Kimlik tercihinde Müslüman kalabildik mi?

Mehmed Alagaş’ın ‘Kimlik Tercihi’ kitabı, Müslüman kimliğin olmazsa olmazlarına değiniyor.

Kimlik tercihinde Müslüman kalabildik mi?

Yaşanılan zamanın rutin akışı içinde kaybettiklerimizi arama yolculuğunda karşılaştığımız güçlükleri aşma yoludur kitap... Okumayı, yaşamımızı biçimlendirme sürecinde aksayan düşünce akışımızı yönlendirme, doğru anlama yetisi kazanma ve tüm bunları bir sistem dahilinde hayatımıza aksettirme farkındalığı açısından önemsiyorum. Günümüz dünyasında bigane kaldığımız kendini düşünce dünyasında hazırlama, yetiştirme anlayışı; farklı mecralarda çoğu zaman yetersiz/kısır bir döngü halinde kendini göstermektedir.

Kendisine vahyedilen kitaptaki ilk emri "Oku" olan toplum ve inanç anlayışından fersah fersah uzaklaşıp geçmişle bağlarını koparan, üstünlüğü emperyalizmin sıcak-aldatıcı yüzünde arayan insanlar yığını toplumlar olduk. Somut değerlerin ışığında yöneteceğimiz zihin/ruh ve inanç dünyamızı, yanıltıcı soyut kavramlarla doldurmaya çalışır olduk. İnsan olma yolunda iç dünyamıza yapacağımız yolculukta sorular sormayı, cevaplar aramayı, beşer olmaktan çıkıp kul olmayı dinamik yaşam çizgisinden ayrı düşündük. Oysa ki, insan olmanın kul olmaktan geçtiğini, inanç dünyamızı şekillendirmenin en birinci kuralının "okumak/anlamak/uygulamak" üçlüsü olduğunu düşünce dünyamızın arkasına attık belki de...

Müslüman toplumların ruhsal ve zihinsel karmaşasına yanıt aramışMehmed Alagaş, Kimlik Tercihi

Bu üçlü sistemi lise yıllarından itibaren şiar edinmeme sebep olan kitaplarım arasında zaman zaman kısa yolculuklar yapmak hep mutlu etmiştir beni. Kitaplarını, defterlerini, notlarını saklayan bir yapım olduğu için liseden itibaren biriktirdiğim her şeyi tekrar gözden geçirme fırsatım oldu. Kitaplarım arasında yaptığım düzenleme yolculuğunda okuduğum kitaplar ile ilgili küçük notlar geçti elime. Liseden kalma, hatta unuttuğum notlardı bunlar...

O notlardan biri, Mehmed Alagaş'ın İnsan Dergisi Yayınları'ndan çıkan Kimlik Tercihi isimli kitabına aitti. Okurken yazarın üzerinde durduğu konular ile ilgili ayrıntılı ve düzenli notlar alarak zihnimde bir yere konumlandırmaya çalıştığım detaylar belki de. Yazar, kitabında dört soru ile Müslüman toplumların ruhsal ve zihinsel karmaşasına yanıt aramış. Ruh/zihin/inanç dünyamızda, Allah'ın, Peygamberin ve kutsal kitap Kur'an-ı Kerim'in yerini sorgulamış. Bu minvalde “Müslüman kimlik” algısındaki karmaşayı açıklamaya çalışmış. Bu dört soruya ve yazar Alagaş'ın açıklamalarına değinmekte fayda var.

1-Allah’a inanıyor muyuz?

Yazar bu soruya verdiği cevaplarda, Allah'a inanmak ile Allah'a iman etmenin farkını ortaya koymuş. Toplum içinde Allah'ı inkâr vasfının olmadığını, ancak aynı kişilerin inkârdaki ısrarlarını iman etme konusunda göstermediklerini, imanın gereği olan eylemlere bir yaklaşma, yakınlaşma olmadığını ifade etmiş. Bunun sebebini de, insanlardaki yanlış ve eksik Allah telakkisine bağlamış. Allah hakkındaki yanlış ve eksik telakkilerin nedenini, insanların imanla bağ kurmamalarına, âlemlerin Rabbi olan Allah'ı dosdoğru tanımamalarına, zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah'ı çok uzaklarda telakki etmelerine bağlamış ve bunları ayetler ile açıklayarak sorusuna cevaplar vermiş.

2-Son Peygamber Resulullah (s.a.v)’e inanıyor muyuz?

