banner17

Âlimlerimiz ve eserleri araştırma konusu edilmiyor

Mehmet Emin Er, 'Tenviri’l-kulûb fî Muâmeleti Allâmi’l-ğuyûb' eserinde Şafiî fıkhını klasik metotla ele almış. Fakat kitabın talihsizliği başka... Ünal Şahin yazdı.

Âlimlerimiz ve eserleri araştırma konusu edilmiyor

İstanbul’da kitapçıları mutad bir şekilde dolanıp yeni çıkanlar veya Türkiye’ye Arap diyarından yeni gelenleri görmek için dolanırken, Mehmet Emin Er Hocanın Tenviri’l-kulûb fî Muâmeleti Allâmi’l-ğuyûb eserini gördüm. Üstadın adını duymakla beraber Arapça olarak kaleme aldığı eserlerden haberdar olmamanın üzüntüsünü duydum içimde. Kitabın birkaç farklı baskısı olduğu halde üzerine ta’lik tarzında notlar düşüldüğünden dolayı Dâru’l-kütübü’l-ilmiyye baskısını aldım ve okuma listeme ekledim.

Bu kitabında merhum üstad Muhammed Emin Er hoca, Şafiî fıkhını klasik metotla ele almış. Ta’lik tarzında notlar ise Muhammed Riyâd adında birisi tarafından kitaba eklenmiştir. Üstadın kitabını farklı kılan yönü ise, kitabın başına akaid ile alakalı ilahiyyat, nübüvvet ve sem’iyyat bahislerini, sonuna ise tasavvuf bölümü eklemiş ve bu bölüm altında klasik tarzda tasavvufu, menşeini, mürşid-mürid ilişkisini, müridin adabını vb. konuları ele almıştır. Bu usul ekseriyetle fıkıh kitaplarında gözükmemektedir. Çünkü klasik metodla ele alınan fıkıh kitapları taharet ile başlar, nikâh-talak ile devam edip miras hukuku ile sona erer.

Bu gibi âlimlerimizin yeterince araştırma konusu edilmeyişi

Üstadın sufi kimliği çok ön planda olduğundan dolayı böyle bir metod izlemesinin normal karşılanacağı ehl-i ilmin malumudur. Ancak talihsizlik şurada başlamaktadır. Bu tarzda eser kaleme alabilecek âlimlerimizin tanınmaması veya çok az tanınması... Ele alınan bu eserlerin kendi vatanında o alanla ilgili olan kişilerce dahi bilinip takdir edilmemesi... Az çok bilenlerin de bu eserleri tanıtıp terviç ettirmemesi bize dönük olan esef kaynağı şeylerdendir.

İkinci bir yön ise kitaba ta’lik yazan Muhammed Riyâd’ın fıkhî bahislerdeki itirazları bir tarafa bırakılacak olursa, Riyâd’ın tasavvuf bölümündeki hemen hemen her sayfadaki yersiz ve mesnetsiz eleştirileri üstadın kitabına yapılmış bir haksızlık olarak görülebilir. Ta’lik yazarı, neo-selefi tarzda olan kişiliğinden olsa gerek, daha konunun başından itibaren mesela tasavvuf kelimesinden başlayarak “bu konuları Kur’an ve Sünnet’te bulamıyoruz” diyerek elinin tersiyle itivermektedir. Keskin tavrından dolayı birçok tasavvuf büyüğümüzü (örneğin Beyazıd-ı Bistâmî gibi) hulul inancı gerekçesiyle küfre nispet etmektedir. Bu ve benzeri halleriyle cinayet mesabesinde olan şeylere imza atması da ayrıca bu eser üzerinden yapılacak bir ta’likde bulunmamalıydı dedirtti bize. Mürid-mürşid ilişkisindeki teslimiyet anlayışına akli yaklaşan Riyad, devamlı surette akli yaklaşıma vurgu yapmakta ve bu yönüyle sanki tasavvuf erbabının düşünme fonksiyonunu ortadan kaldırdığını ima etmektedir.

Üçüncü bir yön ise, Tenviri’l-kulub’un tercümesi olmasına rağmen üstadın birçok talebesi veya öz vatanındaki ulema sınıfı içerisinde bu tarz ta’lik veya eleştirilere herhangi bir cevabın olmamasıdır. Ayrıca bu gibi âlimlerimizin yeterince araştırma konusu edilmeyişi de yine bizim açımızdan en büyük eksiklik olarak gözükmektedir.

Riyâd’ın kitap üzerine vermiş olduğu emeğe saygı duymakla birlikte, vermiş olduğu emeği müstakil bir eser üzerinden kaleme almasının daha isabetli olacağını belirtmekte fayda olacağını düşünmekteyiz. Çünkü Emin Er hocanın eserine yapmış olduğu ta’likte hemen hemen her satırdaki itirazları keskin ve çoğu zaman da yersiz olarak tavsif edilebilir. Allah’u a’lamu bi’s-savâb...

Ünal Şahin yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2018, 14:05
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20