banner17

Âmâ idi ama kalbi apaydınlıktı Mitat Enç'in

Bitmeyen Gece, koyu bir yalnızlığın karanlığında büyüyen özgür bir ruhun belki de hiçbir zaman duyamayacağımız çığlığıdır aslında..

Âmâ idi ama kalbi apaydınlıktı Mitat Enç'in

 

Zihnimi berrak aynalarda dolaştıran bu tuhaf tiranlık, artık öğrenmekteyim ki bir engellinin naif kalbini dinlemekle mutmain olacak. Oysa berrak aynalarda gizlenen, yani o tuhaf tiranlık, basılı kâğıtlar üzerinden hükmediyor marşlara ve yeminlere. Bu yeminlerin karşılığını gençliğimin çıldırasıya sürüklendiği ve yosmalıklarıyla merakımı kamçılayan kitaplardan öğrendim. Yani kalbi olanın belki bir ruh taşıdığı doğru idi ve fakat kalbî olan ne olacaktı?Mitat Enç

Mitat Enç’i tanığım zaman sadece Antep’e değil, düşünmeksizin o fırsatları hepten kaçırdığım ergen acemiliğime de yandım. Ergen acemilik, evet, o bütün bir gençliği kuşatan havai tarzın sürüklediği paçoz bir dış evren iltihabından başka bir şey olmayan zavallı acemilik! Bununla şunu kestirebilirim, Türkiye’de genç olmak, bir ölünün kefenini korkuyla karışık kuru bir heyecanı taşımak için kesip biçmek eylemi anlamına geliyor. Yani örgütlenmemiş bir zihin otokrasisinden yeni bir dünyaya açılan ergen kırması, son gülüşünü sınavlar, sınavlar ve sınavlar sonrası kalbine gömüyor. Düş çekiliyor aradan ve gençliğin mağrur hevesi yerini yalınkat bir bodoslama eşliğinde gerçeğin kucağına bırakıveriyor.

Bu, bütün bir nesil boyunca böyle olmuştur. Ne var ki gençlik dediğimiz şey, arzularının ötesinde belli başlı ihtiyaçlarını baba parasıyla karşılayan basit özne olarak asalakça temin noktasında maharet sahibi olmak anlamına da gelmektedir. Yo, küsmece, darılmaca yok, işin doğrusu bu ya, kitap ve gençlik arasında sakarlık yapan üniversite öncesi/sonrası iş bulma/kurma telaşı hepten bir kötümserlik haritası sermektedir önümüze. Durum budur ve fakat kitapların yutturmaya çalıştığı hayat ile fani süsü verilmiş pek acı reçetenin altında duran dünya, bu dünya, artık bizlere süngüsü düşmezden evvel halledilmesi gereken gençlik azmanı bir gerçek olarak karşımızda sırıtıp durmaktadır biteviye.

Kaybeder gözlerini Enç

Şimdi, mesele düğümlenmeden, eteğimdekileri dökmeliyim ki, Bitmeyen Gece, mağrur bir Türkiye fotoğrafının silik ve sünepe bürokrasisi içinde bir gencin çırpınışlarına değil belki, fakat unutulmuş bir insan dramının kalbî olan için taşıdığı mânâ iklimine çağırıyor inancını koruyan herkesi. Bir yorgunluk faslının önemli duraklarından sayılan ihtilalci üniversite çağlarının hemen başlarında kaybolur gözünün nuru Enç’in. Ah nasıl da acıtıcı bir telaş içerisindedir Enç. Okuyana el yordamı bir karanlık bahşeden o dramatik sahne bir sanrı yumağına dönüşür de, sayfalar arasında kör olduğunuzu veya bir gün mutlaka kör olacağınızı düşünerek kaybolursunuz.

