Kızlarının gözüyle 2. Abdülhamid

Hakkında en çok yazılıp çizilen padişah olarak 2. Abdülhamid Han Hazretlerini daha yakından tanıyanlardan okumak ister misiniz?

Kızlarının gözüyle 2. Abdülhamid

II. Abdülhamid hakkında yazılan, çizilen ve konuşulanların diğer tüm padişahlara harcanan toplam mesai kadar yoğun olduğunu söyleyebiliriz. Kendi dönemindeki ulema ve aydınlardan günümüze kadarki süreçte hakkında birçok kitap ve makale yazılmış, özel sayılarda gündeme alınmış ve şahsi kişiliğinden istibdatına, döneminin siyasi ve fikri karışıklığından Filistin meselesi başta olmak üzere “vatan toprağı” şuuruna ve hatta uzunca bir müddet de hatıralarının otantikliğine kadar uzun uzadıya tartışılmıştır.

Ancak hiç kuşkusuz dönemi aydınlatan eserlerin başında hatıralar gelir. Ulema ve aydınların hatırları, daha yoğun ideolojik unsurlar barındırsa dahi hatıraların rolü büyüktür. Diğer bir hatıra kolu ise adını sanını pek bilmediğimiz, unvan sahibi “çevre” karakterlerin eserleridir. Abdülhamid’in hususi doktorundan donanmadaki bir nefere ve hatta beraber haccettikleri bir seraskere kadar padişaha hem uzak hem yakın şahsiyetlerin hatıraları. Ve üçüncü kol. Tersinden okuyalım: Padişaha hem yakın hem uzak şahsiyetler, yani aile efradı, yani kızları.Babam Abdülhamid: Saray ve Sürgün Yılları, Şadiye Sultan

Ayşe Sultan ve Şadiye Sultan, babalarıyla birlikte geçirdikleri yıllardan başlayarak geri dönüşlerine kadarki sürece olan tanıklıklarını kaleme almış iki değerli saray mensubu. Şadiye Sultan’ın hatıraları daha önce Bedir ve L&M’den yayınlanmış, şu an ise Timaş’tan “Babam Abdülhamid: Saray ve Sürgün Yılları” adıyla devam ediyor. Ayşe Sultan’ın Babam Sultan Abdülhamidiyse daha kadim. 1960’ta bir baskı yapmış ve ardından 1994’te Selçuk Yayınları’ndan. Şu an ise Selis’ten.

Babam Abdülhamid: Saray ve Sürgün Yılları-Şadiye Sultan

Bu iki hatırat üzerinden konuşacak olursak; Şadiye Sultan’ın, yaşının büyüklüğünün de getirisiyle, siyasi meselelere daha yatkın olduğunu ve dönemin en tartışmalı mevzularına dair önemli ayrıntılar verdiğini görebiliriz. Ahlaki şahsiyetine yönelik eleştirilerin her birine açıklık getirir. Hatta Abdülhamid’in siyasetine dair özel bir başlık açarak da birçok konuyu irdeler. Kısacası Şadiye Osmanoğlu’nun hatıratı, dönemin siyasi arkaplanının aydınlatılmasında daha öndedir.  Bunun dışında Şadiye Sultan, babasının hal’ini ve sürgün yıllarını, yaptığı iki evliliği, kızıyla olan münasebetini ve ülkeye dönüşünü anlatır eserinde.

Babam Sultan Abdülhamid-Ayşe Sultan

Ayşe Osmanoğlu ise daha duygusal tarzda bir eser kaleme almıştır. Duygusal ifadesini roman tadında olduğu için değil tamamen duygularını ön planda tuttuğu için kullanıyorum. Hatıratın hacmi de bu doğrultuda daha fazla. Saray yaşantısı ve babası hakkında birçok ince detaya yer vermiş kitabında Ayşe Sultan. Babasının tırnağı acısa bahsetmiş. Belli ki gözü hep babasındaymış ve yıllar sonra ülkeye dönmeden her şeyi yazacak kadar da dikkat etmiş. Ayşe Sultan kendi hayatına dahi oldukça az yer vermiş Şadiye Sultan’ın aksine. Tarihî meselelerde önemli ayrıntılar da yok değil kitapta. Hele İkinci Meşrutiyet Devri ve Abdülhamid’in Selanik’ten İstanbul’a yeniden gelişinden ölümüne kadarki süreci Ayşe Sultan’dan daha bir ayrıntılarıyla okuyoruz. Mehmet Reşad ve Mehmet Vahidüddin ile irtibattan Abdülmecid Efendi ve Mustafa Kemal’e kadar geniş bir tanıklık yelpazesi de oldukça kayda değer. Kısacası Ayşe Sultan, tam anlamıyla babasını ilgilendiren her şeyi kaleme alarak oluşturmuş hatıratını.

Babam Sultan Abdülhamid, Ayşe Sultanİki Farklı Perspektif

Babalarının hal’inden sonra Selanik’e dahi beraber giden bu iki Sultan’ın karşılaştırmalı okunabilecek ortak mevzuları yok denecek kadar az. Ancak şu noktalara dikkat çekilebilir:

-  Abdülhamid’in ölüm emirleri üzerinde iki kız da şiddetle böyle bir şeyin olmadığını ifade etmekte, sadece Şadiye Sultan bir yerde, ahlaksızlık yapan bir harem ağasının ölüm emrini verdiğini belirtmektedir.

-  İki kızın perspektifinden de Abdülhamid, kızlarıyla irtibatını hiçbir şekilde kesmeyen bir padişahtır. Hele ki mum dibine ışık vermez’e oldukça zıt olarak Abdülhamid, resmi görüşmeler dâhil her zaman kızlarının yanına gelmelerine müsaade etmekte, zaman zaman onlarla dertleşmektedir.

-  Bir diğer ortak bahis ise Sultan Abdülhamid’in ibadetlere son derece düşkünlüğüdür.

-  Bunların dışında bir-iki politik mevzu ve babalarının ölümüne kadarki sürece iki farklı perspektiften bakmamızı sağlayacak ifadelere yer vermektedirler. Ancak asıl önemli olan, bu iki kızın gözünden “duygusal” Sultan Abdülhamid’in karakterine dair bir takım ipuçları bulabileceğimizdir.

Son olarak, Şadiye Sultan’ın babası ve dönemi hakkında söylemiş olduğu, “Babam bu oyunda çok taşlarını kırdırmıştır. Fakat tahtından indirildiği gün, hudutları, yine Adriyatik’ten Hint denizine ve Ağrı’dan Tunus’a kadar uzanan bir ülke bırakmıştır.” sözünü ciddi bir şekilde değerlendirildiğinde altından birçok hakikatin çıkabileceğini düşündüğüm altı çizilmesi gereken tarihî bir söz olarak notlarıma alıyorum.

Abdullah Başaran “her babaya nasip olmaz böyle kızlar” diyerek yazdı.

Yayın Tarihi: 22 Temmuz 2011 Cuma 03:09 Güncelleme Tarihi: 02 Ocak 2022, 01:41
banner25
YORUM EKLE

banner26