Kırk Hadis'i Kazım Sağlam'dan da okumalı

Kazım Sağlam, samimi ve ihlaslı kalemiyle ele aldığı “Kırk Hadis Tercemesi ve Şerhi”nde terceme ettiği tüm hadislerden ders çıkarmanın gayesini gütmüş..

Kırk Hadis'i Kazım Sağlam'dan da okumalı

https://www.ktpkitabevi.com/urun/kirk-hadis-tercemesi-ve-serhi

Allah (azze ve celle)’ın aziz Elçisi ve bizim de biricik rehberimiz/öğretmenimiz olan Muhammed (aleyhissatu vesselam)’in hayat verici sözlerinin bize ulaşmış halidir hadis-i şerifler. Müslümanın hayatında karşılaşabileceği pek çok mevzuyla ilgili durum tespiti ve çözüm önerileri sunma özelliği taşıyan hadislerle muhatap olmak, yaşantımızı Allah’ın Rasulünün çizdiği rota doğrultusunda sürdürmenin en güzel yoludur belki de. Gelişigüzel ve gayesiz ömür tüketmenin karşısına konulmuş nebevî düsturlardır hadislerimiz. Tuttuğumuz, baktığımız ve aktığımız her şeyde/her yönde vahyin kokusunu yayma tecrübesini sunmakla yükümlüyüz müminler olarak.

“Kişisel gelişim” diye ortaya atılan Batı tandanslı çalışmalara ve bunu Müslüman toplumlara angaje etmeye çalışanlara –iyi niyetli dahi olsalar-, en büyük ahlakı taşır hadislerimiz. Yaratıcının ve Elçisinin müdahil olmadığı sözler ve işlerde nasıl bir gelişim sergilenebilir ki? Heva, heves ve menfaat üçlüsünün ördüğü bir Batı kafasının, vahiy merkezli bir dünyaya talip olan ya da olmak zorunda bulunan insanlara, toplumlara vaziyet etmesi nasıl beklenebilir? Bunun neresinde iyi niyet gözlenebilir?

Hadisler alanında geçmiş âlimlerimiz (ruhları şad olsun), çok ama çok büyük zahmetler çekerek, geliştirdikleri belli usuller çerçevesinde hadislerin bize sağlam yollarla ulaşmasının çabasını vermişlerdir. Başta İmam Buharî ve İmam Müslim, sonrasında İmam Ahmed Bin Hanbel, İmam Malik, Ebu Davut, Tirmizî, Nesaî, İbn Mace gibi ümmetin iftiharı koca muhaddis âlimler, bu devasa yükü omuzlama şerefinde bulunmuşlardır. Rabbimiz cümlesini razı olunmuşlar yurdunda tutsun ve bizleri de kendilerine komşu kılsın. Âmin.

Bazı âlimlerimiz de, bu gelenekten tevarüs eden bazı hadis-i şerifleri belli kriterlere göre tasnif ederek insanlara sunmaya çalışmışlardır. Bunlardan biri ve belki de en bilineni İmam Nevevî’nin “40/Kırk Hadis” ismiyle meşhur olan eseridir. Aslında İmam Nevevî, Riyaz’us Salihîn hadis kitabıyla daha iyi bilinip tanınır. Kırk Hadis çalışması da bu eseri dâhilindeki hadis-i şeriflerden doğmaktadır. Kırk hadis geleneği, zannımızca Rasulullah’ın kırk hadis ezberleyip de hakkıyla gereğini yapanlarla ilgili verdiği müjde dolayısıyla önem kazanmaktadır. İşte, yürüyen Kur’an vasfındaki Muhammed Rasulullah’ın tamamen ilahî vahiyden damıtarak sunduğu söz kümelerinden bazılarını buluyoruz İmam Nevevî’nin Kırk Hadis’inde.

Bu usul, konu tekrarını engelleyerek kitabın hacminin de büyümemesini sağlamış

Zamanımızda “Kırk Hadis Tercemesi ve Şerhi” adında pek çok hadis kitabıyla karşılaşıyoruz. Burada hepsinin adını anmaktan ziyade, (çünkü Ferhat Özbadem kardeşimizin ve başka arkadaşlarımızın da bu meyanda haberleri yer almıştı burada daha evvel) bizim tercihimiz kıymetli Müslüman ağabeylerimizden Kazım Sağlam’ın, aynı zamanda sahibi olduğu ve editörlüğünü de yaptığı Buruc Yayınları’ndan çıkan ve ilk baskısı Mart 2010’da yapılan Kırk Hadis Tercemesi ve Şerhi çalışmasıdır.

Kazım Sağlam, samimi ve ihlaslı kalemiyle ele aldığı, terceme ettiği tüm hadislerden ders çıkarmanın gayesini gütmüş. Her bir hadisin metninden sonra, öncelikle kısa bir özet sunarak sözlerine başlamış. Dikkatli her okuyucu, bu çalışmada yine Buruc Yayınları tarafından neşredilen İmam Kurtûbî’nin yirmi ciltlik müthiş Tefsir’i el-Camiu li Ahkami’l- Kur’an’ından çokça faydalanıldığını farketmekte gecikmez. Bu da eserin lezzetini kat be kat artırıyor. Önem derecesinin ibresini yükselttikçe yükseltiyor.

