Kitap sizi okuyor, sarsıyor, sallıyor

Metin Karabaşoğlu’nun ‘Medeniyetin Arka Sokakları’ kitabı işte tam bu noktaya isabet ediyor: İçimizdeki saklı düşüncelere…

Kitap sizi okuyor, sarsıyor, sallıyor

Sürekli  ‘ene’lerle düşünen, başını kaldırıp da muhatabının suratına dahi bakma tenezzülünde bulunmayan bir ‘toplum’ olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyoruz. Ardımızdan atlı mı geliyor? Evet, Batı sopasını almış eline, binmiş teknoloji(!) atının sırtına; kimi zaman önümüzde, kimi zaman arkamızda. Kaç kaçabilirsen... Dizginler de Batının elinde. Peki, ne yapacağız? Kolay olanı seçip teslim olacağız. Ve olduk da…

“Medeniyet” adı altında zengin olanın çok zengin, fakir olanın çok fakir olarak yaşadığı bir toplumda, en zenginlerden olabilmek için çırpınıp duruyoruz. Ön planda şaşaalı ‘avm’ler lüksten öte caddeler, birkaç kişinin yaşadığı bilmem kaç metrekarelik villalar… Gözlerimiz fal taşı gibi. Bu caddelerde gezmek, bu ‘avm’lerden alışveriş yapmak, bu villalarda oturmak hayallerimizin parçası olmaya başladı. Peki, geri plandakiler?

Gecekondularda yaşayanlar, çadırlarda sabahlayanlar, çöplerden topladıkları kağıtlarla geçinmeye çalışanlar… “Vicdan yapmaya gerek yok, çalışan kazanır efendim” mi diyoruz? “Yok öyle değil de abi…” gibi lafı ağızda geveleyip dile yok yere eziyet etmeye ne gerek var. Evet, nefsimiz öyle diyor. Peki, namazlarımızda eksik etmediğimiz na’büdü’yü nereye koyuyoruz?Metin Karabaşoğlu, Medeniyetin Arka Sokakları

Nirengi noktamıza dikkat

Sadece bununla da kalmıyor. “Vicdan” mefhumu manasını yitirmeye başlayalı çok oldu. Şöyle ki; ölüm, yaralama, hastalık, savaş vs. gibi haberler kaçımıza ‘ölüm var!’ı hatırlatıyor. “Evinin kapısını sıkı kilitle, konu komşuya güvenme, arkadaşın dahi olsa sıkı fıkı olma”lar aldı “inna lillahi ve inna ileyhi raciun” demenin yerini. Peşkeş çekmek de, faiz yemek de, yegâne nirengi noktamız olma yolunda.

Abus ruhlu bir yığın insan

‘Biz’ demeyi, ‘ümmet’ demeyi geride bırakalı epey oldu. Aklımız, fikrimiz, hatta zikrimiz ‘ene’de. Ruhlarımız ne âlemde? Darmadağın. Abus ruhlu bir yığın insan… Nefsimizi hayatımıza ‘sultan’ eyleyince ne kalbimizi dinlemeye cesaretimiz kaldı ne de irademize söz geçirmeye. Duygularımız? Onlarla da barışık değiliz, onlar da karmakarışık. Hâlbuki dışarıdan bakınca ne kadar da sütliman her şey. Ne kadar da mutluyuz. Ne kadar da memnun görünüyoruz her şeyden.  Ya içimizde saklı düşüncelerimiz?

Medeniyetin arka sokaklarına gezi var!

Metin Karabaşoğlu’nun Medeniyetin Arka Sokakları kitabı işte tam bu noktaya isabet ediyor: İçimizdeki saklı düşüncelere… Yazar almış nefsini eline, sormuş bizim sormaya korktuğumuz soruları. Kimi zaman sakin, kimi zaman hiddetli. Bazen hüzün kokuyor, bazen daha da ötesi, gözyaşı. Tam olarak iç kanamalarımızın ilacı. Aslında siz kitabı okumuyorsunuz, kitap sizi okuyor. Sarsıyor. Sallıyor.

Ve Na’büdü’deki nun’un sırrına erebilmenin çizgisini gözler önüne seriyor.  Medeniyetin arka sokaklarında geziye çıkarıyor.

Zeynep Doğan yazdı

Güncelleme Tarihi: 28 Aralık 2018, 15:56
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Leyfunnur
Leyfunnur - 6 yıl Önce

Bu eser iki yil öncesine kadar "CAMIDE DANS VAR" adini tasiyordu, fakat eklemeler ve düzeltmeler sonucuylan ismi'de degistirilmis'tir :(Okunmasi gereken bir eser'dir ve kitabi bitirdiginiz'de can-i gönül'den "CAMIDE DANS VAR" itiraf edersiniz. Hakikaten'de bizleri "MEDENIYETIN ARKA SOKAKLARINDAN" ASKin dansini dans etmeye davet ediyor. Unutmayalim ki DANS platformu SOL yanimizda ve kapisi her daim acik. Bu fakirin sizlere tavsiyesi dans platformuna cikin ve ASKin senfonisine kendinizi birakin

banner19

banner13