Kozmik âlemi yakından hisseden bir şair

Hasan Akay’ın yayıma hazırladığı 'Cenap Şahabeddin', Cenap Şahabettin üzerinden etkileri günümüzde de süren bir yol ayrımını da mercek altına alıyor aslında.

Kozmik âlemi yakından hisseden bir şair

Sadece şiirimizde değil, edebiyatımızda da etkisini hâlâ sürdüren bir eski-yeni kavgası var. Gerçi bu kavga sadece edebiyatımızla da sınırlı değil, neredeyse iki yüz yıla yakın bir zamandan beri hayatımızı da derin bir şekilde etkiliyor bu kavga. Bu kavganın adı, Batılılaşma kavgası.

Durdurulan bir medeniyet olan Osmanlı”nın Batı karşısındaki yürek burkan yenilgileri, bu yenilgiden kurtulma yollarını arayışlar ve elbette ki Batının sinsi dönüştürme çabaları insanımız üzerinde etkisini gösterip Batı lehine bir kitle oluşmasına yol açtı zamanla. Osmanlının kurtuluşunu, kendisini yenen güce benzemekte bulmuştur bazıları. Tanzimat’tan başlayarak içimizdeki bazılarına göre, Osmanlının hem bilimde hem de teknolojide ‘kıblesi’ Batı olmuştur. Hatta bununla da yetinmeyip inançta da Batılılaşması gerektiğini savunanlar da çıkmıştır.

Elbette bu düşünceler bu kadar net ve yalın sözlerle ifade edilmemiş, farklı veçhelere büründürülerek ifade edilmiştir. Ama halkımızın irfanı bu dönüştürme çabalarını aşikar kılmış, irfan sahipleri, bu çabaların aslında bir ‘kıble’ döndürme çabası olduğunu sezmiş ve seslendirmiştir ülkenin kılcal damarlarında ve buna direnmiştir. Bugün nasıl sessiz ve sakin bir şekilde buna direniyorsa millet, o zaman da sessiz ve sakin bir şekilde direnişini sahnelemiştir.

Edebiyatımızda yerli olana düşmanlığın en önemli örneği Tevfik Fikret’tir. Fikret, Osmanlı sultanına suikast düzenleyip başarılı olamayan Ermeni komitacıyı ‘şanlı avcı’ olarak ilan etmekte tereddüt etmemiştir. Bu, günümüzde de karşılığını sıkça gördüğümüz ‘mankurtlaşma’ ya da kendinden olana düşmanlığın en uç örneklerinden biridir kuşkusuz.

Bu tip örnekler yanında, kendine özgü bir seyir takip eden örnekler de yok değildir. Cenab Şahabettin de kendine özgü bir seyir takip eden örneklerden biridir. Cenap Şahabettin’e bakıldığında, onun en fazla dikkat çeken yönünün, samimiyeti olduğu görülecektir. Mualllim Naci’nin etrafında eski şiiri savunurken de samimidir Cenab, Recaizade’nin safına geçip yeni şiiri savunurken de samimidir.

Bir eli göklere uzanan şair

Edebiyatımızda ömrü kısa ama etkisi uzun olan bir edebiyat akımı olarak tarif edilen Servet-i Fünun akımının önemli temsilcilerinden biridir Cenab Şahabettin. Parlak zekası, dile karşı yatkınlığı ve naif ruhunun onü götüreceği yer şairlikti ve elbette o da şair oldu.

Daha tıp fakültesinde öğrenciyken şiir vadisinde at koşturur. Bu dönemde klasik edebiyat-yeni edebiyat tartışması başlamıştır ve Cenab, samimi bir şekilde klasik edebiyatın yanında tavır alır. Muallim Nacilerin gölgesinde yetişir ve bu dönemde klasik şiirimizin inceliklerini öğrenerek bu şiire hakim olur.

