Medeniyetimizin son uygulaması Osmanlı'dır

'Kendime ‘Örselenmiş bir Osmanlı’yım diyorum. Çünkü Osmanlı’nın bütününün farkında olan ama onu yaşayamayan bir varlığım' diyor Sadettin Ökten 'Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna' kitabında. Süheyla Şişman yazdı.

Medeniyetimizin son uygulaması Osmanlı'dır

https://www.ktpkitabevi.com/urun/orselenmis-osmanlidan-medeniyet-umuduna

“Kendime, ‘Örselenmiş bir Osmanlı’yım diyorum. Çünkü Osmanlı’nın bütününün farkında olan ama onu yaşayamayan bir varlığım.”

Sadettin Ökten’in bu ifadesi, 2013 Kasım’da Hayy Kitap’ın “Söylenecek Sözü Kalanlar” dizisinde yayımlanan son kitabının başlığını da şekillendirmiş: “Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna”.

“Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna”dan, Sadettin Ökten’in büyük ablası Ayşe Hümeyra Ökten’in nehir söyleşi kitabı. “Dindar Bir Doktor Hanım” gibi bir hatırat, aile çevresine daha geniş yer ayıran, biyografik unsurlara daha çok değinen bir kitap bekliyordum. Bu tür bilgiler hayli özet geçilmiş, sadece girizgâh mahiyetinde kısa iki bölüm var. (Mesela tekke hayatına dair genel bir tespit ve üç beş küçük hikayeden başka malumat yok. Bu değerlendirmede edepli ve İstanbullu olmak biraz da tekke terbiyesiyle ilişkili.)

“Örselenmiş Osmanlı’dan Medeniyet Umuduna” da nehir söyleşi. Doğal bir akışı var, hazırlık safhasında pek oynanmamış metinle. Bazen bu tabii akışta konu, yeterince açıklanmadan başka yere kayıyor. Genel olarak muhafazakârlık-dindarlık-mühendislik, medeniyet tasavvuru, İslam ve Batı medeniyeti karşılaştırması, bu medeniyetlerin nasıl şehirler oluşturdukları -çünkü her medeniyet şehir kurar-, modernite, kapitalizm, Osmanlı-Cumhuriyet Müslümanlığı, İstanbul görgüsü ve şehirlilik, Türkiye’de siyasetin serüveni, Müslümanların şehirle alakaları gibi konularla, geniş bir perspektiften alışık olmadığımız bir okumaya ve bir tür medeniyet tarihi değerlendirmesine hazırlanabilirsiniz… Bu okumada mimari de var, siyaset de var; güncel mevzulara dair örnekler de var, teorik bilgiler de...

Örselenmiş Osmanlı

Kitap başlığındaki kelimelerden hareketle ilerlemek istiyorum. Sadettin Ökten, İslam medeniyetinin son özgün uygulamasının Osmanlı uygulaması olduğu ve Osmanlı’yla, onun şiiriyle, müziğiyle, düşüncesiyle, sistematiğiyle ciddi bir ilişki kurmadan ciddi bir şey üretmenin mümkün olmadığı görüşünde. Çünkü mazisiz bir hayat, tarihsiz bir medeniyet düşünülemez ve mazi bir şahıs için ne kadar hayatiyse tarih de toplum için o derece elzem. Maziden kopmak, başkalarına ait olan şeylerle dolmayı ifade eder, başkasının işgaliyle neticelenir. Bu minvalde mazisinden kopmuş İslam medeniyetinin hâlihazırdaki durumu örselenmişliktir. Yani başka uygarlıklardan fazlasıyla etkilenmiş, bütünlüğünü koruyamamış, toparlanamamış İslam medeniyetidir mevzuubahis olan.

Medeniyet umudu

Sadettin Ökten, okuduklarından aşağı yukarı şöyle bir tanıma ulaştığını söylüyor: “İç dünyamızda her şeyi yerli yerine koyan, birtakım değerleri sevdiren, tanıtan ve o değerler doğrultusunda hareket etmemizi sağlayan medeniyet tasavvurudur. (…) Medeniyet soyut bir şeydir, zihinlerde var olan bir ütopyadır. Düşünce ve duygu bütünüdür. Medeniyet, aksiyona intikal edip yani harekete dönüşüp dünyada görünür hale gelince kültür oluşur. (…) Topluma mal olan, toplumun kodlarına işleyen medeniyet tasavvurunun hayata yansıdığı yer de şehirdir.”

Bugün hem iç dünyamıza hem de şehre baktığımızda başka renge, başka bir dokuya ihtiyacımız olduğu açık. O doku da Sadettin Ökten’e göre şu anda iyi-kötü, eksik-fazla Müslüman dünyasında mevcudiyetini koruyor. Yani iyimser taraftan bakmayı tercih etmeye, ümitvar olmaya mani yok.

Bu kitabı okuduktan sonra ne yapacağız?

- Kendi varlığımızı ruhsal manada düzene geçirmek için istiğna sahibi olmaya çalışacağız. Kapitalizmin, tüketim toplumunun bize sunduğu bu büyük spektrum içerisinde yapabildiğimiz kadarıyla müstağni kalacağız.

- “Yarabbi ben gaybı bilmem, Senin muradını da bilmem, ama bize olan emrini bilirim. Bu iktidarı bana verdin. Bana istikbalde hayra dönecek bir iş yapmayı nasib eyle!” diye dua etmeyi ihmal etmeyeceğiz.

- “Hayatı malayaniyle değil ancak ilimle, hikmetle, sanat ve muhabbetle doldurabiliriz.” Buna gayret edeceğiz.

Suleyha Şişman, bu kadar örsenlenmişlik yeter dedi

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 17:12
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13