banner17

Kimler Ekberîymiş, şaşarsınız!

İbn Arabî ve Ekberîlik kitabı çok önemli bir eser. Neden önemli? Çünkü İlker Jandar ciddi bir iz sürmüş. Yıllarca notlar almış.

Kimler Ekberîymiş, şaşarsınız!

İbn Arabî’yle ilgili okumalar yaparken bir arkadaşım, Yetkin İlker Jandar’ın İbn Arabî ve Ekberîlik kitabına bakmamı da istedi. Erzurum’da bulmanın zor olacağını söyledim kendisine. Fakat  ertesi gün Birey Üniversite Kitabevi’nde, içinde canlı kelimeler saklayan dostlarla birbirimize bakışırken, birden bana raflardan göz kırpanın Ataç’tan çıkmış o kitap olduğunu fark ettim. Bu güzel tevafuktan sonra o güzeli anlatmamak olmaz diye düşündüm.

İbn'ül Arabî ve Ekberîlik, Yetkin İlker Jandar
(+)

Kitap nasıl ortaya çıktı?

İlker Jandar ismini daha evvel dergilerden okuduğum hikâyeler dolayısıyla biliyordum. Bu yüzden böyle bir kitabıyla karşılaşmış olmak benim için bir sürpriz oldu. Kitabı okumaya başlayınca bu sürprizin büyüklüğünün ve güzelliğinin ayırdına varmaya başladım. Önce kitabın tekevvün macerasından bahsedelim biraz: Efendim bu eser tam 12 yılda oluşmuş. Muhyiddin İbn Arabî’yi ve eserlerini anlamak için okumalara başlayan yazar, hem mevzunun/kişinin zorluğundan hem de güzellik ve etkileyiciliğinden olsa gerek, nirengi noktaları not etmeye başlıyor.

Zannediyorum önceleri cebelleşerek kavramaya çalıştığı Şeyh-i Ekber, bir süre sonra yazarın dizlerini kırmasına sebep oluyor. Böylece kitabî okumalarla birlikte geleneksel usule de yöneliyor. Ehl-i dilin rahle-i tedrisinde bu Sahilsiz Umman’a dalmaya başlıyor. Artık cedelleşme, ruhun ve kalbin katılımıyla zevkli ve irfanî bir tecrübeye de dönüşüyor. Yazarın ‘üstadım, hocam, rehberim, sebeb-i hayat ve huzurum’ dediği merhum Ahmet Sadık Yivlik’in ve O’nu yetiştiren üstadların aziz ruhlarına ithaf ettiği bu değerli ve hacimli eser (424 sayfa) Şeyh-i  Ekber’i  ve Ekberîlik’in günümüze kadarki tarihsel ve manevi serüvenini  özet bir şekilde okuyucularına sunuyor.

Kitabın ciddiyetini ve önemini yazarın bu işi ne denli büyük ve iddiasız bir aşkla yaptığını öğrendiğimizde ve elbette kitabı okuduğumuzda daha iyi anlıyoruz. Çünkü sadece yüzlerce eseri tek başına okumakla kalmamış Jandar. Hem rehberi Sadık Yivlik Beyefendi’den manevi feyz alarak hem de karşılaştırmalı okumalar yapan Mehmet Serhan Tayşi Hoca’dan yardım ve destek görerek en çetrefil meseleleri anlamaya ve elbette anlatmaya çalışmış. Ayrıca İSAM’da Ekrem Demirli’nin Füsus okumalarına da devam etmiş.

El Hamra Camii duvarından bir detay

Vahdet-i Vücud’u anlaşılır kılmak için

Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde İbnü’l Arabî’nin yaşamını ve şahsiyetinin teşekkülüne etki eden faktörleri anlatıyor. Bölümün sonunda ise Vahdet-i Vücud’un en temel ve anlaşılması zor kavramlarını anlaşılır kılmak için değerli eserlerden alıntılarla nokta atışlar yapıyor. Okuyucunun anlayış ve kavrayışını zorlayarak meselenin özünü açık etmeye çalışıyor. 

Hızır’dan hırka giyinmek

İkinci bölümde İbnü’l Arabî ve Ekberîlik konusuna giren yazar, burada İbn Arabî’nin tesirlerinin genel bir panoramasını veriyor bizlere. Özellikle Füsus’ul- Hikem’e yapılan 130’dan fazla şerhe dikkat çekiliyor. İbn Arabî düşüncesinin-irfanının sufiler üzerindeki rengârenk etkilerine de değinildikten sonra; Ekberîlik’in Üveysi karakteri, Hızır’dan hırka giyinmek, önceki şeyhlerin ruhaniyetleriyle görüşme (mesela Ebu Medyen’le) ve Abdülkadir Geylani hazretlerinin çeşitli yollardan geçerek Şeyh-i Ekber’e ulaşan hırkası, ayrıca gerçek Melamet’in İbn Arabî için önemi  aktarılarak, Ekberîlik’in mahiyetini anlamamız gayreti güdülüyor. Bu mahiyet itbariyle pek çok meşayıh, sufi yüzyıllarca sonra bile İbn Arabî tarafından irşat edildiklerini söylemişlerdir. Özellikle 2. ve 3. Dönem Melamiler’i için vahdet-i vücut ve İbn Arabî muhteşem ve aşılmaz bir şeyhtir. İkinci bölümün sonunda ise bir sosyolog titizliğiyle tüm İslam coğrafyasında İbn Arabî’nin ve eserlerinin etkisi –katkısı kişiler, eserler ve müesseseler bağlamında anlaşılır bir şekilde izah edilmiş.

