Kutlu hikâyeciliğindeki karakterler ve anlam arayışları

Mustafa Kutlu, öykücülüğü, tasavvufi düşünce biçimi ve toplumun gelenek ve görenek bağlamında kutsal bir zenginlik bileşimi ile meydana gelen bir edebiyat anlayışıdır. Nur Göktürk yazdı.

Kutlu hikâyeciliğindeki karakterler ve anlam arayışları

Tüm yazınsal unsurların (olay örgüsü, karakter, zaman ve mekan üslup ve ton) birleşiminden meydana gelen tema, okuru merkeze almaktadır ve gerçek anlamını okurun zihninde kazanmaktadır. (Horning,1997) Bu araştırmada, çağdaş Türk hikayeciliğinin berhayat ismi Mustafa Kutlu’nun “Yoksulluk İçimizde” ve “Ya Tahammül Ya Sefer” hikayeleri üzerinde durularak Kutlu hikayeciliğinde okura sunulan iki farklı hayat anlayışında bir karakter arayışı incelenmiştir. Bu doğrultuda incelenen hikayelerde genel bir hükme ulaşmak mümkündür. Kutlu, hikayelerinde iki tip hayat biçimi yanında bir karakterin anlam arayışı dikkati çeker. Ekonomik şartların yanı sıra inanç ve kültürel farklılıklar, karakterler arasında olmazsa olmaz unsurlar arasındadır. “Yoksulluk İçimizde” hikayesinde Engin ve Süheyla; “Ya Tahammül Ya Sefer” hikayesinde ise İlhan ve onun çevresinde şekillenmiş başka bir sınıf ve hayat anlayışı incelemeye tabi tutulmuştur.

Mustafa Kutlu, Türk öykücülüğüne Türk toplumunun sosyal ve siyasi yönden hareketli bir dönemi olan 1970’li yılların başında adım atmıştır. Melih Cevdet Anday, Adalet Ağaoğlu, Erdal Öz, Sevgi Soysal ve Füruzan gibi dönem yazarları eserlerinde köy ve köylü problemleri, işçi sorunları, gelir dağılımındaki eşitsizlik gibi konuları geride bırakılan doğrudan veya dolaylı olarak 12 Mart 1971 darbesi, grevler ve öğrenci olayları gibi konuları işlemeye başlamışlardır. 1980 darbesi ile birlikte ise edebiyatımızda bir kırılma yaşanmıştır. Çünkü 1980’li yıllar, Türk roman ve hikayesinde “gerek teknik gerekse içerik bakımından önemli değişikliklerin başladığı bir dönemdir.” (Özel 2011: 41). Yaşanan olaylar, ekonomik ve sosyal değişiklikler neticesinde ise edebiyat alemine yeni anlayışlar, görüşler, biçimler, mutsuzluk ve karamsarlık gibi duygular girmiştir. (Tosun 2007:85-86). Mustafa Kutlu, öykücülüğü ise tasavvufi düşünce biçimi ve toplumun gelenek ve görenek bağlamında kutsal bir zenginlik bileşimi ile meydana gelen bir edebiyat anlayışıdır.

Kasabalardaki kıpırtısız bir hayatı durgun bir göle benzeten Kutlu, öykülerinde bu durağanlık içinde öz ve kültürünü daha çok koruyan Anadolu insanını işler.  

