Kur'an tefsirinde bir metod: Siret-nüzûl ilişkisi

Muhammed Coşkun, ''Kur’an Yorumunda Sîret-Nüzûl İlişkisi''nde tefsirde Hz. Peygamberin (sav) hayatı ile sebeb-i nüzul arasındaki bağa, alakaya, ilişkiye değinmiş. İsmail Demirel yazdı.

Kur'an tefsirinde bir metod: Siret-nüzûl ilişkisi

https://www.ktpkitabevi.com/urun/kuran-yorumunda-siret-nzul-iliskisi-121460262Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin genç akademisyenlerinden, Tefsir anabilim dalı öğretim üyelerinden Muhammed Coşkun, 1977 Erzurum doğumlu. Gerek lisans, gerek yüksek lisans, gerekse de doktorasını aynı fakültede tamamlamış. Hocanın master ve doktordaki tez danışması Hasan Elik. Hoca, genç olmasının yanında birikimli ve hızlı bir akademisyen. Bugüne kadar tefsir, çağdaş Arap düşüncesi, tasavvuf klasikleri alanında birçok eseri Türkçemize kazandırdı: Nasr Hamid Ebu Zeyd’den Kutsal Metin, Otorite ve Hakikat, Yenilik Yasaklama ve Yorum, Söylem ve Yorum, Muhammed Abid el-Cabiri'den Fehmü’l Kur’an ve Kur’an’a Giriş, Ali Mebruk’tan Nübüvvet, Ahmet El-Kâtip’ten Demokratik Hilafet’e Doğru, Raşid El-Gannuşi’den Kur’an ve Yaşam Arasında Kadın, Hasan Hanefi ve Muhammed Abid el-Cabiri’den Doğu Batı Tartışmaları, İmam Gazali’den İbadetlerin Ruhu, Haris el-Muhasibi’den Hakkı Arayanlara Nasihatler, Helal Rızık ve Namazın Anlaşılması, Tevbenin İlk Adımı.

Kur’an yorumunda üzerinde durulması gereken bir metod: Siret-nüzûl ilişkisi

Muhammed Coşkun, Cabiri’nin eserlerinin ve tefsirinin tercümesinden sonra olsa gerek Cabiri’nin tefsir metodu hakkında bir tez hazırlamış. Ve bu tez ona birçok kapılar aralamış anlayabildiğim kadarıyla. Cabiri hakkında hazırladığı doktora tezinin ana gövdesini oluşturan fikirlerin derinleştirmesinden yeni bir eser ortaya çıkmış: Kur’an Yorumunda Sîret-Nüzûl İlişkisi. Daha önce Hasan Elik Hoca ile hazırladığı Tevhit Mesajı: Özlü Kur'an Tefsiri adlı çalışmasıyla tanıdığımız Coşkun, bu eserinde gerek doktora tezine gerekse de Özlü Kur'an Tefsiri'e yön veren bir bakış açısıyla tefsirde Hz. Peygamberin (sav) hayatı ile sebeb-i nüzul arasındaki bağa, alakaya, ilişkiye değinmiş.

Coşkun bu işi kotarırken modern bir takım felsefi ve dilbilimsel metodlardan da istifade etmiş. Bu metotlardan istifade ederken, aynı zamanda bu metotlarla hesaplaşmasını da bilmiş. Zira o, bu Batılı müktesebatı olduğu gibi alıp metne uygulamak yerine, bu metotların doğrusunu, yanlışını tespit ettikten sonra siret-nüzûl alakasını çözümleyebilecek olan doğruları almayı başarmış. Bu anlamda Coşkun’un ortaya koyduğu bu çaba, Cabiri’nin koymaya çalıştığı ve fakat birçok ayetin tefsirinde uygulayamadığı bir yöntem. Coşkun’un Cabiri’nin Fehmü’l-Kur’an adındaki tefsirini de çevirdiğimizi düşünecek olursak, yaptığı işte ne kadar sebatkâr ve ısrarcı olduğunu anlayabiliriz. Coşkun, Hasan Elik’le birlikte hazırladıkları Özlü Kur'an Tefsiri'ni okumaya başlamadan önce, ortaya koyduğu bu çalışmanın okunmasının, ne yapmak istediklerini tebellür ettirmesi açısından önemli olduğunu vurguluyor.