İkinci soruda, inanç sorgulamasını bir adım öteye götürmüş ve Allah'ın Resulüne olan bağlılığımızı sormuş. Toplum içinde Allah'a inanıp, onun Peygamberine inanmayanların Allah ile Resulünün arasını ayıran olduklarını, Allah'ın kendisine elçi seçtiği Peygamberini anlamadıklarını ifade etmiş. Resulünü tanıdıkça Allah'ı daha çok tanıyacağımızı, onu anladıkça Allah'ı daha çok anlayacağımızı ve daha çok seveceğimizi dile getirerek, Allah'a ulaşmanın yolunun Resulünu tanımaktan/anlamaktan/sevmekten geçtiğini vurgulamış.

3-Kur’an-ı Kerim’e inanıyor muyuz?

Yazar Alagaş, kitabındaki üçüncü sorusunda içinde yaşadığımız toplumun “Müslüman kimlik” paradigmasına değinmiş ve inanç yolundaki adımlarımıza Kur'an-ı Kerim'i ekleyerek sorular yöneltmiş. İnandığımızı söylediğimiz Kur'an-ı Kerim "neleri ihtiva etmektedir, niçin indirilmiştir?" gibi sorulara verilen cevapların yeterli olmadığını, Kur'an-ı Kerim'e olan inancın, kutsal kitabı okumaktan/anlamaktan/uygulamaktan geçtiğini vurgulamış. Netice olarak Kur'an-ı Kerim'in süslü kılıflarda saklanamayacağını, yaşamımızı yönlendirmede yegâne bir aydınlatıcı olduğunu ve bu gerçekler istikâmetinde kutsal kitaba inanmamız gerektiğini ifade etmiş.

4-Kur’an-ı Kerim, yaşamamız gereken evrensel bir kitab mıdır?

Mehmed Alagaş, Kimlik TercihiBu son sorunun açıklamasını şöyle bitirmiş yazar; "Lütfen cevap veriniz: İslam'ın en temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerim ölülere okunması için mi, yoksa dirilerin yaşaması için mi gönderilmiştir?" Alagaş'ın bu son cümlesinden yola çıkarak, neden Kur'an-ı Kerim'in evrensel bir kitap olduğunun yanıtını elbette bulabiliriz. Günümüzde kimi kural koyucular ve emperyalistler için on dört asır evvel gelmiş kitabın günlük hayatımızı yönlendirmede yetersiz kaldığı fikri savunulabilmektedir. Yazarın da tüm bu eleştirilere karşın, Kur'an-ı Kerim'in geçmiş/bugün/gelecek arasındaki en sağlam bağa ve yönlendirmeye sahip olduğunu ifade etmesi bu anlamda önemlidir. İslam dininin belli zümrelerin çıkar ilişkilerine göre şekillendirilemeyeceğini, öncelikle salt insana değer veren, insanî değerleri ön plana çıkaran evrensel bir kavrama özelliğine sahip olduğunu vurguluyor yazar.

Bu bağlamda yazar, rehber olarak vahyedilen Kur'an-ı Kerim'in tüm insanlara eşit kurallar ihtiva ettiğini, kimseyi kayırmadan herkese aynı ölçüde ışık olduğunu söylemektedir. Netice itibariyle Kur'an-ı Kerim dogmatik bakış açısıyla değerlendirilemez, asırlardır gelişen sorunlara çözüm yolunu en temel ve dinamik cevaplarla gösterebilecek ilahi bir özelliğe sahiptir. Yazarın açıklamasındaki son cümlesi bu anlamda önemlidir.

Hasılı, Alagaş'ın Kimlik Tercihi kitabında, “Müslüman kimlik” algısına bu dört soru ile verdiği yanıtlar, günümüz dünyasında eksik, girift bir hâl almış "Müslüman insan" vasfını tanımlamada ve anlamada önemli detaylar içermekte. Yazar, inanmanın, iman etmenin esasları doğrultusunda, bu sorulara, “Müslümanım” diyen herkesin şüphesiz ve teslimiyet içinde evet demesi gerektiğini ve bunun, yaşantısına davranış bütünlüğü içerisinde yansıtmasıyla mümkün olacağını ifade etmektedir.

Mehmed Alagaş ayrıca “Müslüman" olma vasfının da bir tercih olduğunu, insanların inanma ve inandıklarını yaşamlarına aksettirme konusunda da özgür olduklarını vurgulamakta ve "Müslüman" olmanın ancak salt teslimiyet ile gerçekleşebileceğini söylemektedir.

Havva Dalkın yazdı

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2018, 13:05
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Burak USLU
Burak USLU - 7 yıl Önce

Fotoğraftaki kubbeye vuruldum. hangi caminin hangi mimarın hangi medeniyetin eseri bu?

banner19

banner13