Mütercimimiz şerhlerinde genel olarak konu bütünlüğünce hareket etmeye çalışmış. Sözü uzatmaktan ziyade, hadisin muradına göre sözler sarf etmiş. Pek çok konuyu içinde barındıran hadislerin bazılarında, kendinden önceki hadislerde geçen konulara da değinildiği olmuştur. Bu durumda kıymetli mütercim, yani Kazım Sağlam, aynı şeyleri tekrarlamaktan ziyade, önceki hadislerde bunlarla ilgili düşüncelerin belirtildiğini not düşerek, aslolan yeni konulara eğilmeyi tercih etmiştir. Bu usul, konu tekrarını engelleyerek kitabın hacminin de büyümemesini sağlamış. Hadis okuyucularının genelinde şu kanı hâkimdir: ‘Çok miktarda tekrar oluyor, bunun yerine farklı ve yeni hadisler konulabilirdi.’ Bu tekrarların yapılmasında haklı gerekçeler olsa dahi, okuyan için sıkıcı özellik taşıyor. Kazım Sağlam, bu uygulamasıyla bir anlamda bunun önüne geçmiş oluyor.

Amellerin niyetlere göre olması; iman, İslam, ihsan ve kıyamet alametleri; İslam’ın şartları; helaller, haramlar, şüpheli şeyler ve kalp; İslam’da savaş düzeni ve zahire uymak; takva ve güzel ahlak; istikamet üzere olmak; Allah’ın nimetlerine şükretmek; Allah’ın sınırlarını korumak; kötülüğe engel olmak; başkasının sıkıntısını gidermek; dua ve umut gibi her biri bir toplumsal yaraya merhem olan, imanı sağlamlaştıran, amele yönlendiren değerleri içinde barındıran hadis-i şeriflerin şerh edildiği mümince yaşama sofrası bu Kırk Hadis çalışması. Hangisinden tutulsa, tuttuğumuz önümüzde parlak bir kandil olur. İş, tutmayı ve taşımayı bilmede.

“Kırk Hadis”lerde neden kırk iki hadis var?

Son olarak, kimselerin dikkatini çekti mi bilmiyorum, ama benimkini gayet iyi çektiğindendir ki sizinle paylaşmayı gerekli görüyorum: “Kırk Hadis” adı verilen eserlerde, yani tasnifi İmam Nevevî’ye ait olan çalışmalarda kırk değil de tam kırk iki hadis var. Evet evet, tam olarak kırk iki hadis var. Hayret ettim, bu bir editöryal hata mı; yoksa sayısal bir şaka mı, bilemedim. Başka Kırk Hadis kitaplarına baktım, tek tek saydım hadisleri; evet sonuç aynı: Kırk iki hadis! Bunun sebebini ve dahi hikmetini merak ederek, “kime sorabilirim”, “kim bilebilir” diye düşünürken güzel âlimlerimizden biri olan M. Beşir Eryarsoy Hocamız aklıma geldi ve durumu hemen kendisine izah etmekte buldum çareyi. Allah razı olsun, gayet tatminkâr bir açıklamada bulunarak zihnime su serpti. Yoksa zihnimin hali haraptı ey kıymetliler!

Gelelim kırk’ı kırk iki yada kırk iki’yi kırk yapan hususa: Arapçada küsüratlar dikkate alınmazmış, ya aşağı ya da yukarı yuvarlanırmış. Bundan ötürü de normalde kırk iki hadisten müteşekkil olan çalışmasını, bize kırk hadis olarak miras bırakmış İmam Nevevî (rahmetullahi aleyh). Beşir Hoca ayrıca şu meyanda sözler kaydetti: Kendisinin terceme ettiği Nazım Muhammed Sultan‘ın Ana Çizgileriyle İslam (Guraba Yayınları) adlı ayrı bir Kırk Hadis şerhi olan kitapta, yazar burada geçen hadislerden ikisinin zayıf olduğunu, bunları belirtmekle beraber okuyucunun dikkatli olması gerektiğinin altını çizmiş.

Üç günlük hayatımıza yönlerin en sağlamını verecek gürlükte olan Rasul sözlerini kuşanma bahtiyarlığına bugün ermeyeceğiz de başka hangi güne bırakacağız bu güzelliği? Kur’an ve Sünnet potasında eritilerek kıvama eriştirilen tüm kişilikler, dünyanın umudu ve ukbanın mağruru olmaya hak kazanmışlar demektir. Mümin olup da kim onlarla aynı safta buluşmak istemez ki? Buyurun, saflarımız sık ve düzgün olsun. Ki, lanet üzerine olasıca şeytan, üzgün olsun. Böylece kurutulan damarlarımız kan bulsun, can bulsun…

Fatih Pala yazdı

Güncelleme Tarihi: 26 Aralık 2018, 10:11
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
S.Vural
S.Vural - 6 yıl Önce

Çok güzel bir yazı olmuş Fatih Kardeşim. Allah O'nun ve rasulunun yolundan ayırmasın. Samimi ve ihlaslı kalemleri ziyadeleştirsin inşallah....

Sait Ali Ekinci
Sait Ali Ekinci - 3 yıl Önce

Fatih Kardeş, Kalemine ve yüreğine sağlık. Kazım Hoca, Hadisleri âdeta özetlermiş içinden Kırk tanesini damıtmış. Sen de Kırk Hadisi damıtarak sunmuşsun önümüze...Buna Lüb'ü Lüb (özün özü) demiş eskiler...Ve de baktım ki 3 yıl önce yayınlanmış bu yazı. Ben yeni okudum. Emin olun sanki yeni yazılmış gibi geldi bana. Allah razı olsun. Elinize, yüreğinize ve kaleminize sağlık.

banner19

banner13