Fikir Yayınları'nın ikinci kitabı olarak ilk baskısı 2014’ün Mayıs ayında yayımlanan Kur'an Yorumunda Siret-Nüzul İlişkisi, geçmiş yıllarda Dücane Cündioğlu’nun yayınladığı eserler ne kadar heyecanlandırdıysa bizi, o kadar heyecanlandırdı. Açıkçası gerek tefsir, gerek hadis, gerekse diğer İslami ilimlerde geçmişin birikimini inkâr etmeden, o birikimden istifade ederek, onların ortaya koyduğu çabayı tahfif etmeden, bilakis klasik birikimden haz ve hız alarak, Batının ortaya koyduğu teorilerden de yararlanan nice çalışmalar bekliyoruz.

Sahabe, biz ve Kur’an

Vahyin ilk muhatapları her şeyden önce yazılı bir metinden önce sözlü bir mesajla karşılaştıkları için, herhangi bir anlama sorunu yaşamadılar. Zira söylenen sözün niçin söylendiğini, gelen mesajın, inen vahyin niçin indiğini, neyi anlattığını, neyi belirttiğini biliyorlardı. Zira vahiy onlara geliyordu. Dolayısıyla tefsir aslında o dönemin Müslümanlarının değil, sonraki zamanların Müslümanlarının bir ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır. Aslında bütün diğer İslami ilimler de böyle değil midir? Bu anlamda ilk müfessirin Hz. Peygamber olması, Hz. Peygamberin kimi Kur’ân ayetlerini yorumladığı gibi meselelerin aslında birer zemin kayması olduğunu ifade ediyor Muhammed Coşkun. Zira ona göre ilk muhatapların Kur’an’ı anlamamak gibi bir sorunları yoktu; onlar zaten meselenin içindeydiler.

Peki bugünün Müslümanlarına düşen nedir? Ne yapmalıdır? Coşkun, okuyucunun/ yorumcunun durumuna ve dilbilgisinin imkân verdiği ölçüye göre Kur’ân ayetlerinden farklı manalar çıkarmak gibi bir keşmekeşten kaçınmanın ve murad-ı ilahiyi en sade şekliyle anlamanın yolunun nüzul şartlarını araştırmak ve dikkate almak olduğunu özellikle ve sülüs harflerle belirtiyor. Coşkun, tefsir ilminin görevinin Kur’an’dan şartlara, zamana ve zemine göre anlam çıkartmak, anlam üretmek değil, nüzul şartlarının tespitine çalışmak olduğuna dikkat çekiyor.

Kitapta nasıl bir yöntem izlenmiş?

Coşkun önsözde, eser esnasında Heidegger-Gadamer hermenötiğini esas alarak Schleirmacher-Dilthey-Hirsch-Betti çizgisine ve dolayısıyla Kur’an’ı kendi tarihsel koşullarında (nüzul ortamında-siret eşliğinde) okuma anlayışına karşı çıkanların, Heidegger-Gadamer hermenötiğinin bazı önemli mantıksal sonuçlarını, farkında olarak ya da olmayarak ihmal etmiş olduklarını belirtiyor. Kitapta bu ihmali ortaya koymaya çalıştığını, bu felsefi hermenötiğin en nihayetinde varacağı kaçınılmaz noktanın Derridacı dekostrüksiyon stratejilerinden, yazarı ve metni yadsıyıp okura sınırsız bir yetkinlik tanıyan ve ‘metnin kıyameti’ adı verilen noktaya varan söylemden ibaret olduğunu savunduğunu bildiriyor.

