Meğer Kürtlerle İngilizler kardeşmiş!

İslam coğrafyası, 18. yüzyıldan itibaren özellikle İngiliz diplomat, ajan ve gezginlerinin sık sık araştırma yaptıkları bir alan olmuş. Bu ajanlardan biri de Sir Mark Sykes. Beş Türk Eyaletine Doğru onun bu topraklardaki hikâyesini kendi kaleminden anlatıyor. Muaz Ergü yazdı.

Meğer Kürtlerle İngilizler kardeşmiş!

https://www.ktpkitabevi.com/urun/bes-trk-eyaletine-dogru-9789755746739

İslam coğrafyası, 18. yüzyıldan itibaren özellikle İngiliz diplomat, ajan ve gezginlerinin sık sık seyahate çıktıkları, araştırma ve inceleme yaptıkları bir alan olmuş. Bu insanlar kimileyin at ve deve sırtında kimileyin de yürüyerek binlerce kilometrelik coğrafyayı çok zor şartlarda dolaşmışlar. Bu, sadece arkeolojik bir merak ya da farklı yerleri görme duygusunun kışkırtıcılığında gerçekleşen bir durum değil. Çoğu İngiliz gezgin, İngilizlerin küresel hegemonyasına enstrüman bulma gayesiyle yola çıkmış. İslam coğrafyasındaki dini, kültürel, geleneksel her türlü bilgi ve belgeler titizlikle incelenmiş, buralar bir yoğun saha çalışmasına dönüştürülmüş. Coğrafyada yaşayan farklı etnik, dinsel gruplar arasındaki çatışmalar ve çelişkiler iyi analiz edilmiş; vakti zamanı geldiğinde kullanılmak için bir yerlerde saklanmış.

Sykes-Picot Anlatlaşma’sına ismini veren gezgin

Sir Mark Sykes de yukarıda bahsettiğimiz diplomat ve gezginlerden biri. İngiltere’nin Ortadoğu uzmanı olarak bütün İslam dünyasını adım adım gezmiş biri. Gezdiği yerlerdeki dini ve etnik her türlü yapıyı, coğrafi bilgileri kayıt altına almış ve gezdiği yerlerdeki ileri gelenlerle derin görüşmeler yapmış. Sir Mark Sykes, İngiliz Muhafazakâr Parti üyelerinden. Aynı zamanda Osmanlı’yı İngilizler, Fransızlar ve Ruslar arasında paylaştıran “Sykes-Picot” antlaşmasına adını veren kişi. Bu antlaşma bilindiği gibi, Sevr Antlaşması’nın demosu niteliğinde. “Sykes-Picot” bugün sıkıntısını bütün İslam coğrafyasının yaşadığı baş belası bir antlaşma. Bugünkü bütün yapay, kalemle çizilmiş sınırların temelinde “Sykes-Picot” var.

Beş Türk Eyaletine Doğru” adlı kitap Sir Mark Sykes’in 1899 yılında Şam, Halep, Deyr, Bağdat, Musul, Bitlis, Van ve Şengül’e yaptığı gezilerden aldığı notlardan oluşuyor. Sykes’in daha öncede buralara birçok seyahati olmuş. Kitabın önsözünde de vurgulandığı gibi, notlar günü gününe düşülmüş. Doğaçlama… Herhangi bir araştırmaya ya da bilimsel etüde dayalı değerlendirmeler söz konusu değil. Daha çok kişisel gözlemler baskın. Kitap, dokuz bölüme ayrılmış. Her bölümde gezilen, görülen yerlerle ilgili coğrafi ve kültürel gözlemler okuyucuya sunuluyor. Yazar, buraları hangi amaçla gezdiği, kimlerle neler görüştüğü noktasında ser verip sır vermeyen bir durum içerisinde. Ama satır aralarında görüleceği gibi, gittiği yerlerdeki kilise görevlileriyle, misyonerlerle ve İngiliz taraftarlarıyla sıkı bir diyalog içerisinde. Ama kitaptan direkt siyasi ve politik bir malzeme çıkarmak mümkün olmuyor.

