Kuş sesleriyle örülmüş bir kitap bu!

Her insan içinde bir şiirle atılır dünyaya ve bazısı bunun farkında olarak sanat yaparken buluverir kendini. İşte yeni şiir kitabı Yusufun Kuyusu geçtiğimiz aylarda yayınlanan Şakir Kurtulmuş böyle bir isim..

Kuş sesleriyle örülmüş bir kitap bu!

Uzun bir aradan sonra, ikinci şiir kitabı Yusufun Kuyusu ile edebiyat mahfillerine yeniden coşkulu bir dönüş yaptı Şakir Kurtulmuş. Yusufun Kuyusu, Yedi İklim Yayınları arasında Ocak 2013’de  yayınlandı.

Kurtulmuş’un şair kişiliğinin oluştuğu edebiyat ortamında başlayan yürüyüşü bir fetretle kesilse de kol kırılmış yen içinde kalmıştır ve Şakir Kurtulmuş yeniden yirmi yıl kadar ara verdiği yazın serüveninde kaldığı yerden yürüyüşünü sürdürmektedir. Bunun somut göstergesi olarak elimizde Yusufun Kuyusu adlı şiir kitabı durmaktadır.

Yusufun Kuyusu, ‘Konuşmak Üzre Sustum’, ‘Yusufun Kuyusuna Razıyım’, ‘Akdenize Düşen Çocukların İlk Sözleri Gibi’ ve ‘Saklı Gölgeler’ başlıklı dört uzun şiirden oluşmakta. Şairin inanç ve düşünce dünyasını kuran Müslüman duyarlığını yansıtan şiirler bunlar.  Şairin zaman zaman hercai duygularla damıttığı dizeler, bitimsiz bir arayışın öznesi olarak, hayata karşı tutuştuğu savaşta kapıları zorlayan, tüneller geçen, şeytanlar taşlayan bir kimse olarak yağmurlu şiirlere ulaştırmaktadır. Şairin yıllardır sustuğu onca sesi, mevsimi, işareti kendi iç sesiyle sararak çıkarmaktadır hançeresinden. “şiirin sesidir taş düşer göynüme / bir taş sesidir yeni seslere açılır” (Konuşmak Üzre Sustum, s.7)

‘Yusufun Kuyusuna Razıyım’ şiirinde şair okuyucusuna kuşların diliyle, haliyle anlatmaktadır ayrılığı. Ayrılık düşüncesi fiziksel mekândan ziyade mana ikliminde süregelen bir ‘firak’ olarak yansımaktadır. Belki de şairin gerçek yaşamından şiire en çok nüfuz eden düşünce bu ayrılık düşüncesidir. Ve bunu kavuşmaya dönüştürme gücünü ise şiirden beklemektedir. Şairin her fırsatta “yaşasın şiir” diye seslenişinden, yaşadığı bütün zorluklar, çekiç sesleri, karmaşa arasında onu şiirin tutup sardığı ve kaldırdığı anlamını çıkarmamız mümkün. Zira Kurtulmuş, her “yaşasın şiir” dediğinde kendisinin de ölüm kadar hayatla dolaşık olacağını bilmektedir. “mağaradan gelir şiir, içinde kopan fırtınalardan / üşengeç atların ürküntüsünden / tersyöne giden keçi yollarından / ölüm serinliğinde gelir dalgalar / ölüm esenliğinde şiir” (Yusufun Kuyusuna Razıyım, s.28)

Yusufun Kuyusu, elbette çağın bunalımlarının eczası olarak vahyi işaret ediyor

Şiir varlık, hayat, insan, kuşlar, gece gibi yaşanmış, duyulmuş bütün tecrübelerin bir hasılası olarak vardır şairin hayatında. Yusufun Kuyusu, elbette çağın bunalımlarının eczası olarak vahyi ve bunun sanatsal yorumu olarak da şairin beslendiği ana kök olarak Sezai Karakoç’un Diriliş düşüncesini işaret etmektedir.

Şair, belki bir yakarış olarak sarılmıştır şiire, gürültüden artakalan duyumlarını gür ve gümrah kılmak için şiir okumayı seçmek sadece bir tercih değildir. Aslında şiir bir eylem biçimidir. Şair bu eylemi gerçekleştirirken hakikatin resmini olanca yalınlığıyla ortaya dökerek aradan çekilme çabası gütmektedir. Belki bu yüzden çoğu dizeler sade ve berrak bir ırmağı duyurmaktadır.

Yusufun Kuyusu’nda, yayınlandığı dönemde yabancılaşmaya edebiyatla direnen bir düşünce ve eylem dergisi olarak Mavera’nın, Akif İnan, Erdem Beyazıt gibi şairlerin rengini taşıyan şiirler okuyorsunuz. Zira Şakir Kurtulmuş da Müslüman bilincinin sorumluluklarını, kardeşlik şuurunu, özde olanın Batılılaşmasına karşı direnen, yerli değerleri çağcıl bir düşünce ve eylem inşa etmede mahir bir düşünce sahibi bir şairdir.

Şakir Kurtulmuş’tan toprağımızın vahye yaslanmış bir medeniyet tasavvurunu kendi özgün ve yerli sesiyle duyuran şiirleri, gerçekliğe dayanmış şekliyle resmetmesini beklemek şiir okuyucularının hakkıdır diyoruz. Bu vesileyle Kurtulmuş’un Yedi İklim ve Edeb dergilerindeki şiir ve denemelerinin şahit olduğu çağı yansıtması açısından çok değerli bir anlam taşıdığını belirtelim.

Gökhan Serter yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Aralık 2018, 10:49
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13