Bu duygunun hâlâ tesiri altında olduğumu bilmenizi isterim. O cancağızım genç, Enç, bir kuyuda Yusuf olmuştur da belki kardeşlerini, o kurtları beklemektedir kanlı gömleğini babalarına göstermesinler diye. Fakat Enç için bu tuhaf dünyalık, bu leylî hâl, âmâ kederliği karşısında daha çok yetim çağrışımında duran acınası tutarsızlıktır. Yok, Enç bir tutarlılık abidesi olarak öncesinde Avustralya, sonrasında ise Amerika’da dilin imkânlarını diplomalarına denkleyerek gösterir marifetini. O âmâ marifet, “Allahım kör oldum, öyleyse dilenmeliyim artık!” serkeşliğinden çok daha onurlu bir dirence bel bağlamış, örnek bir tevekkül hâli ile bir kader teslimiyeti içinde durmaksızın çarelenir. Bu çareleniş eylemi uzun zaman sonra, binbir çile, sıkıntı, zahmet, umar faslı ile birlikte yerini ilklere bırakıverir.

Âmâ ama kalbî bir dervişliğe namzed Mitat Enç

Mitat Enç, örnek bir başarı öyküsünde gizli duran naif titizliğin sembol ismi olmaya aday mümtaz bir şahsiyet olarak ilgilisi tarafından senaryolaştırılmayı bekliyor. Bu teklifi ilk defa dillendiriyorum. Zira başarıyı kutsayan ve genel geçer ölçütü sadece ve yalın bir biçimde zekâ olan bir sistematik yapının çanına ot tıkayacak bir insicam olarak Mitat Enç’in Bitmeyen Gece’si, tez elden beyaz perdenin canına can katabilir, buna bütün hissiyatımla şahitlik edebilirim.

Yanisi şu ki, yılların kargaşası içerisinde, âmâ ama kalbî bir dervişliğe namzed olarak Mitat Enç, devlet katında çalıştığı yılların bakiyesi olarak sistem bahsinde pek kederli bir portre olarak çıkar karşımıza. Çıkar elbet, şimdinin değirmi Lidya babaları için memurun karnı tok ve de sırtı pektir efendim. Oysa özel eğitim bahsinde Türkiye’nin gözbebeği olarak Enç’in yürüttüğü bir çabanın meyvesi -bütün içtenliğimle iman etmişim ki- Allah indinde pek göz doldurur ‘altı nokta’ya tekabül etmektedir.

Mitat EnçBitmeyen Gece’nin yazarı için başarı, bir üstünlük gösterisinden öteye gitmedi ülkemizde. Özellikle akademik çevrelerin kitapta bahsini ettiği kalın suratlı yapısı içinde eğitim, bir öğretim tekniğinin, en azından İngilizce faslının geldiği nokta açısından bir uygulamanın yekten tezahürü olarak değerlendirilebilinir.

Bir engellinin naif kalbini dinlemek

Bir roman kahramanını realiteye uygunluğuna göre kurgulama başarısı gösteren romancı için başarı, salt bir tekniğin üzerinde yükselmez. O tekniğe hayat katan mekân, zaman, kadro, vb. unsurları da aynı kurgu dâhilinde ilerletmek gerekmektedir. Bu bir kahraman olmasa bile Bitmeyen Gece’nin sahih kişisi olarak Mitat Enç’ten başkası sanırım olamaz. Bir teslimiyet ruhu içerisinde, emekliliğinin hemen sonrasında şunları yazar Enç: “Kişinin geleceğini düşünmesi, tasarlaması ve ona yön vermesi gerekir. Ancak bu gelecek, doğuşumuz gibi gücümüz dışında kalan bir zaman dilimine, ne dilersek dileyelim bildiği yönde akıp gitmektedir. Öyleyse yapılacak en akıllı iş, elde kalan sermayeyi en iyi şekilde kullanmaktır.” Rahmetlinin elindeki sermayeyi en iyi şekilde kullandığına şahit edenlerden birisi olduğumu bilmenizi isterim efendim.

Bitmeyen Gece, koyu bir yalnızlığın karanlığında büyüyen özgür bir ruhun belki de hiçbir zaman duyamayacağımız çığlığıdır aslında. Yalnız kalbî olan müstesna! Yani zihnimi berrak aynalarda dolaştıran bu tuhaf tiranlık, artık öğrenmekteyim ki bir engellinin naif kalbini dinlemekle mutmain olunacak bir durum hâlinde aşikâr ise, şüphesiz bu bir Mitat Enç hafızı olmakla ödenebilecek bir netice olacaktır.

 

Reşit Güngör Kalkan yazdı

Güncelleme Tarihi: 06 Eylül 2017, 11:14
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20