Meclislerin en saygını ve üstününü işaret etti

İmam-ı Gazâlî’nin ‘Tefekkür & Düşünmenin Fazileti’ isimli eser insanın ana rahmine düştüğü andan itibaren fiziksel özelliklerini tamamlayana kadar geçirdiği evreyi, kâinatı, gökyüzünü tüm hatlarıyla anlatıyor. Salih Ağbalık yazdı.

Meclislerin en saygını ve üstününü işaret etti

"İnsanoğlunun nihai mutluluğu gerçeğin tefekküründedir." Akıl ve vicdan hiçbir evrim geçirmeden insanoğlunun var olduğu günden bu günümüze kadar değişmeden gelen ve yaşayan kavramlardır. Nitekim 6. ve7. yüzyıllarda kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir topluluğun karşısında duran akıl ve vicdan sahibi bir peygamberin varlığı ve Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinde de Hz. İsa’nın yanında duran düşünen ve vicdan sahibi insanların olduğu gerçeğini düşünecek olursak; aklın ve vicdanın yani hakikatin insanlık tarihi boyunca var oluşu ve algılanıyor oluşunu kavrayacağız. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özelliği düşünebiliyor olmasıdır ve düşünmek insanın kimliği, statüsü olduğu halde insanın kâinata dair ve kendi yaratılışına dair düşünmemesi ne tuhaf!

Çelik Yayınları'ndan çıkan ve tercümesini Harun Ünal hocanın yaptığı İmam-ı Gazâlî’nin "Tefekkür & Düşünmenin Fazileti" isimli eser insanın ana rahmine düştüğü andan itibaren fiziksel özelliklerini tamamlayana kadar geçirdiği evreyi, kâinatı, gökyüzünü tüm hatlarıyla anlatıyor. Tefekkürün insan olmanın bir özelliği ve olmazsa olmaz bir gerçeği oluşunu ayetlerle ve hadislerle geniş bir şekilde anlatan bu eser iki bölüm olarak hazırlanmış. Birinci bölümde "Dil, kulak, mide ve mal üzerine düşünme", ikinci kısım ise "madenler, dünya/yeryüzü, denizler, insana bakış/insan yaratılışı" gibi konular işlenmiş.

Kitabın en önemli özelliği ise metafizik, coğrafya, biyoloji ve daha birçok bilimle Allah’ın varlığını delilleriyle ispatlıyor oluşu. "…Yeryüzünde her çeşit canlıyı yaymasında, rüzgârları ve yer ile gök arasında emre hazır bekleyen bulutları yönlendirmesinde düşünen bir toplum için (Allah’ın varlığını ve birliğini ispatlayan) birçok deliller vardır." (Bakara 2/164) Rüzgârlar, birçok bitki tohumunu başka bölgelere taşıyarak ve orada yetişmesine olanak sağlar. Dış kuvvetlerin canlı hayatına bir başka etkisine örnek ise, hindistan cevizinin akarsular tarafından taşınarak başka bölgelerde yaşam bulmasıdır. "Tefekkür & Düşünmenin Fazileti" isimle eser bu gibi konularda ayetleri bilimsel bir şekilde açıklıyor ve bu şekilde yaratıcının varlığını ve gücünün zihinlerde karşılık bulmasını sağlıyor.

"Meclislerin en saygını ve en üstünü tevhid meydanında tefekkür maksadıyla oturanlardır, bilgi ve marifet rüzgârıyla gelen güzel bahar kokusunu almaktır, aynı zamanda sevgi denizinden muhabbet bardağıyla içmek, Aziz ve Celil olan Yüce Allah’a Hüsnü zan ile bakmaktır." Gazali, daha sonra buna ilave olarak şöyle demektedir: "Ey o meclislere devam eden kimseler, o meclislerin üzerinde üstün bir meclis mi var ki, o sevgi denizinden içilen sudan daha lezzetli bir içecek var mı ki! Doğrusu bundan rızıklanıp da ödüllendirilenlere müjdeler olsun!"

Düşüncenin olmadığı yerde adalet de yoktur; çünkü akıl hiçbir zaman hakikatten şaşmaz bir varlıktır. Akılsız toplumların tarih boyunca işledikleri cinayetler, katliamlar, tahribatları günümüzde de görmek mümkündür. Bu tür sorunların temelinde yatan tefekkürsüz yaşamın veya inancın zihinsel bir uyuşukluğa neden olduğu ve toplumsal düzen içerisinde huzursuzluğun kaynağı olduğu gerçeğini görebiliyoruz. Bundan dolayıdır ki İmam-ı Gazâlî tefekkürü İslam’ın merkezi kabul ediyor ve zihin dünyamızın algıladığı birçok varlık üzerinde düşünüp Allah’a ulaşmanın yollarını gösteriyor.  Müslüman olmanın gerektirdikleri konusunda yaşam rehberi niteliğindeki bu eser, gündelik yaşamda birçok konuda rehberlik ediyor, okuruna ve erdemin tefekkürden doğduğunu gösteriyor.

Salih Ağbalık yazdı

Yayın Tarihi: 12 Mart 2015 Perşembe 14:58 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 19:06
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26