Kuvvet, maarif, sanat yoksa mağlubiyet var

Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi'nin ‘Yirminci Asırda Âlem-i İslam ve Avrupa Siyaseti’ kitabı, Avrupa’yı yakından tanımak ve günümüzü daha iyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap. Ahmet Serin yazdı..

Kuvvet, maarif, sanat yoksa mağlubiyet var

Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, belli bir çevrenin değerini her zaman bildiği ama işte tam da onu değerli kılan bu sebepler yüzünden de belli bir çevrenin ısrarla unuttuğu, unutturulmaya çalıştığı bir Osmanlı aydını. Aydın kelimesinin tam anlamıyla yakıştığı biri o.

Şehbenderzade Filibeli Ahmet Hilmi, Amak-ı Hayal adlı felsefi romanıyla ve edebiyatçı kimliğiyle gündeme geldi sık sık. Ama o, sadece bir romancı değil, romancı olmaktan daha da öte memleket meselesine kafa yoran biridir. Çağın sorunlarını geniş bir perspektiften görüp bu sorunlara çözüm öneren, ne Batı’ya körü körüne hayran ne de Müslüman olmaktan utanan biridir. Hem kendi toplumunu hem de Batı toplumunu yakından bilir ve her iki toplumun hastalıklarını sağlıklı bir analizle teşhis eder o.

Hürriyet ve insaniyet diyerek insanlığı yok ediyorlar

Siyaset ve idare, bütün içtimaiyat, gıdasını ‘hikmet’, ‘din’ ve ‘ahlak’tan alır. Çağdaş Avrupa siyasetinin temel bileşenlerini bulmak için evvelemirde yürürlükte olan ‘felsefe’ ve ‘ahlak’a tetkik ve tenkit amacıyla bir göz atmamız icap eder.” diyen (Yirminci Asırda Âlem-i İslam ve Avrupa Siyaseti, s. 40) Şehbenderzade, bir toplumun dokusunda baskın unsurları tespit ederek o toplumun medeniyetle ilişkisini ortaya çıkarır. Bu ilişkileri tarihsel sürece dayalı olarak analiz eden Şehbenderzade, Avrupa’yı da bu anlamda çok iyi resmetmektedir. Batı’nın o zamanlar da ‘hürriyet ve insaniyet’ kavramlarını tepe tepe kullandığını ve fakat bunun kendilerinden olmayanlara karşı hiçbir şey ifade etmediğini söyler. Şehbenderzade, çok açık ve net bir şekilde Batı’nın evrensel insani değerler hususunda sahtekârlık yaptığını ifade etmekten çekinmez. Şehbenderzade, sadece bununla da yetinmez, Batı medeniyetiyle beraber dünyanın iki ana kutba ayrıldığını söyler. Bu kutupların adlarını da verir: Hakimler ve mahkumlar.

Öte yandan ‘Yirminci Asırda Âlem-i İslam ve Avrupa Siyaseti’ adlı kitabında Şehbenderzade, Batı’yı parlak ve hoş lafların sahibi olarak görür. Ama aynı Batı, uygulama noktasına gelindiğinde, dünyanın gördüğü en vahşi medeniyettir. Şehbenderzade, Avrupa’yı, dünyanın kaderine hükmeden kavimler arasında insani değerler bakımından en düşkün, en acımasız medeniyet olarak ifade eder.

Medeniyetin dayandığı esaslar nelerdir?

Şehbenderzade, sözlerini yuvarlamadan açık ve net bir şekilde ifade eden bir aydındır. Medeniyetin dayandığı hususları da aynı netlikte ifade eden Şehbenderzade, bu hususların “kuvvet, maarif ve sanat” olduğunu söyleyip Müslümanların bu üç esasa yeniden sahip olmadan mahkumiyet ve mağlubiyetten kurtulamayacaklarını söyler. Bu konuda başka kültür ve medeniyetlerden yararlanmak gerekirse, yararlanmaktan kaçınılmaması gerektiğinin de altını özenle çizer. “Avrupa, bugünkü hâkim haline gelinceye kadar Müslümanların medeniyet birikiminden yararlandı, yani Batı’daki bu birikim zaten bir anlamda bize aittir, bize ait olanı almamızda ne sakınca olabilir ki” der gibidir Şehbenderzade.

Avrupa, vahşidir

Şehbenderzade, Batı’nın vahşi olduğunu açık bir şekilde ifade eder. Ama bu vahşeti gizlemek için de her türlü söz oyununun arkasına ustaca gizlenmekte mahir olduklarını da ekler. Bu kitapta Şehbenderzade, Avrupa’yı güçlü yapan üç özelliğin “1. Güç ve kuvvete ibadet derecesinde düşkünlük, 2. Bitmeyen bir merak ve yenilenme isteği, 3.Hak aramak” olduğunu belirtir. Bunun dışında kalan şeylerin Avrupalılar nezdinde muteber olmadıklarını belirtir ve ‘insan hakları’ gibi sözlerin ise ancak diğer insanların gözlerini perdelemek için kullandıkları efsunlu sözler olduklarını söyler satır aralarında. Avrupalının hak konusundaki ilkesi de “Hak verilmez, alınır.” şeklindedir Şehbenderzade’ye göre.

Bedri Mermutlu tarafından yayıma hazırlanan “Yirminci Asırda Âlem-i İslam ve Avrupa Siyaseti” başlıklı kitap, Büyüyenay Yayınları'nın 80. kitabı olarak 2014 Kasım’ında yayımlanmış.

Avrupa’yı yakından tanımak ve günümüzü daha iyi anlamak için mutlaka okunması gereken bir kitap bu.

Ahmet Serin yazdı

Yayın Tarihi: 19 Aralık 2014 Cuma 16:39 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 18:40
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26