Kur'an sempozyumu 'izzeti' konu eder mi?

Atasoy Müftüoğlu, 'Küresel Çağda Kaybolmak' kitabında can alıcı noktalara dikkat çekiyor, gündeme dair önemli tespitler yapıyor..

Kur'an sempozyumu 'izzeti' konu eder mi?

https://www.ktpkitabevi.com/urun/kresel-agda-kaybolmak-121130271

Yaşadığımız hayat, insanları fikir üretme ve akletme yetilerinden uzaklaştıracak hayli sebep barındırıyor. Hazıra ve konfora olan iştahımız da bu problemimizin tuzu biberi. Lakin rahatladıkça daraldığımızı rahatlıkla itiraf edebiliriz. Çevredeki olaylar, bitmek bilmez ihtiraslar, üç kuruş için zelil olanlar... Dev, korkunç metal kokulu binalar, yükseldikçe alçalanlar, durmadan kazananlar... Azdıkça azdırılan, yükseldikçe yükseltilen, kazandıkça kazandırılan yani battıkça batırılanlar ve nitekim kaybolanlar... Küresel çağda kaybolanlar…Atasoy Müftüoğlu

Atasoy Müftüoğlu'nun yeni kitabı Küresel Çağda Kaybolmak. Kitapta hoşgörü yaklaşımından kaderci zihniyete, kişi veya cemaatleri putlaştırma anlayışından moda düşüncelere kadar geniş ölçekli konular ele alınıyor. Seküler ve sömürgeci bilgi anlayışına karşı tutumumuz, ahlakî kaygı güdenlerimizin azlığı, eleştirel yaklaşımımızdaki eksiklikler de kitapta yer alan konulardan bazıları.

Atasoy Hoca’nın sorgulayan ve sorgulatan bir yaklaşımı var

Atasoy Müftüoğlu’nun hayata dair yaklaşımları, yaşanılanlara bakış açısı ve olaylar karşısındaki tutumları hep eleştirilmiştir. Eleştirmenlerine göre o; ümitsiz, aşırı eleştirel, kötümser ve radikaldir. Lakin hoca bu kitabında da üslubunu koruyor. Teşhis ve söylemlerinde, aldığı eleştirilere rağmen eleştirilerinde de sebatkâr.

Atasoy Hoca’nın üzerinde durduğu konular; mevkinizi, olaylar karşısındaki tutumunuzu, suskunsanız eğer suskunluğunuzu size sorgulatıyor. Kavramlara yüklediğiniz anlamları ve fikir tartışmalarındaki yerinizi bir kez daha gözden geçiriyorsunuz. Kendisinin de sürekli altını çizdiği gibi eleştirel bakan, sorgulayıcı, şucu-buculuğu aşmış yaklaşımlar için hiç de anlaşılması güç şeyler söylemiyor. Üzerinde titizlikle durduğu konularda bu tarzını çok rahat görebiliyorsunuz.

Kendi problemlerimize kendimize ait zihin fırtınalarıyla çözüm üretilmeli

Çözüm arayışı içerisinde olduğumuz problemlerimizin öncelikle ne kadar bizim problemimiz olduğu tartışılmalıdır. Olayları problemleştiren imza bizim olmalıdır. Çünkü çözüme, problemin doğru teşhisiyle gidilebilecektir.

Hocaya göre mevcut sorunlarımıza kendimize özgü çözümler üretmek, yine kendimize ait zihin fırtınalarını gerekli kılar. Bu aşamada "hem fırtına yapılan zihnin hem de yapılan fırtınanın" bize ait olması gerektiği teşhisi dikkate şayandır. Bu fırtınaları da ancak; Batıcı dayatmalardan ve maddi ihtiraslardan uzak olduğu kadar gelenekçilikle, grupçulukla ve mezhepçilikle de körel-til-memiş zihinler yapabilir.

Otoritesizlik, banagöre-ci din anlayışlarına gebedir

Din, kendi içindeki cemaaatler tarafından da suistimal edilebilmektedir. Nitekim sayısal çoğunluğu bulunan cemaatler sürekli kendilerini kopya eden söylemlerle çoğalmaktadırlar. Cemaatlerin bu kontrolsüz tutumları, nihayetinde üretim ve hareketlilik yerine taklitçi ve kabulcü temayülleri doğurmuştur. Atasoy Hoca; dünyaya egemen olma adına her yaptığını meşrulaştıran sözde modern, materyalist uygarlığa duygusal dinî yaklaşımlarla cevap verilemeyeceğini ısrarla tekrarlar.