Ama Cenab Şahabettin, her ırmağın suyundan beslenen verimli bir toprak gibi, edebiyata ve şiire dair ne varsa hepsini incelemekten de geri kalmaz. Bu incelemeler onu kısa zamanda Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdulhak Hamid Tarhan’ın da içinde bulunduğu “modern şiir” safına götürür.

Daha sonra da bir hekim olarak başarılı bulunması ve uzman olması için yurt dışına, Paris’e gönderilmesi, Batıyı ve Batı şiirini erken yaşta tanımasına yol açar Cenap Şahabettin’in.

Prof. Dr. Hasan Akay, Cenab Şahabettin’in kendine özgü metafizik ürpertileri olduğunu “Cenab Şahabeddin, akşamdan daha ziyade gece âlemlerine, dolayısıyla kozmik âleme aşinalığı olan, bu âlemi yakından hisseden bir şairdir.” (s.50) diyerek net bir şekilde belirtir. Ki zaten bu vurgu, kitabın sayfalarında sık sık tekrarlanacak, özellikle de Cenab Şahabettin ile Tevfik Fikret’in karşılaştırıldığı sayfalarda daha da dikkat çekici bir hal alacaktır.

Türk şiirinin kurucularından biri

Cenab Şahabettin, Osmanlının yenileşme döneminde yaşayıp bu döneme mührünü vuran sanatkârlarımızdan biridir. Yukarıdaki bilgilerin bir kısmının derlendiği “Cenab Şahabettin” adlı kitap, Şule Yayınları'nın dört yüz seksen birinci kitabı olarak Nisan 2015 tarihinde yayımlanmış. Kitabın yazarı Hasan Akay, bir akademisyen. Profesör titrini taşıyor Hasan Akay.

Hasan Akay’ın yayıma hazırladığı bu kitap, yakından incelenen Cenab Şahabettin üzerinden etkileri günümüzde de süren bir yol ayrımını da mercek altına alıyor aslında. Her şey bir yana, naif bir insan ve etkili bir sanatkâr olan Cenab Şahabettin’in hayatındaki savruluşlar bile o dönemin sosyal çalkantıları hakkında fikir vermek için yeterli. Bakıldığında, Cenab Şahabettin ‘Don Juan’ olarak anıldığı gibi, derviş olarak da anılan birisi. Ama kesin olan şu ki, o, yeni şiirimizin kurucu unsurlarından biridir.

İki yüz yetmiş yedi sayfalık kitap, Türk şiirinin kurucu unsurlarını tanıtmayı amaçlayan bir seri için hazırlanmış. Yayının gözden geçirilmiş üçüncü baskısı olan bu kitap, “Cenab Şahabettin’in Hayatı, Sanatı, Cenneti, Eserleri ve Değeri”, “Cenab Şahabettin’in Şiirlerinden Seçmeler”, “Düzyazılarından Seçmeler” başlıklı üç ana bölüm ve bu ana bölümün alt bölümlerinden oluşuyor.

Kitapta, Cenab Şahabettin’le birlikte, flu bir biçimde de olsa Tevfik Fikret karakteri de inceleniyor denebilir. Hem dönemin ruhunu anlamak hem de Türk şiirinin seyrini anlamak bakımından önemli bir kitap bu.

Ahmet Serin yazdı

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2019, 17:10
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
osman hataylı
osman hataylı - 4 yıl Önce

abi Allah aşkına, titr nedir yahu? unvan demek bu kadar mı zor? ayrıca yüzde yirmi oranında olsa da iyi niyetle yazılmadığı hissini de bir açabilir miyiz istirham edersem? şimdi bu yazdıklarım kötü niyete mi giriyor? kitabın tanıtım yazısında değinilen "mankurtlaşma"nın bir tezahürü de bunu uygulayanların fikir dünyasını yansıtan kelime hazinesinden faydalanarak yazılarımızı kaleme almak değil midir acaba? ne dersiniz? bâkî selam ve dua ile...

banner19

banner13