Kitaba rengini grinin tonları veriyor

Ayşegül Genç’in “Ölü Serçe Dönemeci” kitabı, okunması emek gerektiren bir kitap… Ödül olarak ise bir tutam kafa yorgunluğu, bolca soru işareti ve kararında hüzün vaad ediyor..

Kitaba rengini grinin tonları veriyor

Okunması emek gerektiren bir kitabın ödülü bir tutam kafa yorgunluğu, bolca soru işareti ve kararında hüzündür, diye düşünüyorum. Ayşegül Genç’in yeni kitabının bende bıraktıkları bunlar en azından.

Ölü Serçe Dönemeci isimli bu kitabı bir röportaj vesilesiyle ilk okuyanlardanım ve son yıllarda okuduğum en güzel kitap olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kendisine de ifade ettim zaten ne kadar çok beğendiğimi, fakat burada bu haber vesilesiyle kitabın bende bıraktıklarına dair bir kaç not düşmek istiyorum. Özgün bir çalışma bir kere. Böyle bir anlatım tekniğine ben başka bir yerde rastlamadım. Kitabın her satırının yıllar süren emekle örülmüş olduğunu, kitabın hikâyesini bilmemiş olsak bile, anlayabiliyoruz.

Heybemize dolduracağımız gündem maddeleri oldukça fazla

Kitabın içinden çıktığımızda, tasavvuftan, işkenceden, aşktan, kardeşlikten, yalnızlıktan, şiddetten, ilişkilerden, anne-babasızlıktan, istiklal mahkemelerinden, anlamsızlıktan, yetimlerden, alenilikten vesair birçok konudan, heybemize bolca dolum yapabiliyoruz. Misal 'bir çocuk büyürken etrafında anne-babası yoksa aslında kendi de yoktur'u tüm zerrelerimizle anlayabiliyoruz. Yetimliğin ne demek olduğunu, kalabalıklar arasında yalnızlığın ne kadar derin bir boşluk oluşturduğunu hissedebiliyoruz.

Bazı kitaplar ilk sayfalarda konunun öncesini özetler. Hatta konuyu da özetler. Konuya hâkim olma zamanını kitaba başlarken vermek ister. Bu kitap öyle değil, kitabın üçte biri bitmeden neden bahsettiğini tam olarak anlamıyorsunuz. Sağ salim sonuna ulaşabilirseniz ilk kısımda anlattıklarını bir yerlere oturtabiliyorsunuz. Kafanızda kırk tilki dönerken bu kitabı okumaya kalkışırsanız, sizi sersemletebilir.Ayşegül Genç

Kitabın dinamik dili ve kıvrak kelimeleri onu eğlenceli yaparken (mesela kocasından şiddet gören kadının bunu 'gözüme yediğim yumruk %20 görme kaybı oluşturmasaydı olaylara daha objektif bakabilirdim' şeklinde ifade etmesi), bazukadan fırlamış gibi ard arda gelen kelimeler ise size derin bir nefes aldırıyor önce, sonra geriye yaslandırtıyor (mesela bir yetimin duygularından bahsettiği paragraf olabilir bu, ya da yetimhane ziyaretine dair sarsıcı anlatımın olduğu bir kısım). Bir an metinden uzaklaşıp derin düşüncelere dalıyorsunuz, tekrar kitaba dönüşünüz dakikalar alabiliyor.

Kitaba rengini grinin tonları veriyor

Kitap Tekvir suresinden ayetlerle başlıyor, bu ayetlerin her biri sonra bölümlerin ismi oluyor. Yıldızlar bulandığında, dağlar yürütüldüğünde, kıyılmaz mallar bırakıldığında… Konular da bu ayetlerle ilişkilendiriliyor.

Kitapta insan malzemesi zengin, işkenceciden ibadete düşkün bir kadına kadar zengin. Fakata Suavi Kemal Yazgıç’ın dediği gibi kitapta “ne idealize edilmiş ‘kurban’ ne de yerin dibine batırılmış ‘zalim’ tiplemesi var”. Her yerde görmeye aşina olduğumuz siyah ve beyazdan oluşan keskin karakter ayrımları yok. Bütün kahramanlar grinin tonları. Saliha bir kadın cinayet işlemeyi düşünüyor, yıllarca insanlara eziyet etmiş bir adam vicdanıyla hesaplaşıyor. Sezai Karakoç’a, Necip Fazıl’a, İskilipli Atıf Hoca’ya ve tüm İstiklal Mahkemeleri şehitlerine ve tasavvufî kavramlara bolca atıf var.

Daha iyi bir isim olabilirdi

Biz, 'Ayşegül Genç ne yazsa okuruz timi' olarak bu kitabı çıkar çıkmaz hemen raflardan, hem de bir kaç tane alırız ama kitap alımında ismin önemli olduğu günümüzde, bu durum göz önünde bulundurularak daha iyi, üzülerek söylemeliyim ki daha çekici bir isim belirlenmeliydi bence.

Kitap Okur Kitaplığı’ndan çıktı. 200 sayfa. Kitaba ulaşabileceğiniz her yerden edinebilirsiniz. Daha fazla gecikmeden Ayşegül Genç fenomeni ile tanışmanızı öneririm.

Yusuf Temizcan okudu ve okunmasını tavsiye etti

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 11:46
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13