Meğer Kürtlerle İngilizler kardeşmiş…

Kitabı okudukça İngilizlerin kendi dışındakilere yukarıdan bakıcı, efendilik edici hallerini Sykes’te de fazlasıyla görebiliriz. Gördüklerini anlatırkenki üslubu ve maiyetindekilere kimi davranışları dediklerimizi pekiştiriyor. Mesela, Bitlis’ten Van’a adlı bölümde misafir olduğu bir evi anlatırken kullandığı üslup…  Yine de yazarın bütün bu üstten bakıcı anlayışını bir yana bırakırsak coğrafyamızdaki sefalet, içe kapanmışlık, pejmürdelik, o dönemlerdeki yönsüzlük içimizi sızlatıyor. Yazarın gezdiği ve bizi gezdirdiği önemli merkezlerdeki dağınıklık, yoksulluk, imkânsızlık düşündürücü. Yazar, bazı yerlerde yürünecek yolların olmadığı, nehirler üzerindeki köprülerin yıkıldığı gerçeğinden bahis açıyor. Yine Bitlis’ten Van’a adlı bölümde sık sık Kürtlerle İngilizlerin kardeş oldukları propagandası işleniyor. İlerideki operasyonlara zemin hazırlanmış oluyor.

Kitabı okurken dikkatimi çeken en önemli noktalardan biri de yazarın Ermeni ve Ruslara karşı olan şiddetli antipatisi. Kitabın 68-69. sayfalarında Ermenilerle ilgili söylenenler oldukça ilginç. Aynı şeyler 9. bölümde Ruslarla ilgili söylenen şeyler için de geçerli. Yazar, “Küstahlık ve aptallık beni daha Rusya topraklarına attığım ilk adımda selamladı.” diyor.

Yapay sınırlar böyle oluşmuş

Sir Sykes, 1899 yılının sonbaharında ayrılıyor İngiltere’den. Aslında amacı Suriye Çölü’nde üç dört ay kalmak. Bu gerçekleşmeyince daha önce görmediği Halep, Bağdat, Musul, Van,  Bitlis gibi şehirleri ziyaret ediyor. Kâh ilkbahar yağmurlarının altında, kâh kızgın güneşte, kâh fırtınada, gâh lapa lapa yağan karda… Yolculuk boyunca görüp geçirdiklerini, ölümle burun buruna gelişlerini, bölgenin dağınıklığını, kozmopolitliğini resmediyor.

Sykes’in bu ziyaretinden beş on yıl sonra Arap Yarımadası’nda Osmanlı’ya isyanları görüyoruz. 1916 yılındaki Şerif Hüseyin’in İngilizlerle bir olup Osmanlı’ya başkaldırısı ve krallığını ilan edişi… Bu isyanın arkasında Sir Mark Sykes’i de görüyoruz. Hatta Şerif Hüseyin’in kullandığı bayrağı Sykes’in hazırladığı söylenir.

“Beş Türk Eyaletine Doğru”, 1890’larda İslam coğrafyasının hali pürmelâlini bir İngiliz diplomat ve siyasetçinin gezi notlarından bize aktarıyor. Aynı zamanda kitap o zamanki yaşantıyı resmeden görsellerle de zenginleştirilmiş. Tarih, coğrafya ve siyaset biliminin akademik disiplininden sıkılanlar için okunabilecek bir kitap. Kitabı okurken, İngiliz siyasetinin yakın dönemleri kuran bir irade olduğunu da akıldan çıkarmamak gerek. Her ne kadar Sykes bölgeyi ziyaretinin siyasi ve ideolojik amaçlarını kitapta anlatmasa da…

Muaz Ergü yazdı

Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2018, 11:05
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13