Ekberîlikten beslenenler kimler?

Üçüncü bölümde İbnü’l-Arabî’nin takipçileri ve Ekberî müellifler  ele alınmış. İslam tarihindeki 340 şahsiyetin kısa biyografilerinin yer aldığı bu bölüm kitabın şah beytidir ve fakat çok uzundur. Çünkü tarihin çeşitli dönemlerinde, farklı coğrafyalarda yaşamış ve bazen birbirine çok uzakmış gibi duran bu büyük adamları bir çatı altında toplamak cesurca ve övgüye değer bir yazarlık başarısıdır. Her birinin Ekberî damardan nasıl beslendiğini fikirlerinden, eserlerinden örnekler vererek tüm bu söz sahibi ekâbirin rastlantı sonucu bir araya toplanmadıklarını bize göstermiş oluyor. Sanırım İbn Arabî’den ve Ekberîlik’ten beslenmiş, etkilenmiş farklı ekollere mensup âlimler, şairler, filozoflar, kumandanlar, devlet adamları, şeyhler ve pek çok alandaki isimlerden bazılarını buraya alıntılarsak meramımızı daha iyi anlatmış oluruz.

İşte Jandar’ın büyük bir emek ve sevgiyle bir araya getirdiği notların toplamından oluşan ama kesinlikle bir akademisyenden daha fazla titizlik ve ilmî hassasiyetle çalışılmış, kuru ve sıkıcı bir üsluptan uzak, zevk veren, kalbe manevi hazlar yaşatan bu eserdeki bazı şahsiyetler: Abdullah Bedr el-Habeşi, Ahi Evran, İmam Şusteri, İbn Seb’in, Sadreddin Konevi, Fahreddin Iraki, Nesefi, Kaşani, Nahcuvani, İbn Ataullah İskenderi, Şeyh Edebali, Âşık Paşa, Şebüsteri, Davud Kayseri, Seyyid Nesimi, Şerif Cürcani, Şeyh Bedreddin, Süleyman Çelebi, Cili, Molla Fenari, Molla Cami, Celaleddin Süyuti, İdris-i Bitlisi, İmam Rabbani, Aziz Mahmut Hüdayi, Molla Cezeri, Abdullah Bosnevi, Sadreddin Şirazi, Katip Çelebi, İsmail Hakkı Bursevi, Hasan Sezayi Gülşeni, İsmail Gülenbevi, Şeyh Galip, Darkavi, Ahmet Ziyaeddin Gümüşhanevi, Filibeli Ahmet Hilmi, Hüseyin Vassaf, Esad Erbili, Ömer Muhtar, Şeyh Ahmed el-Alavi, Ahmet Avni Konuk, Mecdi Tolun, Ferid Kam, Ali Ayni, Tahirül Mevlevi, Şemseddin Yeşil, Muzaffer Özak, İmam Humeyni, Ahmet Sadık Yivlik...

İlker Jandar'ın bu nitelikli çalışması, ilmî ve manevi anlamda 'yetkin'leşmemiz için işaret ışıklarını yakmış, biz okuyucularını bekliyor.

 

Mustafa Nezihi Pesen kitabı başucuna koydu

Güncelleme Tarihi: 22 Nisan 2016, 11:16
YORUM EKLE
YORUMLAR
yavuz altınışık
yavuz altınışık - 9 yıl Önce

uzun zaman sonra ilker jandar'ın izine rastlamak ne büyük memnuniyet. bu satırları okuyorsa ilker ağabeye selamlarımı iletirim...

yavuz altınışık
yavuz altınışık - 9 yıl Önce

yaklaşık on iki yıl önce yaptığımız bir sohbette ilker jandar, üstad sezai karakoçun da üveysi meşrepten olduğunu söylemişti yalnızlığı ve birbaşınalığını katederek... tıpkı veysel karani ve ebu zer gıfari hazretleri gibi. o gün bu gündür hiç unutmam bu anektodu... ilker jandar'la bir daha karşılaşıp muhabbet etmek isterim...

Hatice Algın
Hatice Algın - 9 yıl Önce

bu haberin kendi adıma zamanlaması epeyce iyiydi. başucuma koydum inşallah.

Yağız Gönüler
Yağız Gönüler - 3 yıl Önce

Lütfi Filiz merhum da Ekberî idi. Ruhu şad olsun.

banner8

banner19

banner20