Kulluğa ve hizmete adanan bir hayat

Nur Kahramanları dizisinden çıkan 'Tahiri Mutlu Ağabey: Kulluğu İçinde Bir Sultan' kitabı, Üstad Said Nursi Hazretleri’nin önemli talebelerinden olan Tahiri Ağabey’in hizmetteki serüvenini tarihi belgeler ve şahitler ışığında ele almakta.. Melih Turan yazdı.

Kulluğa ve hizmete adanan bir hayat

Nur Kahramanları” dizisinden çıkan “Tahiri Mutlu Ağabey: Kulluğu İçinde Bir Sultan” kitabı, Üstad Said Nursi Hazretleri’nin önemli talebelerinden olan Tahiri Ağabey’in hizmetteki serüvenini tarihi belgeler ve şahitler ışığında ele almaktadır. Yakın tarihimizin ziyade mühim bir oluşumu olan Risale-i Nur’un o zamanlardaki hizmetinde faal çalışmış bir nur erkânı Tahiri Ağabey’in, gerek Risale-i Nur’dan, gerek aile fertlerinden, gerekse dava arkadaşlarının dile getirdiklerini kaleme alan İhsan Atasoy bizlere Tahiri Ağabey’i anlatıyor.

Kısaca hayatından bahsetmek gerekirse Tahiri Mutlu, 1900’de Isparta’nın Atabey ilçesinde doğan, büyüyen ve yaşamını orada sürdürürken Bediüzzaman Hazretleri’ni o sırada sürgün olduğu Barla’da sene 1931’de ziyaret eder. Ondan çok etkilenir ve Atabeyli Lütfi’nin vefatından sonra Atabey’de olan Risale-i Nur hizmetini eşi ve iki çocuğuyla birlikte omuzuna alır. O sıralarda Risale-i Nurlar el ile çoğaltılıp dağıtıldığından Tahiri Ağabey önemli rol oynar. Çünkü Tahiri Ağabey, memurluğunu güzel ve okunaklı yazısından ötürü kâtip olarak yapmaktadır. Bu şekilde başlayan Nurlar’ın neşri ile serüveni hayatı boyunca onun neşir hizmetinde muhkem bir kalem yapar. İleriki yıllarda teksir makinesiyle, matbaa yolu ile her türlü neşir hizmetinin başında gelir.

Tabi bu hizmetleri öyle kolay olmamaktadır. Hapisler, takipler, sorguya çekilmeler gibi sıkıntılar birer kamçı görevini görür.

Tahiri Ağabey, hanımının vefatından sonra Üstad’ın doğrudan hizmetine girer ve Üstad ‘ın son yıllarında yani “Üçüncü Said” döneminde Isparta’daki evinde beraber kalırlar.

Üstad’ın altmışta vefatından sonra ise Ankara ve İstanbul’da Nur hizmetleri ile “Muziceli Kur’an”ın basımı gibi ciddi neşir faaliyetlerine devam eder. Vefatı ise 1977’dir.

Tahiri Ağabeyden birkaç hatıra

Tahiri Ağabey’in Üstad hakkında naklettiklerinin bir kısmı ise şöyledir:

“Üstad:

- Hicri takvim kullanırdı. Saati takvimin yanına asar, vakit geldi mi hemen ezan okur, namaza dururdu.

- Yüzüne baktırmazdı. Derste öyle bakacak olursak,”Keçeli, bana nazar etme!” diye ikaz ederdi.

- Kur’an’ın sade okunmasını severdi; teganniyi sevmezdi.

- Bana, ‘ihtiyarların genci’ diye dua ederdi.”

Risale-i Nur’da ise Tahiri Ağabey “Kahraman” vasfıyla anılmaktadır.

Madde üzerinde şirket kurmak

Sarraf Mehmet Büker, Üstad'ımıza gelerek, 'Üstad'ım, Nur talebelerinin hanımlarının boynundaki altınları verseler, bir şirket kursak, altın piyasasına hâkim oluruz; hizmet için şöyle yaparız, böyle yaparız' der. Üstad da, 'Kardeşim, ben Nur kardeşlerimin madde üzerine şirket kurmalarını istemiyorum!”

Tahiri Mutlu Ağabey ise, bunun sebebini şöyle açıklar: "Kardeşim, para tatlıdır! Hinoğlunun birisi, bu paraları cebine indirir; öbür taraftaki saf Nurcudaş, ‘Nurcu dediğin böyle mi olur?’ der. Çünkü en samimi kardeşler bile birbirlerine hile yapabilirler."

Cübbesiz namaz kılanlara

Cübbesiz namaz kılanlara, “Kardeşim, cübbeni ceketini giy namaza dur. En iyisi cübbe, olmazsa böyle ceketle kıl!” der.

Kırk Anbar

“Yanında daima taşıdığı bir dua kitabı vardır ki adı, ‘Kırk Anbar’dır. Bu kitaba ismini kendisi vermiştir. Başta Kur’an’dan sureler ihtiva eden bu kitabı kendi el yazısı ile yazmıştır. Kur’an’dan başka ‘Cevşen-i Kebir’ ve ilave olarak çeşitli hadisler Risale-i Nur’dan parçalar bulunur. Efendimizden başlayarak bütün enbiyaların ve evliyaların ve Nur talebelerinin ve akrabalarının isimleri bulunduğu uzunca bir dua listesi de kitabın sonlarında mevcuttur.”

10 veli kuvvetinde

Üstad Hazretleri onu bir gün yanına çağırır, “Tahiri, makamını bilmek ister misin?” der.

O da, “Bizim işimiz hizmetkârlık…” diye cevap verir.

Üstad daha sonra talebelerine “On veli kuvvetindedir!” der.

Vefat günü

O gün Kayseri’den başka bir cenaze için Isparta’ya hareket edecek olan Necmettin Oğuz, Kayseri’deki havayı şöyle dile getirir: “Sema, adeta kızgın bir tavadan çıkan duman engiyle kaplanmıştı.

O gün Kayseri Müftüsü Necmettin Nursaçan’ın söylediğini unutmam:

‘Mutlaka Allah’ın çok sevgili, sâlih kullarından biri dünyayı terketti; bu hava ona işarettir.”

Velhasıl, Risale-i Nur’un nasıl yazıldığını şahitlerin dilinden anlamak için bu ve “Nur Kahramanları” dizisi çok önemli. Bir insanın biyografisinden ziyade “Nur Hizmeti”nin geçirdiği safhalara, arka yüzüne ve yaşanmış fakat dile getirilmemiş birçok hadiseye tanıklık etme fırsatı yakaladığımız için, bunu sadece bir insanın hayatı olarak indirgememek gerek. Keyifli okumalar…

Melih Turan yazdı

Güncelleme Tarihi: 20 Aralık 2018, 17:16
YORUM EKLE

banner19

banner13