer kitaplardan büyük bir farkı var. Nitekim kitap, Mehmet Akif'in oğlu tarafından yazılan hatıra yazılarının derlemesinden oluşmakta..

Mehmet Akif'in hayatından bilinmeyenler

Düşünce ve fikir dünyasıyla iz bırakmış, sosyal ve toplumsal meseleler üzerine söyledikleriyle büyük bir yankı uyandırmış olan Mehmet Akif Ersoy üzerine, bugüne kadar birçok kişi çeşitli kitaplar yazmıştı. Halen de üzerine yazılıp çizilmeye devem ettiği yadsınamaz bir gerçek. Öyle ki fikir ve dava adamı olarak milletimizin en zor zamanlarında yazılarıyla, konuşmalarıyla ve vaazlarıyla halkın manevi duygularını besleme uğraşını kendisine gaye edinmiş olması, bugün bizler için paha biçilmez bir fedakârlık niteliğinde olsa gerek.

İşte Yusuf Turan Günaydın da bu öneme binaen Mehmet Akif'i, oğlu Emin’in kaleminden Babam Mehmet Akif adlı bir kitapla okuyucuya sunar. Kurtuba Kitap’tan çıkan kitabın Akif hakkındaki diğer kitaplardan büyük bir farkı olduğunu da belirtmekte yarar var. Nitekim kitap, Mehmet Akif'in oğlu tarafından yazılan hatıra yazılarının derlemesinden oluşmaktadır. Yani Günaydın, bugüne kadar alışık olmadığımız bir Akif'i çıkarmaktadır karşımıza.

Akif’in İstanbul’dan başlayıp Mısır’a kadar süren yolculuğunu ele alıyor

Kitap öncelikli olarak Emin Akif’in biyografya taslağını oluşturan bir girişle başlar. Burada Mehmet Akif’in bir baba olarak oğlu için Mısır’dan yazdığı mektuplardan alıntılar vardır. Bu giriş, Mehmet Akif’i, İstiklal Harbi yıllarında çekilen sıkıntıları göğüsleyen bir dava adamı olmasının yanı sıra bir baba olarak da çıkarır karşımıza. Öyle ki mektuplarda Mehmet Akif, oğlu hakkındaki endişelerini yakın dostu olan Fuat Şemsi İnan’a dile getirerek ona göz kulak olmasını rica eder. Sonrasında ise derslerinde devamlılığı sağlaması için her türlü yetkiyi kendisine verdiğini yazar. Ayrıca kışları geçirmek üzere Mısır’a gidişinin üçüncü yılında oğlunu da (haylazlıklarından dolayı) yanına alarak eğitimiyle bizzat ilgilendiğini yine mektuplarından öğreniriz.

Mektupların ardından, Emin Akif’in babasıyla olan hatıralarından oluşan ana bölüm ise,   Akif’in İstanbul’dan başlayıp Mısır’a kadar süren yolculuğunu on beş bölüm halinde ele alır. İlk bölüm; Yunan harbinin cereyan ettiği bir dönemde Anadolu’ya çıkılan bir yolculukla başlar. Yaylı bir arabayla Alemdağı arkalarındaki bir çiftliğe yol almayla devam eden yolculuk, Aznavur Ahmet gibi çetecilerin tehlikeli mıntıkaları olan bölgelerden geçilerek tamamlanır. Bir sonraki bölüm ise Safahat'ın altıncı kısmı olan, “Asım’ın nesli diyordun ya nesilmiş gerçek” mısralarının gün yüzüne çıkacağı Taceddin dergâhına yerleşmelerinden ve Emin Akif’in babasıyla Anadolu’da yaptığı yolculuklardan bahseder.

Emin Akif’in babasıyla aralarında geçen diyaloglara da değinildiği sonraki bölümlerden ise, mebusluk teklifini kabul eden Akif’in Ankara’da pek de fazla duramadığını ve genel olarak Anadolu’nun çeşitli vilayetlerini farklı farklı zamanlarda gezerek konuşmalar yaptığını öğreniriz. Anadolu gezisinde ise Akif'in genel olarak, toplumun manevi yönlerini beslemeye çalıştığını söyleyebiliriz. Nitekim Akif, Anadolu'nun kazalarında, nahiyelerinde, camilerinde, medreselerinde ve meydanlarında insanlara sürekli hitap etmiştir. Burdur, Eskişehir, Antalya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, İnebolu vb. il ve kazalarında sürekli olarak insanlara hitap etmiştir. Ayrıca Emin Akif, bu gezi sırasında sabah erken kalktıklarını ve mevsimlerin soğukluğunu dikkate almaksızın yaz kış gezdiklerini de ifade eder ve bu yolculukları at arabalarıyla çok zor şartlar altında yaptıklarını dile getirir. Ayrıca Emin Akif, gittikleri yerlerde kendilerini çok iyi karşıladıklarını ve kendilerine sahip çıkıldığını da belirtir.

Mehmet Akif biyografisiyle ilgili okuyucunun başka yerde bulamayacağı ayrıntılar

Kitabın ilerleyen bölümlerine geldiğimizde ise, I. İnönü muharebesinin sonrasında Kastamonu’da bulunan Akif'i, ailesini görmek üzere yanlarına giderken görürüz. Ve orada bir ay kadar kaldıktan sonra oğlunu da annesine bırakarak Ankara’ya döndüğünü öğreniriz. Fakat sonraki sayfalarda babasından ayrı kalmaya içerleyen Emin Akif’in Ankara’ya dönebilmek için hatıra gelmeyecek yaramazlıklar yaptığına ve en sonunda da emeline ulaştığına şahit oluruz. Emin Akif, Ankara'ya dönmesinin ardından Taceddin dergâhının iki odalı evinde yazılan İstiklal Marşının hangi ruh halleri içersinde kaleme alındığına yer verir hatıralarında. Ve babasının bu safhada, gözyaşları ve hıçkırıklar içinde kaldığını ifade eder. Ayrıca çok dalgın olduğundan da bahsederek bu dönemde neredeyse dünyayla irtibatı kesmiş olduğu yorumunda bulunur.

Kitabın ilerleyen sayfalarında ise, Sakarya savaşında çekilen sıkıntılara Akifçe bakabilmemizi sağlayan Emin Akif, Büyük Taarruz’un başarıyla neticelenmesi üzerine babasıyla Afyon’a, ardından da Edirne’ye yaptığı yolculuğa değinir. Ve son bölüme geldiğimizde ise Edirne’de karşılaşmış oldukları Prens Abbas Halim Paşa’nın, Mehmet Akif’i Mısır’a gelmesi için nasıl ikna etmeye çabaladığından bahseder.

Kitabın kapanış kısmını ise “Ekler” adı altında toplayan Yusuf Turan Günaydın, Emin Âkif’le yapılmış bir takım röportajlara yer verir. Bu röportajlar hâtırat içeriklidir ve Emin Âkif’in ve kızı Feride Akçor’un Mehmet Akif biyografisiyle ilgili okuyucunun başka yerde bulamayacağı bazı ayrıntıları barındırır içinde. Kitap bu eklerle sona ererek Âkif biyografisine önemli katkılarda bulunur.

Enes Yaşar yazdı

Güncelleme Tarihi: 12 Mart 2019, 13:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13