banner17

Köksal Alver'den Anlamaya, Kavramaya, Muhabbet Kurmaya Dönük Bir Kitap

İnsana ve hayata dair incelikli düşünceler söze bürünmüş ''Hâller Hayaller'’de. Köksal Alver, her şeyi koparılan bu çağın insanına, cümlelerle bir şeyler taşır gibidir, incelikli, değerli, yüce şeyleri… Hatice Ebrar Akbulut yazdı.

Köksal Alver'den Anlamaya, Kavramaya, Muhabbet Kurmaya Dönük Bir Kitap

Köksal Alver, insana muhabbet duyan bir yazar. Satırlarından, insanın yaşamına dair bir şeyler kopup geliyor. Bir şeyin ne salt olumlu yanını ne de olumsuz yanını anlatıyor. Olan biteni, gördüklerini, herhangi bir durumu ya da olayı, mümkün olduğunca her yönüyle açıklamaya çalışıyor. İnsanı bir hüzünlendiren bir neşelendiren doludizgin bir anlatımı var. “Haller Hayaller” kitabında, tecrübe edindiklerini, gözlemlerini, eksikliğini hissettiklerini, varlığıyla memnuniyet duyduklarını, okumalarını, sorgulamalarını, çıkarımlarını, hatta hayata dair bir varsayım olarak değerlendirdiklerini paylaşıyor. Öykümsü bir anlatımla yazılan denemelerde, yazarın zarif duyuşları okunuyor.

Köksal Alver, kitabına dair şöyle bir değerlendirmede bulunuyor: “Haller Hayaller, insanı, hayatı, hatırayı, hafızayı anlamaya dönük bir denemeler toplamı. Kategorize etmek, açıklamak, formülleştirmekten ziyade anlamaya, kavramaya, muhabbet kurmaya dönük girişimler, küçük adımlar. Nihayetinde denemeler. Hayatı, deneyerek, gözleyerek, içselleştirerek algılayan insanın yürüyüşü de bir denemeler toplamı. Deneme, tam da hayatın yanında, yakınında, içinde. Bu yüzden Haller Hayaller, bir kişinin kişisel tarihinden yola çıkıp gözlemlerini, okumalarını, sorgulamalarını paylaşma zeminidir.”

“Haller Hayaller” bir sözler oyası olmuş adeta

“Haller Hayaller”de, bir yazarın zihninin nelerle zenginleştiği, bakış açısının, duygularının ve düşüncelerinin nasıl olgunlaştığı konusunda bir kroki çizilebiliyor. Her denemede başka bir bakış, duyuş ve hissediş kendini belli ediyor. Günlük dilde sıklıkla kullandığımız kelimeler ve sıklıkla tekrarladığımız eylemler, uğradığımız mekânlar, mevsimler, renkler, çiçekler, kitaplar, satırlar, dahası insanlar ve yaşadığımız çağ… Yazarın kaleminden sökün edip geliyor. Oya işlerini seven kadınların zahmet ve incelikle işlediği iğne oyası gibi “Haller Hayaller” de bir sözler oyası olmuş. İnsanın yaşam alanına giren her şey, yazarın duyguları, düşünceleri ve hisleri çerçevesinde anlatılıyor.

Denemelerde, anlatılan konuya ilişkin farklı, şaşırtıcı, tersten okutturucu sorular sorularak anlatımda dirilik sağlanıyor. Denemelerin başlıkları içerik hakkında bilgi verse de okunduğu zaman başlığı aşan bir içerik hacmi ile karşılaşılıyor. Alver’in en iyi yaptığı şeylerden biri de sözcüklere farklı anlamlar yüklemek. Sözcükler birer nesne olsaydı, sanırım Alver’in en çok sevdiği sözcük, bahçesinde büyüttüğü, her gün özenle baktığı, suladığı çiçeği olurdu. Alver, satırlardaki sözcükleri hisleriyle besliyor, onlara yeni çağrışımlar yüklüyor. Sözcüklerle o kadar yakın ilişki içerisinde ki, bazen avuç içine, bazen başının üzerine konmuş olarak hayal ediyoruz sözcüğü. Öyle olmasa, kementin hayatın bedeli, el öpmenin miras, dedikodunun hilekâr rahatlık, yalnızlığın zıtlıkları barındıran bir kelime, yüzlerin sırlı aynalar, kış mevsiminin bir derviş, baharın bir örtü aralanması, taşranın umarsız bir bekleyen olduğunu nasıl anlatabilirdi?

