Kuleleri parçalayacak kitap geliyor

Cemal Şakar'ın yeni kitabı sonbaharda yayınlanacak. Kitap yayınlanmadan okuduk ve bir iki noktanın altını çizdik.

Kuleleri parçalayacak kitap geliyor

Son bir sene içerisinde “Hikayat”, “Sular Tutuştuğunda” gibi öykü kitapları ve “Yazının Gizledikleri” başlıklı eleştirel bir eser yayımlayıp ilk dört öykü kitabını da “Sel ve Kum” bütünlüğü altında toparlayarak edebiyat kamusunun haklı ilgi ve iltifatıyla karşılaşan Cemal Şakar; önümüzdeki sonbaharda Okur Kitaplığı’ndan Edebiyatın Sırça Kulesi adlı düşünsel bir kitap yayımlamaya hazırlanıyor.

Edebiyat ortamına yeni bir açılımCemal Şakar, Hikayat

Muhtelif dergilerde neşredilen yazılardan oluşan bu çalışmayı, tashihini yaptığım için kitaplaşmadan evvel okuma imkanı buldum. İlk düzyazı kitabı “Yazı Bilinci”nde yazı ve edebiyatla ilişkisinin temel dayanaklarını ortaya koyan, daha sonra “Yazının Gizledikleri”nde edebiyat ve düşünce hayatımızı etkilemiş yerli şahsiyetler üzerinden giden Cemal Şakar; “Edebiyatın Sırça Kulesi”nde daha girift ve tartışmalı sorunsallara eğilerek külliyatının düşünsel altyapısını derinleştiriyor ve kimi yüzeysel problemlerle gereksiz vakit ve enerji harcayan edebiyat ortamımıza manâlı hatırlatmalarda bulunuyor.

Girift ve tartışmalı sorunsallara eğiliyor dedim; evet, Cemal Şakar bilhassa klasik şiirimizin omurgasını teşkil eden ve Sezai Karakoç kanalıyla modern şiirimize de yayılan “beşeri aşktan ilahi aşka geçiş” arketipini, günümüz entelektüelinin kafasını karıştıran “sanat-ideoloji ilişkisi”ni, daha ziyade şairlerin muhatabı olan “ilham” kavramını –“ilham”ın Tanrısal boyutlarını reddedip onu bütünüyle insani bir düzleme yerleştiren Şakar, şair olsaydı da bu hususta aynı şeyleri mi söylerdi, doğrusu merak ediyorum- ve daha pek çok problematiği soğukkanlılıkla irdeliyor ve bu konuların tarihsel arka planını aktarıp okurun diğer kaynaklara yönelmesini önleyerek de yetiştirici bir nitelik kazanıyor. Buna rağmen, alıntıların kimi yerlerde bir artış gösterdiğini söylemeliyim; Şakar, bazen fikirlerini doğrudan aktarmak yerine tanınmış yerli yabancı şahsiyetlerden uzun alıntılar yaparak metinlerini yıpratıyor. Cemal Şakar gibi edebiyatımızdaki konumu her geçen gün biraz daha güçlenen bir sanatkarın, ele aldığı konu ne olursa olsun, 49 yaşında sunduğu bir eserde bu denli fazla referans olmasa daha mı iyi olurdu acaba?! Okur; Cemal Şakar’ın metinlerinde onun referans gösterdiği imzaları değil, Cemal Şakar’ı görmek isteyecektir. Bunu belirtmemde fayda var.

Öykücüler ne yazmalı?

Cemal Şakar’ın yazarı toplumsal sorumluluk yüklenmeye davet eden yaklaşımları, iç dünyasına saplandığından kompleks eserler oluşturmayı başaramayan genç-Müslüman öykücüler üzerinde olumlu etkilerde bulunacaktır, diye düşünüyorum: "Son on beş yirmi yılda öykü, müeddep bir suskunluk içinde metinselleşirken; bomba gürültüleri altında milyonlarca insanın çığlığı onun fildişi kulesine ulaşamadı." (Öykünün kendine yabancılaşması) Cemal Şakar, öykücülüğümüzün ihtiyaçları doğrultusunda önemli bir hatırlatmada bulunarak öykünün topluma açılan yüzünü işaret ediyor. Doğrusu, bu satırları okurken öykücümüzün Irak ve Bosna’da yaşanan zulümleri de işlediği “Sular Tutuştuğunda” isimli öykü kitabını hatırladım. Bu cümlem, yazarın fikir ve ürünleri arasındaki hayati örtüşmeyi vurguluyor. Ancak, genç öykücülerimiz, ifrat-tefrit arasında gidip şimdi de bütünüyle dış dünyaya yönelerek iç dünyayı hiçe saymamalıdır. Zira sanat eserleri; bireysel, toplumsal ve metafizik alanları yüksek bir estetik algıyla kuşatarak büyür, büyük olur.

