banner17

Mantıku't Tayr'ı Minyatürlerle Çocuklara Anlatıyorlar

Özcan Özcan ve talebeleri, Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayr adlı eserinde Simurg’a ulaşmak için yolculuğa çıkan kuşları, özellikle de Simurg’a ulaşmayı başarabilen otuz kuşu resmettiler hem minyatürü hem bu şaheser eseri tanıtmak için... Yasemin Kapusuz yazdı.

Mantıku't Tayr'ı Minyatürlerle Çocuklara Anlatıyorlar

https://www.ktpkitabevi.com/urun/mantikut-tayr-1Değerli minyatür sanatçımız Özcan Özcan ve talebeleri, uzun çalışmaları sonucunda büyük bir emekle, sabırla, özveri ve gayretleriyle oluşturdukları birbirinden kıymetli minyatür eserlerini öncelikle Mayıs 2015’te Dolmabahçe Sarayı’nda, ardından Beyrut’ta, Ankara, Amasya ve Gebze’de sanatseverlerle buluşturmuşlardı. Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayr adlı eserinde Simurg’a ulaşmak için yolculuğa çıkan kuşları, özellikle de Simurg’a ulaşmayı başarabilen otuz kuşu resmettiler hem minyatürü hem bu şaheser eseri tanıtmak için sanatçılarımız. Ve o minyatürler, yeni ve anlamlı bir proje ile çocuklar için hikaye kitabına dönüştü.

Proje danışmanı Özcan Özcan, Mantıku’t Tayr minyatürlerinde en büyük emek sahibi şüphesiz. Böyle velud bir eseri minyatürlerle daha da anlamlı hale getirip sanata dönüştürmekle kalmadılar. Faydasını da gözeterek çocuklarımızın ve gençlerimizin de istifadesine sundular. Proje sorumlusu Aslan Demir, kültür, sanat faaliyetlerini her fırsatta destekleyen, liseli, üniversiteli gençlerimizi maddi manevi desteklerle yalnız bırakmayıp onların yanlarında olan, yakından tanıyarak faaliyetlerini takip ettiğimiz ve hayırlı işlere öncülük ettiğine şahitlik ettiğimiz güzel bir insan. Bu güzel projenin sahibi de Kuveyt Türk Katılım Bankası. “Sunuş” yazısında, böyle bir projede neden yer aldıklarını izah ediyorlar: “Yeni bir kitapla sizlerin huzuruna çıkmanın mutluluğu içindeyiz. Elinizde tuttuğunuz bu kitap, İslam milletinin hem büyük bir mutasavvıfı hem de güçlü bir edebiyatçı- şairi olan Feridüddin Attar’ın aynı isimli eserinde hareketle hazırlanan ‘Mantıku’t Tayr/ Kuşların Şarkısı’ minyatür sergisinde yer alan eserlerle resimlenmiş ve çocuklarımıza yönelik hazırlanmış bir öykü kitabıdır.” Öyküyü uyarlayan ve aynı zamanda sergide üç eseri bulunan minyatür sanatçımız ise, İstanbul-Beykoz vaizemiz Ayşe Nur Kapusuz. Yine Ayşe Nur Hanım’ın da mesai kavramı olmaksızın aşkla, şevkle yeni ve güzel işler yapabilmek için ne kadar üstün gayret gösterdiğinin bir tezahürüdür bu kitap.

Kitapta “Feridüddini Attar” ve “Anka” adlı minyatür eserleriyle Özcan Özcan, “Bülbül”, “Flamingo” ile İsmet Gömeç, “Attar’ın Türbesi”, “Serçe ile Hüdhüd” adlı eserleriyle Hamiyet Leventoğlu, “Kartal ile Hüdhüd”, “Leylek” ile Aysel Bor Çetincan, “Simurg”, “Yolculuk” ile Fatoş Bordor, “Hüma ile Hüdhüd”, “Marifet Yolunda” ile Ayşe Nur Kapusuz, “Doğan”, “Mavi Kuş” ile Emel Demir, “Turna”,  ile Gülgün Keser, “Baykuş”, “Mandarin Ördeği” ile Arzu Akbulut, “Papağan”, “Tavus” ile Emel Sakarya, “Ördek”, “Horoz” ile Neslihan Bulut, “Keklik ile Hüdhüd”, “Sülün” ile Aysel Güleşer Ekşi, “Horoz” ile Neslihan Bulut, “Kumru ile Hüdhüd”, “Sığırcık” ile Füsun Yılmaz, “Telli Turna”, “Saka” ile Fikriye Akbulut,  “Kuğu” ile Zeynep Elçi yer alıyorlar.

İnsanın hakikate ulaşma çabasını anlatır Mantıku’t Tayr

Sunuş yazısında da belirtildiği gibi 12. yy.da yazılmasına rağmen her zaman güncelliğini koruyacak olan İslam tasavvuf edebiyatının bu eserini minyatürlerle birlikte çocuklar için hazırlamak kendi geleceğimize yatırım yapmak demek. Otuz kuşun Simurg’a yolculuğunu, insanın hakikate ulaşma çabasını anlatır Mantıku’t Tayr. Hem kuşların minyatürleri ile bire bir eşleştirilmiş hem orijinal temasına bağlı kalınarak fabl türünde çocuklar için öyküleştirilmiş bir kitap. Lise yıllarında duyacakları bu eserle, kişilik gelişimlerinin çok önemli bir aşamasında tanışmış olacak elbette çocuklarımız.