Ağacı, kuşları, insanları, kitapları, kısaca hayatı bir arada okuyor

Köksal Alver, öykülerinde kullandığı imgeleri, mekânları, sosyolojik ve psikolojik unsurları Haller Hayaller’de açılımlıyor adeta. Taşra ve şehir hayatının öykülerini nasıl beslediği sorusunun cevabını veriyor bu denemelerde. Yazarın öykülerinde kullandığı iki sözcük, “tutamak” ve “çevgen”, denemelerinde de başat sözcükler olarak ilgi çekiyor. “Çocukluğumun baharı” diye başlayan cümleler, bir özlem belirtisi olarak satırlarda beliriyor. İsimden isim yapma eki olan “–lık”, “–lik” ekini, fiillere ekleyerek kullanması da yazarın dilsel özellikleri arasında. İnsan olmaklık, yaşamaklık gibi kelimeleri kullanarak anlatıma bir çeşni katıyor. Satır aralarında, hafızalara şiiriyle, öyküsüyle kazınmış isimlere ve bir türkünün en güzel dizesine, yıllar sonra karşılaşılan bir dost gibi sarılıvermek işten bile değil.

Köksal Alver, farklı okumaları bir arada yapabilen, harmanlayabilen bir kalem. Ağacı, kuşları, insanları, kitapları, kısaca hayatı bir arada okuyor. “Ekin İdim Oldum Harman” başlıklı denemede, ekin üzerinden insanın yaşamak ile ölmek arasındaki yolculuğunu anlatıyor. “Yeşil Yaprak Arasında” başlıklı denemede, masasının üzerinde duran bir yaprakta, insanın ömrünü, savruluşlarını okuyor. Yaprak ile insanın yaşamı arasında bir benzeşim kuruyor. Yazar, yazarken yalnızdır. Yazdıkları okurun önüne çıktığında yalnızlığını paylaşır. Köksal Alver, yalnızlığında tattığı, duyduğu, gördüğü hâlleri/düşleri paylaşıyor Haller Hayaller’de. Kevni ayetlerin düşüncelerinde bıraktığı sarsıntıları, şaşkınlıkları, güzellikleri içtenlikle anlatıyor.

Köksal Alver, olgular ve olaylar, gerçek ve düş arasında ilişki kurmayı becerebilen ve bunu bakışıyla, söylemiyle destekleyen özgün bir kalemdir. Onun anlatımında tekdüzeliğe rastlanmaz. Çoklu bir bakış açısının, çağrışımlı anlatımın en güzel örneklerini verir hem denemeleriyle hem öyküleriyle. Haller Hayaller’de, izleğine takılanların zıddını, eşdeğerini, derinliğini, özgeliğini, başka neyle ifade edilebileceğini sözü iktisatlı kullanarak ifade ediyor. Çocukluğunda ve gençliğinde uğradığı durakları, geçtiği dönemeçleri bir imge aracılığıyla, sosyolojinin imkânlarını kullanarak; ama en önemlisi de öykücü bakışıyla, tasvirlerle zenginleştirdiği bir atmosferde anlatıyor. “Tek Söğüt” başlıklı deneme buna en güzel örnek.

Kişisel tarihinden hareketle bir şeyleri anlatma peşinde olan Köksal Alver, toplumsal ve siyasal meselelere değiniyor ve eleştirilerde bulunuyor; “Proje Çağı”, “Süreç Nedir”, “Gündem Nedir” başlıklı denemelerinde olduğu gibi.

Peygamberin o bakışı

Alver için sosyolog, öykücü, yazar, akademisyen gibi sıfatlar kullanılır. Edebiyatı anlattığı denemelerini okuduktan sonra, Alver’i “mümbit bir edebiyatçı” olarak nitelemek, sanırım diğer nitelemelerden çok daha kapsamlı ve yerinde olacak. Köksal Alver’i konu edinen ya da onun eserlerini ele alan yazılara bakıldığında, onun en çok bakış açısına vurgu yapıldığı görülecektir. “Leşin Dişleri” başlıklı deneme, yazarın bakış açısına ne denli önem verdiğini vurguluyor. Bu denemede, bir “bakış eğitimi”nden söz ediliyor. O meşhur hadis rivayetinden bahis açılıyor. Köpek leşine tiksinerek bakan, “ne kötü, çürümüş, fena kokuyor” diye tepki veren ashabın karşısında, “dişlerine bakın, ne güzel” diyen bir peygamberin tavrı hatırlatılıyor. Peygamberin bu bakışını Alver, hayatın iksiri olarak değerlendiriyor.

İnsana ve hayata dair incelikli düşünceler söze bürünmüş Hâller Hayaller’de. Köksal Alver, her şeyi koparılan bu çağın insanına, cümlelerle bir şeyler taşır gibidir, incelikli, değerli, yüce şeyleri…

Köksal Alver, Haller Hayaller, İz Yayıncılık.

Hatice Ebrar Akbulut

Güncelleme Tarihi: 05 Aralık 2018, 15:35
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20