Divan Edebiyatı hüner gösterisi mi?

“Edebiyatın Sırça Kulesi”nde dikkatimi çeken bir yaklaşımı aktarmak ve üzerine düşünmek istiyorum: “(…) içine dönen; içine döndükçe kendi üzerine kapanan; divan edebiyatında gördüğümüz üzre sadece bir 'hüner'e indirgenen edebiyat anlayışıyla insana, topluma ait bütün sorumluluklara da sırt dönülmüştür." (Edebiyatın mikro kozmik dünyası) Elbette “hüner”li olmak sanat eseri yaratabilmenin temel koşuludur; ancak, divan edebiyatını “sadece” “hüner”e indirgendiği gerekçesiyle küçümsemek ve onun “insan” ve “topluma” sırt döndüğünü iddia etmek Namık Kemal kaynaklı bir yanılgıdır ve bu yanılgıdan kurtulmak için ortalama hacimli herhangi bir divan edebiyatı antolojisi karıştırmak bile yeterli olacaktır. Evet, divan edebiyatı mesnetsiz yargılarla eleştirilmeye devam ediliyor; ancak ıskaladığımız bir nokta var: Namık Kemal, Tanzimat sürecinde değişen siyasi ve toplumsal koşullara paralel olarak yıpranan “eski edebiyat”ı yıkıp yerine “yeni”sini kurmak iddiası taşıyordu, yani onun “eski edebiyat” eleştirilerinin işlevsel bir tarafı vardı. Ama biz, zaten “yeni edebiyat”ın çoktan kurulup yerleştiği bir dönemde yaşıyoruz, bu nedenle de yapacağımız divan edebiyatı eleştirilerinin kimseye hiçbir faydası yok, aksine yeşermekte olan genç kuşaklara zararı var. Çünkü divan edebiyatı bizlere özgürce beslenebileceğimiz zengin bir kaynak vaat ediyor. Bu noktada Cemal Şakar gibi “ustalar”ın söz konusu olumsuz yargıları, talihsiz yönlendirmelerde bulunarak gençlere bu yolu kapatıyor. Divan edebiyatını “klişe” olduğunu savunarak suçlamaya kalkanlar da çıkabilir; lakin artık klişe olan divan edebiyatı değil, divan edebiyatının klişe olduğunu savunmak. Öte yandan, biz Müslümanlar olarak divan edebiyatını mesnetsiz iddialarla olumsuzlamaktan artık vazgeçmeliyiz; bunu zaten Marksistler kendi tutarlılıklarını korumak adına fazlasıyla yapıyorlar. Evet, genelde ön kabulleri kırmak adına mücadele veren Cemal Şakar, maalesef bu bağlam içerisinde ön kabullerle hareket ediyor.

Cemal Şakar’ın son dönemde peş peşe kitaplar yayımlaması hem yazarın edebiyatımızdaki yerinin perçinlenmesi hem de gündemimizin dinamizm kazanması adına oldukça faydalı oldu. Şu postmodern süreçte zihni iyice karışan ve Müslüman kaynaklardan uzaklaşan gençlerden edebiyat ve düşünceyle uğraşanların gayet akıcı bir çalışma olan “Edebiyatın Sırça Kulesi” kitabından istifade edeceği çok şey var.

Aykut Nasip Kelebek raflara ulaşmadan haber verdi

Yayın Tarihi: 18 Temmuz 2011 Pazartesi 00:48 Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2021, 15:45
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
paserel
paserel - 10 yıl Önce

Cemal Beyin yaşı, gençleri yönlendirme gibi birkaç kelime ve birkaç paragraf. bu yazı bilmişlik taslıyor çoğu yazın gibi. artık bu sorununu aşman gerek.

banner26