Karmaşık gibi görünen bu ifadeler aslında, Coşkun’un yapıp ettiğini izah ediyor. Yani, Kur'an tefsirinde nüzul ortamını, bir başka ifadeyle Hz. Peygamberin siyerini dikkate almanın bir zorunluluk olduğunu, nüzul-siret arasındaki ilişki göz önünde tutulmadan, göz ardı edilerek yapılagelenlerin hepsinin indi telakkiler ve metne karşı yapılmış bir saygısızlık olduğunu ifade ediyor. Bütün bunların ardında aslında Kur’ân’ın bir metin olmaktan ziyade bir hitap olması yatıyor.

Kur’ân’ı anlama adına elimizdeki yegâne imkân

Kitabın temel tezi, Kuran-ı Kerim’in bir metin derekesine indirilmemesi, onu bir metin olarak okumaktan ziyade, aslı her ne ise o şekilde okumak olduğunu belirtiyor. Buna göre Kur’ân’ın bir hitap olduğunu ve bu hitaba uygun bir şekilde değerlendirmek gerektiğini vurguluyor. Yazar, Kur'an'ı anlamanın metnin içinde olduğu kadar biraz da belki de daha fazla metnin dışında olduğunu belirtiyor. Yani vahyin inzal olduğu ortamın, şartların bilinmeden Kur'an'ın anlaşılmasının mümkün olmadığını belirtiyor. Bu işin zor ve fakat zorlu bir iş olduğunu söyleyen Coşkun, fakat Kur'an'ın anlaşılabilmesi için yapılması gerekenin de bu olduğunu ifadeyle; bu zorluktan dolayı herkesin Kur'an'ı kendi kafasına göre, çağının şartlarına uygun bir şekilde yorumlayabilmesinin aslında bir inhiraf olduğunu belirtiyor.

Çalışmanın ortaya koymaya çalıştığı bu temel tezi temellendirebilmek için Muhammed Coşkun, Batıda ortaya konmuş kimi felsefi ve dilbilimsel teorilerden epeyce yararlanmış. Haksızlık etmeyelim. Coşkun Heidegger, Derrida gibi bugün artık hepimizin ağzına sakız olmuş olan bu şahısların ortaya koyduğu teorileri birebir Kur’ân metnine uygulamaya kalkmamış. Coşkun, Batılı teorisyenlerin yanında klasik İslami ilimlerin de siyâk, sibâk, hâl, karîne, makâm gibi kavramlarla ifade edilen bağlam anlayışlarından da yararlanmış.

Kur’ân’ı anlama adına elimizdeki yegâne imkânın onu kendi nüzul çağında okumaya gayret etmek olduğunu temel bir tez olarak savunan kitap, bu görüşe yapılan itirazları da inceleyip onlarla yüzleşmekte ve onlara cevap vermektedir.

Coşkun Hocanın bu eserde tartıştığı birçok mesele var aslında. Tartıştığı meseleler sadece tefsir ilmiyle sınırlı kalmıyor. Felsefenin, dilbilimin, fıkıh usulünün de kapılarını çalıyor Coşkun Hoca. Okunup tartışılması gerektiğine inandığımız bu teorik çalışmanın pratik bir örneği var önümüzde. O da yine Muhammed Coşkun’un Hasan Elik ile beraber hazırladığı Tevhid Mesajı: Özlü Kur'an Tefsiri. Hocanın, teorik çerçevesini başarıyla ortaya koyduğunu düşündüğümüz bu siret-nüzul ilişkisini Kur’ân ayetlerine nasıl uyguladığını görmek için muhakkak okunması gerektiğini düşündüğüm bir eser Kur’an Yorumunda Sîret-Nüzûl İlişkisi.

Bu vesileyle Hocaya teşekkür eder, çalışmalarında başarılar dilerim.

İsmail Demirel teşekkürlerle yazdı

Güncelleme Tarihi: 11 Aralık 2018, 18:03
banner12
YORUM EKLE

banner19