Kutsal değil, kutlu topraklar için mektuplar!

Yusuf Tosun’un ‘Aşk Postası’ adlı kitabıyla, Haccın samimiyetle dua olduğunu, bir ruh hicreti olduğunu, ruhsal bir diriliş ve silkiniş olduğunu anlıyoruz aynı zamanda..

Kutsal değil, kutlu topraklar için mektuplar!

Aşkın diyarına kutlu yolculuğun çağrılan, seçilen yolcuları, yollara revan oldular. Sonbahara hazırlandığımız şu günlerde, koşuşturmalarımız arasına hac kafilelerini gönderme telaşına düşüyoruz. Aşk yolcuları, kutsal beldeye gitmenin heyecanını yaşarken, bizler de Hac mevsimini, kurbanı, Hz. İbrahim’i, Hz. İsmail’i, Hz. Hacer’i anmaya ve anlamaya çalışıyoruz. Onca koşuşturma içinden sıyrılıp ruhumuzu arınma ırmaklarına taşıyan Hac mevsimini, kurbanı, bayramı sonbaharın hüzün kuşanmış günlerine taşıma telaşındayız.

Aşk Postası, bu telaşı yaşama derdine düşmüş yüreğime bir muştu gibi dökülüyor. Haccın dirilten, arıtan, cem eden nur ırmaklarından, ahret provalarına taşıyan soluğu kitabın sayfalarından adeta ruhuma bir kurtuluş reçetesi gibi akıyor. Hac anılarım canlanıyor, özlemlerim tutuşuyor ve haccın her muhayyileye ayrı heyecanlar ve maceralar yaşattığına şahit oluyorum.Yusuf Tosun, Aşk Postası

Dosta Hac’dan yazılan mektuplar Aşk Postası’nda

Hac yolculuğunun her yüreğe bıraktığı iz müsavi değildir. Her yürek ayrı heyecanlar ve uyanışlar yaşar. Özel misafirler olarak ağırlandığınız bu belde Rabbinizle olan bağınız, Resulullah Efendimize olan konukluğunuz, gözyaşı ırmaklarıyla, uyanışın, dirilişin, kefenlenmenin, ahiret azığını dermenin, arınmanın duraklarına taşır sizleri.

Yusuf Tosun, Bengisu Yayınları’ndan çıkan ve Aşk Postası adıyla kitaplaştırdığı dost mektuplarının her satırında, yaşanmışlığın samimi dokunuşuyla, okuyucuyla adeta hasbıhal eder. Yazdığı mektuplarda, şuur vadilerinde dolaşan, okuyan ve yazan hüccaclardan duygu yüklü bir yolcuya rastlarsınız.

Yazdığı deneme kitaplarıyla, okumayı önemseyen, okumanın değerini kitap olarak yazabilen yazarlarımızdan Yusuf Tosun. Okuduğu metinlerden yola çıkarak, metni yorumlayıp, çoğaltabilen, eleştirel bakış açısıyla yorumlar getirebilen ve bu okumalardan yola çıkarak yazının duraklarına gelmiş ve gün geçtikçe çıtasını yükselten bir yazar.

“Hacda yaşadığım duygu ve düşüncelerin içimde saklı kalmasına, o ulvi tadın damağımda sınırlı tutulmasına gönlüm rıza göstermedi. Hac boyunca kalemim de benimle sürekli mesai yaptı.” diyerek samimi bir girişle karşılıyor Aşk Postası sizi.

‘Sevgili Dost’, ‘Kıymetli Dost’, ‘Can Dost’ diye başlayan her bölümün başında yazar geriye kalacak olan mektupların samimiliğini, içtenliğini sorgularken, onca ilmihal kitaplarıyla Hac yolculuğu yapan hacıları şuur makamında sorgulamalara sürükleme telaşında. Daha çok içselleştirerek yazdığı anı-mektup karışımı mezkûr bölümlerde yazarın iç dünyasının yankılarına, Hac atmosferinin onun duygu dünyasını hangi mecralara taşıdığına şahit oluyoruz. Haccın samimiyetle dua olduğunu, bir ruh hicreti olduğunu, ruhsal bir diriliş ve silkiniş olduğunu anlıyoruz yazarın cümlelerinden. Yazmakla yaşamak arasında, Resul’ün ayaklarının değdiği kutlu beldelerde, Kutlu Ev’in çağrılan bir konuğu olarak, yüreğindeki coşkun hisleri okuyucuyla paylaşıyor.

Haccın bir iç sefer olduğunu, ruh hicreti, kendini bulma ve bilme olduğunu anlamak

Hac bir bakıma sıla-yı rahimdir. Hz. Adem’e, Hz. Havva’ya kavuşmadır. Peygamberlerin izini sürerek, anne kucağının sıcaklığını bulursunuz Arafat semalarında. Havva Anamızla, Hacer Anamızla buluşma anlarınız vardır. Yazar hac yolculuğu boyunca kaybettiği anne ve babasının özlemini paylaşırken, Arafat’ta, Mina’da, Müzdelife’de öksüzlüğünün her demini satırlara dökerken, aslında hepimiz adına, tüm öksüz ve yetimlikler adına nidalar ediyor ve arayışlarla özlemlerini satırlara döküyor.

Yusuf Tosun, Aşk PostasıAşkın merkezine, arzın merkezine yola çıktığında kapıların önünde bekliyor. Cidde, ciddi bir kapı gibi karşılıyor yolculuğun ilk duraklarında kahramanımızı. Cennetini yitirmiş Adem misali düştüğü yollarda daha nice kapalı kapılar çıkacaktır önüne. Bu kapılar üstad Sezai Karakoç’un deyimiyle, “Çilelerin açılış kapısıdır. Alından akan terleri silen kapıdır. Gönlün yeniden doğumunun kapısıdır…”

Siyah Örtülü Ev’in, Rahman’ın misafirleri olarak yollara dökülen hacılar, haccın bir iç sefer olduğunu, ruh hicreti, kendini bulma ve bilme olduğunu anlamak, yaşamak, en azından bir nebze de olsa duyumsamak istiyorlarsa, onca ilmihal kitaplarının arasına Aşk Postası’nı da koyarlarsa, yazarın hasret yüklü satırları, dokunaklı cümleleri, yüreklerine mihmandarlık yapacaktır.

Tüm hac özlemi çeken okurlara ise, duyarlı bir hicret erinin, haccı aşka dokumuş, kelimelere aşkı giydirmiş samimi satırları ilham olacaktır. Hac iklimini damardan yaşamak, ilmek ilmek satırların arasından geçerek gerçek Mabud’un müstesna misafiri olarak, Resul’ün ayaklarının değdiği, acılara duçar olduğu diyarlara, muştular taşıdığı diyarlara, duyarlı bir sanatçının kaleminden misafir olmak istiyorsanız Aşk Postası sizi bekliyor.

Selvigül Kandoğmuş Şahin yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2018, 12:53
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13