banner17

Lirik-romantik bir şiir kitabı Ten ve Gölge

Ercan Ata’nın 'Ten ve Gölge' adlı ilk şiir kitabında, duygu ve duyarlık atmosferi bakımından lirik-romantik bir eda göze batan bir tutum olarak belirir. Mustafa Nurullah Celep yazdı.

Lirik-romantik bir şiir kitabı Ten ve Gölge

https://www.ktpkitabevi.com/urun/ten-ve-glge-siirler-9786051553092Ercan Ata’nın Ötüken Yayınları'ndan çıkan Ten ve Gölge adlı ilk şiir kitabında, duygu ve duyarlık atmosferi bakımından lirik-romantik bir eda göze batan bir tutum olarak belirir. İçeriğindeki aşk merkezli duyumsallığı ve ruha/gönle nüfuz eden kalbi estetik yoğunlaşmasıyla kitap okuyucuya zarifane/ince bir hüzün iklimi ve sağanağı yaşatır.

Ten ve Gölge’deki ruh yoğunlaşmasının merkezi kavramı ‘aşk ve hüzün’dür. Bu aşk ve hüzünlenmenin dışa yansıtımı müzmin bir şövalye bilincinin gam ve keder yüklü aynasından aktarılır okuyucuya. Ayna: Ruhun şarkısıdır. Bu şarkının bir yönü, Sezai Karakoç’un “Monna Rosa”sına yönlendiği üzere, diğer yönü romantik-içrek bir eda olarak Attila İlhan’ın “Bela Çiçekleri”ne seslenir, müzikal, ince-inceltilmiş bir hüzün tınısı ve duygusu olarak elbette. Bu hüzünlenmenin seslenişinde ‘bize ait’ bir akislenme sezdim. Şair Ata, geleneksel şiir birikimini muhatabına ruhunun hüzünlü/gümüşi çerçevesinde biçimleyip dönüştürerek kendi dilince aktarıyor. Bu kendi olma cehdindeki şiirler içinde şiir mizacıma ve bakış açıma uygun gördüğüm dört şiirin, dikkatimi söz söyleme yönünde azmettirdiğini ifade etmek isterim.

Bu dört şiir ‘Yeni Çağa Şiirler’, ‘The Bad Youngs’, ‘Gürz’, ‘Savaş ve Aşk’ şiirleridir. Peki, neden bu dört şiir, derseniz mizaç ve meşrebimce yanıtlamaya çalışayım:

Aşk merkezli konuşmasının kökeninde “Monna Rosa” var

Bu dört şiirde şair Ata, ‘geminden boşanmış soy atın’ bilinciyle içinde yer aldığımız dünyaya dair namluya sürülmüş ‘kurşuni sözler’ dile getirir, kendi ruh dili ve ruh atlasından elbette: ‘Geminden boşanmış soy ata binmiş ruh/ Eriyor kutsal ayak izlerinde’ (s.29)

Bu şiirlerde ‘pusuda bekleyen ölüm’ duygusuyla romantik bir öznenin konuşlandığını ve söz söyleme cesaretinde bulunduğunu ifade etmek mümkündür. Bu dört metnin, soy şiir ve soy duygulanımın ana damarından akarak estetikleşip varlık bulduğunu düşünüyorum. Misal: ‘Bu gece yürüyelim ey arkadaşlar/ Kederimiz arkadan gelebilir/ İmparatorla beraber omuz omuza/ Sokak kana bulanacak/ Kötülük çiçekleriyle dolacak mahalle/ Zamanın bildirgesi okunmadan yürüyelim’ (s.32)

Şair Ata’nın aşk merkezli konuşmasının kökeninde “Monna Rosa” var dedik. “Bela Çiçekleri”, şair Ata’nın şiirini Fransız romantizminin duygulanımcı yönüyle ilgilendiriyor, diyebiliriz. Bu durumda bu dört şiir özelinde konuşacak olursak, şairin muhalif duruşu da bir şövalyenin ruh durumuyla bir ve koşut ve karakteristik vasıflar taşır: ‘Dudaklarında ölümün şarkısı/ Gülersin gün doğar’ (s.34)

Gerçeklik bağı güçlü şiirlere şiddetle ihtiyacı var

Şair Ata, söze konu ettiğimiz dört şiirin dışında daha çok duygunun, patetik olanın aşırı soyut atmosferinde kalıyor. Örneğin ‘Eylül’, ‘Ayışığı’, ‘Aşk Yağmurları’, hüzünlü bir iklimde sevgiliye söylenmiş lal diliyle ruh şarkılarıdır. Bu şiirlerde coşkulu bir terennüm, titrek bir içlilik, kendi lirik yaralarına odaklanma vardır. Bu şiirlere, lirik bir sevdanın yansımalarıdır, diyebiliriz: ‘Gel sen ey sevdanın güzeli/ Üsküdar sırılsıklam bu akşam’ (s.15)

Dört şiir merkezinde şair Ata’ya şunu önerebiliriz: ‘Arasat’, ‘Bir Pazar Ortası’ kadar somutun diline ve aktarımına ağırlık vererek şiirini gövdeleştirebilir, bir Arasat meydanının canlılığını, bir pazar ortasının hareketliliğini yani ki gündelik hayatın içinden doğan, duygu ve gerçek arasındaki köklü bağı gerçeğin iletimi cihetinde işleterek canlılık dolu bir söyleyime varabilir. Şair Ata’nın gerçeklik bağı güçlü şiirlere şiddetle ihtiyacı var. Duygularına aşırı abanmak, şair Ata’nın şiirindeki konuşan özneyi güçten düşüren bir tutuma kapı aralıyor. Bu ise hemen birçok mecrada okuduğumuz benzeri şiirler arasındaki şiirsel farka ket vuruyor.

Sahici bir duygu bilinciyle kaleme alınmış Ten ve Gölge şairine okuyucusu bol olsun dileklerimi iletiyorum.

Mustafa Nurullah Celep, kitaba dair izlenimlerini yazdı

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2018, 11:35
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20