Mazlumun gördüğü rüyayı görebiliyor musun?

Akif Hasan Kaya'nın imzasını taşıyan 'Ölmüş Oyuncaklar Müzesi' kitabındaki hikayeleri okurken bizler bu hikayenin neresindeyiz diye sormadan edemedim. Şakir Gönülce yazdı..

Mazlumun gördüğü rüyayı görebiliyor musun?

Ölmüş Oyuncaklar Müzesi adlı kitap geçen aylarda okuyucuları ile buluştu. İz Yayınları arasından çıkan bu sıcak öykülerle dolu kitap Akif Hasan Kaya imzasını taşıyor. Yazar kitabında birbirinden ilginç hikayeler sunmuş okuyucularına. Hayatın her alanında görebileceğimiz bu hikayeler çok sade ve akıcı bir dille hazırlanmış. Kahramanları ise hep ezilmiş, gariban ve mazlumlar... Ya köprü altında yaşayan birkaç çocuk, ya biri sırtında diğeri yanında iki çocuğu ile birlikte yemek kampına ulaşmaya çalışan bir anne. Ya da bir çatışma sırasında kayanın dibindeki bir asker. O kadar çok mazlum var ki hangisinden söz etsem inanın bilmiyorum. Ama Sadık ve Ali'den bahsetmeden geçmek doğru olmaz sanırım.

Sosyal medyada bir iki mesaj dışında...

Sadık sürekli aynı rüyadan bahseder. Rüyasında sarı renkli bir ev görür. Bahçesinde cıvıl cıvıl oynaşan çocuklar vardır. Evin annesi mutfakta yemek yapmaktadır. Ara sıra pencereden çocuklarına bakar ve onlara gülümser. Sadık neden böyle bir rüya görür? Çünkü Sadık kimsesiz bir çocuktur. Çünkü Sadık sokaklarda, birkaç arkadaşı ile birlikte sığındıkları bir köprü altında yaşıyordur. Yaşamaya çalışıyordur desek daha doğru olur sanırım.

Köprüaltı deyip küçümsemeyin sakın ha... O köprüaltı Sadık ve arkadaşlarının barındığı, azıcık da olsa ısındıkları, kışın esen rüzgarları biraz olsun dindiren, bir yuva ne de olsa onlar için . Küçümsemeyin çünkü çok değerli bu köprü altı, her an başka kimsesizler tarafından elinizden alınabilir. Bu yüzden Sadık ve arkadaşlarından biri mutlaka burada kalıyor ve her gün nöbet tutuyor.

Ya siz? Siz de rüya görür müsünüz? Elbette ki görürsünüz. Aslında nasıl rüyalar görürsünüz desem daha doğru olurdu. Havuzlu villalar, lüks arabalar ya da çeşit çeşit mücevherler mi görürsünüz rüyanızda? Bir sokak çocuğunun gördüğü rüyayı görebilir misiniz? Ya da ailesi katledilmiş, yurdundan kaçmak zorunda kalan bir çocuğun gördüğü rüyaları?

Bu hikayeleri okurken bizler bu hikayenin neresindeyiz diye sormadan edemedim. Onların gördüğü rüyaları görebilmek için sanırım onların hissettiklerini tüm sıcaklığıyla kalbimizde hissetmemiz gerekiyor. Dünyanın neresinde olursa olsun, akidesi ne olursa olsun zulme uğramış insanlar için neler yapabildik acaba? Sosyal medyada bir iki mesaj ve acı içinde kıvranan bir iki fotoğrafı beğenmekten başka...

Yurdundan uzaklarda

Ya Ali'ye ne demeli. Ali, henüz küçük bir çocuk, annesini, babasını ve kardeşini yeni kaybetmiş, yurdundan ninesi ile kaçmak zorunda kalan ve bir çadır kentte yarı aç yarı tok bir halde yaşamaya çalışan bir mazlum. Ali sınırı geçerken gömleği bir omzunu açıkta bırakacak şekilde dikenli tellere takılarak yırtılır. Yine kaçış yolunda koşar ve ayakkabılarını çamurda bırakmak zorunda kalır. Geri dönüp ayakkabılarını almak istese de ninesi zaman yok diyerek Ali'yi durdurur. Çünkü arkadan bir ordu onları kovalamaktadır. Ninesi Ali'nin ayaklarına poşetler sarar ve eğer dikkat ederse ayaklarının ıslanmayacağını ve üşümeyeceğini söyler. Geceleri rüyasında hep ailesini görür Ali... Ve bir gün bütün bu olanların öcünü almaya karalıdır.

Ali'nin bu hikayesini okurken, henüz beş-altı yaşlarımdayken ablam ve arkadaşlarının arkasından koşup, çamura battığım gün aklıma geldi. Ablamların arkasından ne kadar bağırsam da sesimi duyuramamış ve tüm çabalarıma rağmen çamurdan kurtulamamıştım. Neyse ki benim arkamdan bir ordu gelmiyordu. Tabi evde olmadığım anlaşılınca herkesi bir telaş sarmış ve beni aramaya koyulmuşlardı. Beni çamurun içinde bulduklarında hiç kimse şaşkınlığını gizleyemiyordu.

Ölmüş Oyuncaklar Müzesi bence çok güzel bir kitap. Bu kitabı okursunuz ya da okumazsınız, Sadık'ı, Ali'yi ve diğerlerini merak edersiniz ya da etmezsiniz, bir şey diyemem, o size kalmış. Ama ben bu yazıyı sevgili Bülent Akyürek abimizin Güzel Susma Sanatı adlı kitabından küçük bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum: “Ne yapacaksın arka kapak yazısını, kitabı al, evine git, adam gibi oku! Yazar da ekmek yesin!..”

Şakir Gönülce yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 15:38
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26