“Sevgili Çocuklar!” hitabıyla başlıyor hikâyemiz. Attar’ın Nişabur’daki türbesinin minyatürüyle. Horasanlı Feridüddin Attar’a neden Attar denmiş peki? Çünkü Feridüddin, şair olmakla birlikte hem hekim hem de eczacı imiş. Bu özelliğinden dolayı ona “Attar” denmiş.

Simurg, kimsenin gitmeye gücünün yetmediği, Kafdağı’nın ardında yaşayan, güzelliği ile dillere destan, bilenlerin onu görmek arzusuyla yanıp kavrulduğu, aşkından deli divane olduğu bir kuşmuş. Bir gece Çin ülkesine kanadından bir tüy düşmüş Simurg’un. Meğer “İlim Çin’de bile olsa gidiniz.” denmesi bu sebeptenmiş. O bir tek tüyü gören mest olurmuş. Süleyman’ın postacısı Hüdhüd, tüyü görmüş. Çok şerefli bir kuşmuş Hüdhüd. Simurg’un aşkı gönlüne düşmüş ve diğer kuşlara da onu anlatmaya, onları ikna etmeye çalışmaya başlamış.

Bülbül’ü görmüş, ona anlatmış Simug’u ama bülbül, gülden vazgeçememiş. Yeşil elbisesi, boynunda sarı gerdanıyla papağanı görmüş, “benim dünyada bir damla ab-ı hayattan başka gayem yoktur” demiş papağan. Rengarenk kuyruğuyla nazlı nazlı süzülen tavusu görmüş. “Benim bu güzelliğimle yerim cennetti, yalancı yılanın hilesiyle kovuldum. Tek isteğim, cennetime geri dönmektir” demiş tavus. Ördeğe rastlamış. Ördek, sudan vazgeçememiş. Kekliği davet etmiş. Kekliğin tek mutluluk kaynağı mücevhermiş. Hüma’ya rastlamış sonra. “Zaten devlet kuşuyum, bana bu paye yeter” demiş Hüma da. Gururu yüzünden hakikati görememiş. Kartal da aynı şekilde gururlu imiş. Kendi sarayını, hükümdarlığını bırakıp maceraya atılmak istememiş. Avcı Doğan’a anlatmış Hüdhüd bu yolculuğu. Ölümsüz padişahı değil, ölümlü olanı tercih etmiş Doğan da. Deniz üzerinden geçerken Turna’yı görmüş, Turna ise denize olan sevdasından geçememiş. Baykuş, hazinesini bırakıp gelememiş. Tatlı tatlı ötüp şarkılar söyleyen Serçe, zayıf halimle ya ölür, ya yolda kalır, ayak bağı olurum diyerek mazeret belirtmiş. Sazların arasında gördüğü Sülün’ü de geçici değil, kalıcı güzelliğe çağırır Hüdhüd. Herkesin ona hayran olduğunu ama onun kanatlarının güçsüz olduğunu söyler Sülün de. Kümeste horozla karşılaşır, o da kümesin reisi olduğunu ve tavukları bırakamayacağını söyler.

Hüdhüd, karıncadan saka kuşuna, flamingoya varıncaya kadar davetini herkese ulaştırmış. Hepsinin bir zaafı varmış. Hüdhüd, bütün kuşlara bu yolculuğa çıkacağını söylemiş. Kuşlar da sonunda onunla bu yolculuğa çıkmaya karar vermiş. Ancak yolculuk, mumdan bir gemiyle ateş denizinde yol almak demekmiş adeta. Kuşlar, Yedi Vadi’yi aşacaklarmış sırayla: İstek, Aşk, Marifet, İhtiyaçsızlık, Birlik, Hayret, Hiçlik Vadisi. Ve Hiçlik Vadisi’ne erişen bir kişi, gerçekte bir zerre olmadığını anlar. Simurg’un huzurunda, onun güzelliği karşısında kendini kaybeder. Otuz kuş ulaşmayı başarır Simurg’a. Ama Simurg’ta buldukları kendileridir. Yol boyunca kötü huylardan arınanlar kendi özüne ulaşırmış.

Orijinal minyatürlerle, özenle hazırlanmış bu eser, kıssadan hisse ile hikayemizden çıkaracağımız dersle bitiyor. Tekrar tekrar okunası bir sonla… Evet, kıssadan hissedir ki; vicdanımıza kulak vererek özümüze bir yolculuğa çıkabiliriz. Kalbimizi kötülüklerden arındırabilirsek özümüzdeki güzelliğin farkına varırız.

 “Yaradılanı severiz, Yaradandan ötürü”

Yasemin Kapusuz

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 15:18
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20