Ya Tahammül Ya Sefer’in İlhan’ı

Mustafa Kutlu, hikayeciliğinde ana karakter incelendiğinde görülür ki karakter içimizden biridir. Bu insan ister zengin ister yoksul hangi sınıfta ve inançta olursa olsun, içinde bir yolculuk hazırlığı yapan biridir. Ama bir yol var ve bir yoldaş. Ne tabiat parçası ne çiftlik hayali. Ne kaçıp gitmek ne ekip biçmek. Sefer de içimde, tahammül de. Bu yolculuk çoğu kez betondan toprağa doğru yapılır. Şehirden kasabaya (köye) doğru gider. Bunun tam zıttı görülmez. Ya Tahammül Ya Sefer’in İlhan’ının babasının İngiltere’den götürdüğü kumlu gri paltosu var. Yabancı dillerde yazılmış romanları var. Bütün bir kış her göreni ayaklarına baktıracak kadar görkemli bir çift çizmesi var.” İlhan’ın bunca maddi varlığının içinde kendisinin bildiği ve hissettiği yoklukları vardı. Elle tutamadığı ve elde edemediği yokluk. Gösterişli bir aile ve dostlarının içinde İlhan yoktu. Katılmak zorunda olduğu tören ve toplantılarda da yoktu. Ailesi ve kendisi arasında inanç ve inançlarını uygulama arasında uçurumlar vardı. Ailesine göre bir durumun ölçüsü, “Elalem ne der?” anlayışı idi. Arkadaşı Veysel’in evlenip bir kasabada mesut bir yuva kurduğunu öğrendiği mektubu ile davete icabet ederek evi ırmağa bakan kasabaya gitmek için yola çıkar. Bu kasaba, betona gark olan düşüncelerden sıyrılma yoludur. Irmak bir başlangıç. Bir düş. Ama bir yol var ve bir yoldaş. Ne tabiat parçası ne çiftlik hayali. Ne kaçıp gitmek ne ekip biçmek. Sefer de içimde tahammül de.”

Bir Başka Muhacir Süheyla

Sevgilisi Engin tarafında terk edilen Süheyla, o duygusal boşluğun ardından asıl sevgiye değer olanı bulur. Engin’in bıraktığı yerde aynı Süheyla durmaz. Nitekim Engin de aynı Engin değildir. “Engin!... Engin!... Babası zengin…” Maddi açıdan epeyce iyi duruma gelmesine rağmen bıraktığı Süheyla’yı aynı düşüncede bulmaz. Önce, “Bir dünyadan vazgeçiyordu. Elinde istifa dilekçesi, kalbi küt küt – aslında verilmiş, daha önceden içe sindirilmiş bir kararın uygulamasında idi…” Her şeyden vazgeçmek, Süheyla için bir şeyi bulmak ve kendi olmak demekti. Öte yandan Engin’in dönüşü onun için kavuşmak anlamına gelmiyordu. Süheyla aradığını bulmuştu. Sıra Engin’e geldiğinde alışkanlıklarından vazgeçmek, aramak zor gelmişti.

Mustafa Kutlu, hikayelerinde insan bir yolcudur. Bu insan ilk önce benlik içinde bir arayışta olan Süheyla iken Engin oluverir. Engin gibi İlhan’ın da çevresinde var olan kalabalığın aksine kendinde büyük bir yokluk yaşar. Bu yokluk hissi; karakteri, “aramak ve olmak seferinin yolculuğuna çıkartır.” “Ne kadar sürer bu arayış, ne zaman biter bu hasret. Kimse şikâyet edip merak etmez. Engin de öyle yapar, İlhan da aynı yolun yolcusu olur. Arıyor Engin; bıkmak, yüksünmek ne demek.”

Nur Göktürk

Kaynakça:

KUTLU, Mustafa, (2020), Yoksulluk İçimizde, İstanbul: Dergah Yay.

KUTLU, Mustafa, (2019), Ya Tahammül Ya Sefer, İstanbul: Dergah Yayınları

KUTLU, Mustafa, (2001), “Yoksulluk Kültürü”, Erişim Tarihi: 13.08.2019, (https://www. yenisafak.com/yazarlar/mustafakutlu/yoksulluk-kulturu-2031110)

ARSLAN, Fatih, (2018), Sosyokültürel Değişim ve Göç Çağrışımları: Mustafa Kutlu Öykücülünde Yolda Olmak, Akra Kültür Sanat Ve Edebiyat Dergisi

Yayın Tarihi: 15 Aralık 2020 Salı 16:00 Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2020, 14:47
banner25
YORUM EKLE

banner26