Gerçekten de bu tür söylem ve tutumlarla, bırakın hakkı ve adaleti savunacak olan yeni bir dünya düzenini; belki sözkonusu uygarlığa alternatif sunabilecek bir sistem dahi üretilemeyecektir. Bunun için Atasoy Hoca’nın söylemlerinde; sadece duygusal ve psikolojik problemleri gidermeyi misyon edinmiş, etkileyici bir ruh, ilke, muhalefet sergilemekten uzak, ruhsal terapiye dayalı din anlayışı kesin bir dille reddedilir. Çünkü nihayetinde bu rahatlık, her kesimin kendi işine gelen kuralları benimsediği din anlayışına gebe olacaktır. Hoca bu problemin sebebini de şu can alıcı teşhisiyle ortaya koyar: “Eğer Türkiye’de İslamî bir otorite olsaydı, eğer Türkiye’de ilmî ve ahlakî bir otorite olsaydı, bu tür saçmalıklar ve hezeyanlar yankı bulmayacaktı.”

Hoşgörüyü nasıl anlamlandırmalı?

Hocanın hemen her kitabında hem de bir kaç defa karşılaşabileceğiniz bir 'hoşgörü' anlayışı vardır. Kendisinin bu konudaki istikrarına ithafen onu da belirtmeden geçemem.  Hoca, insanî ve İslamî varoluşumuzun gerektirdiği müsamaha ve hoşgörü anlayışımıza arka çıkarken; bu tutumun da Atasoy Müftüoğlusınırlarını çizmek zorunda olduğumuzu vurgular. Örneğin siyonist emellerin Müslümanların kanlarıyla inşa edilmesine sessiz kalınması hiç bir hoşgörü anlayışına sığmayacaktır; hatta zulmeden anlayışa büyük destek sağlayacaktır. Çünkü yapılan zulüm sebebi ile hoşgörü yasası zalimin bizzat kendisi tarafından devre dışı bırakılmıştır.

Ortadoğu’daki ayaklanmalar bir vizyon taşımıyor

Kitapta Ortadoğu’da yaşanan ayaklanmalara da değiniliyor. Mısır ve Tunus’ta yaşanan olayların İslamî taleplerden değil, pragmatik ve demokratik  beklentilerden kaynaklandığı belirtiliyor. Kitleleri ateşleyen etkenlerin işsizlik, yoksulluk ve eşitsizlik olduğu; gösterilerin radikallik, içerik, program ve vizyon taşımadığı söyleniyor.

Ayrıca; Atasoy Hoca Müslüman Kardeşler ve Nahda Hareketlerinin 21. Yüzyıl ufkuna müdahil olabilecek yeni bir içerik, bilinç ve birikime sahip olmadığını üzülerek kaydediyor. Bu hareketlerin bugün çağa hitap etmekte 20. yüzyılda olduğu kadar başarılı olamadığını artık İslami söylem ve çabalardan öte Avrupamerkezci çerçeve ve demokrasilerle uzlaşma çabası güttüklerini belirtiyor.

Kur’an sempozyumunda zeytin yağı mı konuşulmalıydı?

Kitabın beşinci bölümünde çok ilginç bir tespite yer veriliyor. 2011’de İstanbul’da düzenlenen ‘Ku’ran ve İlmi Hakikatler Uluslarası Sempozyumu’na değiniliyor. Düzenlenen sempozyumun gündeminin “Kur’an, İslam niçin tarihe, hayata, topluma, siyasete müdahale edemiyor; niçin dünyayı şekillendiremiyor?” sorusuna cevap aramak olması gerekirken bunun yerine “İnsanın Yaratılışı”, “Zeytin Yağındaki Mucizevilik”, “Kainatın Genişlemesi ve Big Bang”, “Balın şifa Olması”, “Tatlı-Tuzlu Su Arasındaki Perde”, “Meninin Yaratılması” vb. konular olarak belirlenmesine atfen, günün şartları ve Müslümanların durumu göz önünde bulundurulduğunda, Müslümanların bilimsel/akademik hayatın neresinde durduğunun, neleri konuştuğunun çok ibret verici olduğu belirtiliyor.

Sıbgatullah Bostancı yazdı

Güncelleme Tarihi: 03 Ocak 2019, 09:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
abbas yolcu
abbas yolcu - 7 yıl Önce

selam tabi olanailk defa bu sitede atasoy müftüoğlu için atasoy abi için"atasoy hoca" tabirini gördüm.kulağımı tırmaladı.gönlümü tırmaladı.gerci ne yazarsam yazayım site editörünün umurunda olmuyor ya.tabire itiraz ettiğimi kayıtlara gecireyim.

banner19

banner13